GIZIL ALMA
KIZIL ELMA
*
Yalın bolsa övsübersin oot saçıp,
Aadam erki, aadam eli eremez.
Ayazı hem oodı yeñip bilmeseñ,
Baağda bääğül döremez.
*
*
Alevse parıldayıversin ateş saçıp,
İnsan iradesi, insan eli erimez.
Ayazla ateşi yenemezsen,
Bahçede gül türemez.
*
325 GÖÖK BUKCA
1
1 - Gözüñ aaydıñ, a gıız!..
- Gutlı bolsun, gıız!..
- İn-dää bolaaycağam, toy tutulsa tiiz.
- Yazaaysana yene, yeññe, bir haalı,
Nääme beydip duursuñ tapmayaan yaalı?..
- Hanı meniñ ağtığımıñ toy paayı?
- Gısğanma, aacıraak atsana çaayı!..
- İndi Dursun ecääñ gözi yer görmez,
Biz yaalı garııba gıızınam bermez...
- Öñ nääme gıızınıñ baar mıdı kemi?
Gızıldan bolmalı şayınıñ cemi...
- Gızıldan Yıldızlaa gızıldan galıñ...
Yañramaañ, yiğitler, yeri laal boluñ,
Aadam harııt dääldir, bahası bolmaz,
Yiğit bolan galıñ berip, gıız almaz.
Gayraatıñız bolsa, oña söydüriñ,
"Şuu yiğit meniñki bolsun"
diydiriñ
Diyip, gııcıt berdi dilevaar gelin,
Yomakçı yiğitler diişledi dilin...
2 - Dursun dayza, geçi soycak mı, goyun?..
- Kolhoza yüklecek bolyaamış toyun.
- Gülcemal caanımıñ öözi hanı, gıız?
- Kanturaa gitdi-le, geler ine tiiz.
Geçiñ, tööre geçiñ!
Çaay içiñ ine!
Diyip, aladalı ılğayaar ene...
3 Gulak salıñ enääñ gövün saazına!
Atasız ösdüren yalñıız gıızına
Zähmet Gahrımaanı diyen ulı aat
Berilipdir.
Oobadaşlar örään şaat.
4 Henek mi,
Kinaaya,
Yomak,
Şorta söz...
Daarıkma, daarıkma, baarısına döz.
Dözğün, Dursun ece!..
- Kempir baayadı...
Gızıldan saldırğın, Dursun, haayadı...
5 Dözyää Dursun ece.
Dözyää baarına.
Yööne veli yañı yene biirine
Demlenmedik çaayı edipdir hödür.
Birden büdüreyäär yer büdür südür...
325 MAVİ ZARF
1
1 - Gözün aydın, a kız!..
- Kutlu olsun kız!..
- Artık olacak düğün edilse tez.
- Sersene yine yenge bir halı,
Neden böyle duruyorsun bulamamış gibi?..
- Hani benim torunumun düğün payı?
- Esirgeme, acırak atsana çayı!..
- Artık Dursun ananın gözü
yükseklerdedir,
Bizim gibi garibe kızını vermez...
- Önce kızının kusuru mu vardı ne?
Altından olmalı ziynetinin hepsi...
- Altın Yıldızlı'ya altından başlık...
Boş konuşmayın gençler, haydi susun,
İnsan mal değildir, fiyatı olmaz,
Yiğit olan başlık verip kız almaz.
Cesaretiniz varsa, ona sevdirin,
"Şu genç benimki olsun"
dedirin
Deyip sitem etti hatip gelin,
Nüktedan gençler dişledi dilin...
2 - Dursun teyze, kesecek misin keçi,
koyun?..
- Kolhoza yükleyecek oluyormuş toyun.
- Gülcemal'cığımın kendisi hani, kız?
- Büroya gitti de, gelir tez.
Geçin, baş köşeye geçin!
Çay için hadi,
Deyip telaşla koşuyor ana...
3 Kulak verin ananın gönül sazına!
Babasız büyüttüğü yalnız kıza
Zahmet Kahramanı diye büyük ad
Verilmiştir.
Köylüler çok mutlu.
4 Lâtife mi,
Kinaye,
Nükte,
Espri mi?..
Daralma, bunalma, hepsine katlan.
Sabret, Dursun ana!..
- Yaşlı kadın zenginleşti...
Altından yaptır Dursun, avluyu...
5 Katlanıyor Dursun ana.
Katlanıyor hepsine.
Fakat az önce yine birine
Demlenmedik çayı etmiştir ikram.
Birden ayağı sürçüyor; yer yamru
yumru...
2
1 Yağış yaalı yağdı hat üstüne hat.
Petde petde bukca, gat üstüne gat.
Garabağır ene gitdi iñkiise.
Gıızınam tapanook, sooraayın diyse...
2 "Kimden buu bukcalar,
Kimden buu hatlar?
Yağış dek yağıp duur günde telgram.
Yaa gıızım?..Garañkı maña buu zaatlar...
Bolup bilmez!.."
Caanı tapmadı aaram.
3 Sırlı hatlar mañızına batanook,
İki gündir, ol raahat yatanook.
3
1 Gıızı bolsa stolunıñ başında,
Üncää giden ecesiniñ gaaşında
Kimedir yene de hat yazıp otıır.
Öñünde bir desse telgram yatıır...
2 "Ösdürdim, ekledim, sakladım seni,
Naamaarda daa määtääç etmedim, baalaam.
Tumar bilip, dööşe bekledim seni,
Sen zeraarlı, turup gitmedim,
baalaam"
Diyip, ööz içini gepledyää ene,
Yaada düşyää gıızıñ kaakası yene.
3 "Uruş gursun, uruş daağı sıınaamda...
Nepi nääme yanan caanı gıınaamda?
Edil onuñ gözi...Gözüñe gurbaan,
Sözle, baalaam, sözle, sözüñe gurbaan.
Eneñden sırıñı gizleme indem.
Gözümiñ guvancı, caan ciğerbendim".
4 Yağtı yaaşıl çırasınıñ yalkımı.
Aayna yaalı, aak gıızınıñ alkımı.
Yazyaar.
Bozyaar.
Yazyaar.
Yene yılğıryaar...
Kim bilyäär kalbında nääme hıyaal baar?
2
1 Yağmur gibi yağdı mektup üstüne mektup.
Yığın yığın zarf, kat üstüne kat.
İyi kalpli ana kapıldı endişeye.
Kızını da bulamıyor, sorayım dese...
2 "Kimden bu zarflar,
Kimden bu mektuplar?
Yağmur gibi yağıp durur her gün telgraf.
Ah kızım?.. Karanlık bana bunlar...
Olamaz!.."
Canı bulmadı huzur.
3 Sırlı mektuplar hoşuna gitmiyor,
İki gündür, o rahat yatmıyor.
3
1 Kızı ise masasının başında,
Endişelenen anasının karşısında
Birisine yine mektup yazıyor.
Önünde bir deste telgraf duruyor...
2 "Besledim, büyüttüm, korudum seni,
Namerde muhtaç etmedim, yavrum.
Tumar* bilip, bağrıma bastım
seni,
Senin için, kalkıp gitmedim,
yavrum"
Deyip içini geçiriyor anne,
Hatıra geliyor kızın babası yine.
3 "Vuruşsun, savaş yarası sinemde...
Faydası ne yanan canı yaktığımda?
Tıpkı onun gözü...Gözüne kurbanım,
Konuş yavrum, konuş, sözüne kurbanım.
Annenden sırrını gizleme daha fazla.
Gözümün gururu, canımın özü."
4 Aydınlık yeşil lâmbasının ışığı.
Ayna gibi ak kızının gerdanı.
Yazıyor.
Bozuyor.
Yazıyor.
Yine gülümsüyor...
Kim bilir kalbinde ne hayaller var?
-----------------------------
*.
Kadınların boyunlarına takındığı; uzun, sivri ve yuvarlak türleri bulunan bir
ziynet eşyası.
5 Gözüniñ gııtağın aylayaar
ene:
Tääze bir bukcaanı açdı ol yene.
Doodakları bilen okayaar hatı.
Birden gaçan yaalı sabrı, taakatı,
Tolğunıp, yerinden galdı Gülcemal,
Yene göök bukcaanı aldı Gülcemal.
Göz astından ecesine esetdi.
Töördääki aaynaanıñ öñüne ötdi.
Ol bağrına basdı göökce bukcaanı,
Hamaala, bukcada baar yaalı caanı.
Yöreyäär...
Yılğıryaar...
Aaynaa garayaar...
Kim bilyäär gövnünde ne hıyaalı baar?
6 Dursun ece ardıncıraap, gerindi:
- Yatsañ bolmayaar mı, kööşeğim, indi.
Gitmelidir yene iirdenem iişe...
(Şey diyende, yataayaardı hemiişe.)
- Yene de aazacık okaayın, ece.
Näämüçiindir, meniñ asıl buu giice
Gözüme birhiili uukı gelenook.
7 Dursun ece maanı aañıp bilenook,
Pikir etdi, ooya batdı ol uzak.
Övrüldi yerinde ençeme gezek,
Yaarpısı geçse de uzıın giicääniñ,
Uukusı gelenook Dursun ecääniñ.
Garabağır ene gitdi iñkiise,
Gülcemal uuklaapdır, sooraayın diyse...
4
1 Aahır çıdamadı gaabancañ ene,
Gıızınıñ başını gısdı gövsüne:
- Inan, gıızım, Altın Yıldızıñ seniñ
Depäämi asmaana yetirdi meniñ.
Yööne saña, göryään, bolupdır bir
zaat...
Yağıp duur, yağıp duur telgramdır hat.
Buu nääme bolduğı? Kimden bukcalar?
Münder münder boldı gitdi tekceler.
Göök bukcaanıñ, göryään, bir belaası
baar..."
2 Gıızı edil kaakası dek yılğıryaar:
- Moskvadan buu desse.
Buu hatlar Aşğabatdan.
Gumdan gelen üç esse,
Çekinme, ece, hatdan...
3 - Gövnüme bolmasa, gözümiñ nuurı,
Şuu günler sağlığıñ yook yaalı uğrı.
Onsoñam...Gumrı dek göökce bukcalar...
Münder bolup gitdi indi tekceler.
5 Göz ucuyla bakıyor anne:
Yeni bir zarfı açtı o yine.
Dudaklarıyla okuyor mektubu.
Birden kaçmış gibi sabrı, takatı,
Heyecanlanıp yerinden kalktı Gülcemal,
Yine mavi zarfı aldı Gülcemal.
Göz altından annesine baktı.
Baş köşedeki pencerenin önüne geçti.
Bağrına bastı mavimsi zarfı,
Sanki zarfta var gibi canı.
Yürüyor...
Gülümsüyor...
Pencereye bakıyor...
Kim bilir gönlünde ne hayali var?
6 Dursun ana öksürüp gerindi:
- Yatsan olaz mı köşeğim artık.
Gitmen gerekir yine erkenden işe...
(Böyle deyince yatıyordu her zaman.)
- Yine de birazcık okuyayım, anne.
Nedense benim doğrusu bu gece
Gözüme bir türlü uyku gelmiyor.
7 Dursun ana bir anlam veremiyor;
Düşündü, uzun düşünceye daldı o.
Döndü yerinde defalarca,
Yarısı geçse de uzun gecenin,
Uykusu gelmiyor Dursun annenin.
İyi kalpli ana kapıldı endişeye,
Gülcemal uyumuştur, sorayım dese...
4
1 Sonunda dayanamadı kıskanç anne,
Kızının başını yasladı göğsüne:
- İnan kızım, Altın Yıldız'ın senin
Tepemi gök yüzüne değirdi benim.
Lâkin sana, görüyorum, olmuş bir şey...
Yağıyor,
yağıyor telgraf ve mektup.
Bu olanlar nedir? Kimden bu zarflar?
Yığın yığın oldu gitti raflar.
Mavi zarfın, görüyorum, bir belâsı
var..."
2 Kızı tıpkı babası gibi gülümsüyor:
- Moskova'dan bu deste.
Bu mektuplar Aşkabat'tan.
Çölden gelen üç kat,
Çekinme anne mektuptan...
3 - Bana öyle gelmiyorsa, gözümün nuru,
Bu günlerde sağlığın değil gibi yerinde.
Ondan sonra da...Kumru gibi mavimsi
zarflar...
Yığın olup gitti şimdi raflar.
4 Gara gözler gıya bakıp, yılğıryaar.
Kim bilyäär kalbında nääme hıyaalı baar?
5 - Ece, hatıırcem bol, gaabanma, ece,
Senden gizliin sırım bolmaz yekece...
Tekceden bukcaanı aldı, yaydandı,
Yañağı yañadaan kööz kimiin yandı:
- Göök bukcada, kääbääm ecem,
Göök bukcada gıızıñ caanı.
Baar bukcadan zıyaat göryään,
Caanım ecem, göök bukcaanı.
Aylar ecääñ oğlı Mırat
Garağumdan yazyaar onı.
Baar bukcadan göryään zıyaat,
Caanım ecem, göök bukcaanı.
6 Gaayıp boldı eziiz enääñ gümaanı,
Aahır buu yağdaydan çıkardı maanı.
7 - Çınaar yaalı boyuñ, gıızım,
Goşa bolsun toyuñ, gıızım,
Saña yaraan maña yaraar,
Tutayın toy şayıñ, gıızım!
1954
326 IINCALIKSIZ NESİL
1
1 Gara gaaşın çıtıp,
Günorta çaağı
Gözüniñ garası, gözüniñ aağı
Dövranı duydaansız geldi gazıdan,
Ene ayrılan dek boldı azıdan:
Yılıñ buu pasılı dayhaanı Şabat
Gazıdan goybermez...
Süññem-ää aabaat?..
2 Çaayını öñüne alanda oğlı,
İñkiisini ortaa atdı gıssağlı:
- Caanıñ beri sağ mı?..
- Tuut yaalı ... Hayıp...
Eden iişimden-ää tapmadı ayıp.
- Gazı gutardı mı?
- Gutaar niirede!
- Gaydıp gelääyipsiñ... Biziñ tiirede...
- Esek miiraap bilen çaknışdık, ece.
- Tooba, tağsıır, tooba! Eyğilik bolsun!
- Bövet bascak boldı meniñ baadıma.
Goy, öözem yaaşlığnı yaadına salsın.
4 Kara gözler göz ucuyla bakıp
gülümsüyor.
Kim bilir kalbinde ne hayali var?
5 - Anne sakin ol, kıskanma anne,
Senden gizlim saklım olmaz biricik...
Raftan zarfı aldı, çekindi,
Yanağı yeniden köz gibi yandı:
- Mavi zarfta, sevgili anam,
Mavi zarfta kızının canı.
Bütün zarflardan üstün görüyorum,
Canım anam, mavi zarfı.
Aylar ananın oğlu Mırat
Karakum'dan yazıyor onu.
Bütün zarflardan görüyorum üstün,
Canım anam, mavi zarfı.
6 Kayboldu aziz ananın kuşkusu,
Sonunda bu durumdan çıkardı mana.
7 -
Çınar gibi boyun, kızım,
Çifte olsun toyun, kızım,
Sana uygun gelen bana uyar,
Göreyim düğün hazırlığını kızım!
1954
326 HUZURSUZ NESİL
1
1 Kara kaşını çatıp,
Öğle vakti
Gözünün karası, gözünün akı
Dövran'ı aniden geldi kazıdan,
Ana ayrılmış gibi oldu azıdan:
Yılın bu mevsimi çiftçiyi Şabat
Kanal kazmadan bırakmaz...
Üstü başı da düzgün?..
2 Çayını önüne alırken oğlu,
Endişesini ortaya koydu hemen:
- Bari sağlığın yerinde mi?..
- Turp gibiyim... Yazık...
Yaptığım işte de bulamadı hata.
- Kanal kazma bitti mi?
- Biter neredeyse!
- Dönüp gelmişsin... Bizim oymakta...
- Sucu Esek'le kavga ettik, ana.
- Tövbe efendim, tövbe! Hayır olsun!
- Engel olmaya çalıştı benim hızıma.
Koy, kendisi de gençliğini hatırlasın.
3 Ardındı alada astında ene.
Oğlı ırcak bolup, caan etdi yene:
- Çärcevden Goñrada çenli çöl bilen
Demir yool çekilcek...
Yook, gara çınım...
Ol gitmersiñ diydi.
Gitcek diydim men.
Garaz, miiraap bilen çaknışdı cınım.
"Gazıdan gaçyaasıñ bahana aaraap,
Añsaat iiş gözleyääñ" diydi soñ
miiraap.
4 Dımdı.
Enesi de dırmadı yeri,
Soğurdı yassıkdan çıkan bir perii.
5 - Yaaşlar alıp çıkcak o demir yoolı.
Men kimden kemmişim dızamaz yaalı?
Yañı başlığıñam bardım yaanına.
Goşdı meni meyletiinleñ saanına.
6 Dımdı.
Enesi de dırmadı yeri:
Yene niirää gitcek caanı ciğeri?
Yañı dääl mi esğerlikden geleni,
Yañı dääl mi eline piil alanı?
Düşünmek kıın buu zamaanıñ yaaşına,
Günde yüz müñ hıyaal gelyäär başına.
Bal yaalı günüñ baar, gül yaalı öyüñ.
Şayınam tutupdık aahırı toyuñ.
Gırmılda daa yör dää, kanaağat edip.
Ne iişiñ baar yene yaat yere gidip?..
7 - Oğlum, yene yeke goycak mı meni?..
Garağızam göz dikipdi yooluña...
Gepleşipdik: gazı gutaran güni
Toy tutarıs diyip... Beyle haalıña...
- Daşhovuza gelen güni demir yool
Goşa toy tutarıs diydi maña ol.
Hava, öözi diydi...
Yañıca gördüm...
- Oğlum, yeke gaalsam, köpeler derdim...
2
1 Yomut Telpeği dek teğelek gücüm.
Aydım aydyaan suvı sıınlayaa Dövran.
Sovaal belğileri etse de hücüm,
Ol ööz matlabına vepaalı merdaan.
3 Öksürdü sıkıntı içinde anne.
Oğlunu ikna etmeye çalıştı yine:
- Çärcev'den Goñrat'a kadar çölden
Demir yolu çekilecek...
Hayır, yalan değilim...
O gitmeyeceksin dedi.
Gideceğim dedim ben.
Nihayet sucuyla kavga etti cinim.
"Kanal kazmadan kaçıyorsun bahane
arayıp,
Kolay iş gözlüyorsun" dedi sonra
sucu.
4 Sustu.
Anasıysa tırmaladı yeri,
Çekip ayırdı yastıktan çıkan bir peri.
5 - Gençler halledecek o demir yolunu.
Benim ne eksiğim var çalışamayacak
kadar?
Yeni başkanın da vardım yanına.
Kattı beni gönüllülerin arasına.
6 Sustu.
Anasıysa tırmaladı yeri:
Tekrar nereye gitsin canı, ciğeri?
Askerden yeni dönmemiş miydi,
Eline yeni bel almamış mıydı?
Anlamak zor bu çağın gencini,
Günde yüz bin hayal gelir başına.
Gül gibi evin var, bal gibi günün.
Hazırlığını da görmüştük nihayet
düğünün.
Kımılda da, yürü de kanaat edip...
Ne işin var yine yabancı yere gidip?..
7 - Oğlum, yine yalnız mı koyacaksın
beni?..
Garağız da gözleyip durmuştu yolunu...
Konuşmuştuk: Kanal kazma işi bittiği gün
Düğün ederiz diye... Bu hâline...
- Daşhovuz'a geldiği gün demir yolu
Çifte düğün ederiz dedi bana o.
Evet, kendisi dedi...
Daha yeni gördüm...
- Oğlum, yalnız kalırsam çoğalır
derdim...
2
1 Yomut kalpağı gibi yuvarlak gücüm.
Türkü
söyleyen suyu izliyor Dövran.
Soru işaretleri etse de hücum,
O, öz gayesine sadık delikanlı.
2 "Kim tapdıkaa, oğlum, beyle hıyaalı?
Gatı kıındır gumda guraaymak yoolı.
Añsaat iiş gözleyääñ...
Añsaat iiş!" diyip,
Çaal başını çala yaykadı ene.
Nääbelet dääl aahır Eseğem çöle...
Vah, yañı yetipdik paraahat güne...
Çöl diymek diliñde añsaatdır, oğlum.
Çöl bir muşakgatlı aapatdır, oğlum.
Gışına ayazı gılıç dek keser,
Tomusda cövzaası yalından yeser.
Sovurar,
Harasaat
Çääğe sovurar,
Diişleriñ elmıdaam gıcırdar durar.
Surnuğıp geleñde, iyeyin diyseñ,
Eceñ mele mıssık naanı tapılmaz.
Gum yorğanıñ,
Yapı yassığıñdır señ.
Gışda gızğın peciñ yaanı tapılmaz.
Çetindir, Dövranım,
Çetindir gatı,
Käändir Garağumıñ dert muşakgatı...
3 Suv akyaar.
Pikirem suv yaalı akyaar.
Garağızlañ goşa talına bakyaar.
"Gelerñe gözüni dikip
garaşdı..."
Dövran sıyaa zülpün nääçe daraşdı!
Oña garrı gücüm, akaaba şaayaat...
Köşük dek görünyäär palçıkdan haayat...
4 "Añsaat iiş ağtarıp, bahana
aaraap"
Gitmeceğne govı düşünyää miiraap.
Gazısı... Gazısı gıssayaar gatı.
"Guma gitseñ, baalaam görersiñ
şatı..."
Kıındır.
"Ras aydyaañ, mähribaan ecem...
Sen başğa zaat diycek bolyaañ, caan
ecem,
Gum oğlunıñ gumdan basılmacağnı,
Ayakbaağı bolup, asılmacağnı
Menem bilyään, senem bilyääsiñ, ece.
Sen başğa zaat diycek bolyaasıñ ece.
Sen gelin edincek...
Oğluñam öyden
Goybermecek bolyaañ, ece,
sen..."
5 Suv akyaar.
Pikirem suv yaalı akyaar.
Garağızlañ goşa talına bakyaar.
2 "Kim buldu ki oğlum bu hayali?
Pek zordur çölde yapmak yolu.
Kolay iş gözlüyorsun...
Kolay iş!" deyip,
Ağaran başını hafifçe salladı anne.
Yabancı değil artık Esek de çöle...
Vah, yeni kavuşmuştuk huzurlu güne...
Çöl demek dile kolaydır, oğlum.
Çöl bir sıkıntılı belâdır, oğlum.
Kışın ayazı kılıç gibi keser,
Yazın sıcağı alevden tesirli.
Savurur,
Fırtına
Kum savurur,
Dişlerin daima gıcırdar durur.
Yorulup geldiğinde, yiyeyim desen,
Annenin kumral taze ekmeği bulunmaz.
Kum yorganın,
Tepe yastığındır senin.
Kışın sıcak sobanın yanı bulunmaz.
Çetindir Dövran'ım,
Pek çetindir,
Çoktur Karakum'un derdi, sıkıntısı...
3 Su akıyor.
Fikir de su gibi akıyor.
Garağızlar'ın çifte söğüdüne bakıyor.
"Gelmeni gözünü dikip
bekledi..."
Dövran siyah zülfünü ne kadar çok
taradı!
Ona yaşlı gücüm, ırmak şahit...
Köşk gibi görünüyor çamurdan avlu...
4 "Kolay iş arayıp, bahane
arayıp"
Gitmeyeceğini iyi biliyor sucu.
Kanal kazma işi...Kazma işi çok
sıkıştırıyor.
"Çöle gidersen yavrum, görürsün
gazap..."
Zordur.
"Doğru söylüyorsun, sevgili anam...
Sen başka bir şey diyecek oluyorsun,
canım anam,
Çöl oğlunun çölü yeneceğini,
Ayak bağı olup asılmayacağını
Ben de biliyorum, sen de biliyorsun ana.
Sen başka bir şey diyecek oluyorsun ana.
Sen gelin
edineceksin...
Oğlunu da evden
Bırakmak istemiyorsun ana,
sen..."
5 Su akıyor.
Fikir de su gibi akıyor.
Garağızlar'ın çifte söğüdüne bakıyor.
6 "Gazı...
Haşar...
Sürüm... hemiişe de baar.
Daşhovuzım demir yoola intizaar.
Erte ootlaa müner tüvüdir pağta...
Aadam emr etcek çölde de vağta.
Çääğeli çöllerden güzülääp gelyään
İlkinci ootlıını göresim gelyäär.
Çääğeli çöllere emr edip bilyään
Aadama aal baydak beresim
gelyäär..."
7 Aak tutulı pencireden ışıklaap,
Enesi sıınladı çilim çekişin.
Iıncalıksız oğluñ içi bıcıklaap,
Yüzünde gün şelpesiniñ böküşin.
8 Ana, ol yöredi,
Bääriik yöredi...
Enede gör nääçe guvanç döredi!
Eyyääm bir tamdırlık hamıır yuğurıp,
Goş haltasını daa yuvup serenni,
Dövran bilmeyäärdi,
Ene yüreğniñ
Yene oña yoola paataa berenin.
3
1 Goñratdan Çärceve ilkinci ootlı
Geldi diyip, habar okaañda säher,
Seniñ de yüreğiñ urandır baatlı...
Onı eşidende ooba, iil, şäher,
Heniiz kartaamızda yookdı nışaanı.
Emmaa ootlı omzaap baryaardı öñe.
Çöller kerveniniñ goca soltaanı
Örkücin yığırıp bakyaardı oña.
2 Taarııha yazılar buu acap sene:
Ömründe ootlıını görmedik ene
İner oğlı, gelin Garağız bile
Şol ootluda Aşğabada baryaardı.
Edermen oğlundan yeñilen çöle,
Göök vagonıñ aaynasından garyaardı.
1947-1955
6 "Kanal kazma...
Ark temizleme...
Çift sürme... Sürekli var.
Daşhovuz'um demir yolu bekler.
Yarın trenle taşınır pirinçle pamuk...
İnsan emredecek çölde de vakte.
Kumlu çöllerden hız alıp geliyorum;
İlk treni göresim geliyor.
Kumlu çöllere hükmedebilen
İnsana al bayrak veresim
geliyor..."
7 Beyaz perdeli pencereden dikizleyip,
Anası izledi sigara içişini.
Huzursuz oğlunun asabının bozulup,
Yüzünde gün şelpesinin sekişini.
8 İşte, o yürüdü,
Beri yürüdü...
Anada gör nice kıvanç türedi!
Çoktan bir tandırlık hamur yoğurup,
Eşya torbasını yıkayıp serdiğini,
Dövran bilmiyordu,
Ana yüreğinin
Yine ona hayırlı yolculuklar dilediğini.
3
1 "Goñrat'tan Çärcev'e ilk tren
Geldi" diye haber okuyunca sabah,
Senin de yüreğin çarpmıştır hızlı...
Onu işittiğinde köy, şehir, vatan
Henüz haritamızda yoktu izi.
Ama tren
atılıp gidiyordu öne.
Çöller kervanının yaşlı sultanı
Kamburunu eğip bakıyordu ona.
2 Tarihe geçer bu muhteşem sene:
Ömründe treni görmemiş anne
İner oğlu, gelin Garağız'la
O trende Aşkabat'a gidiyordu.
Kahraman oğluna yenilen çöle,
Mavi vagonun penceresinden bakıyordu.
1947-1955
327 TÄHRAN
327-a ÖVŞÜNLİ KÖÇELERDE
1 - Dur, doğan,
Ayak çek.
Tährana bir bak.
Tähran göz yaaşlıdır
Diydiñ sen bayak.
Tähranıñ derdi hem gamı kään diydiñ,
Yüreği yaralı, bağrı gaan diydiñ...
Seret, Şahabada:
Toy güni yaalı,
Aal, yaaşıl, menevşe maşıından doolı.
Stambul Köçesi durşuna dükaan,
İnciri, alması, hurması daa kään,
Naybaşı nohut mı, nabaatdır noğul
Diyersiñ daaş yoola dökülen çağıl...
Seret, sen sapaalı köçeleñ biiri,
Şovhunlı, şövketli, saazlı Naderi.
Şaa gıızı dek şaylanıpdır Lälezar,
Nääçe diyseñ, onda almaz, altın baar.
Çaağırıp duur genci gövher, merceni,
Geñsi baaylık çaağırıp duur, gör, seni:
İsledikçe al bizi ööz yaarıña,
Ber bizi buysanç bilen gülzaarıña...
Servili baağlarıñ neon övşüni
Bezeyäär haanımlañ zerli kövşüni.
Gör, neneñ göçğünli guuduraan cazlar!
Baağa bakaan baryaa bezemen gıızlar.
Baağlı köşük, belent binaa her yaanı...
2 - Bes!
Göreñook sen hakııkı Tähranı.
Hakııkı Tähranı göreñook, gardaş.
Yasama yalpıldı gözüñ baağlayaar.
Eşidyään saazıña goşup sesini,
Garııp Tähran gara günde aağlayaar.
3 Garııp Tähranıñ derdi baar,
Tähranıñ gamı,
Tähranıñ yüreği daağlıdır, daağlı.
Eciizleñ aahıdır ootlı mukaamı,
Azaatlık guşunıñ gözleri baağlı,
Tähranıñ yüreği daağlıdır, daağlı.
327 TAHRAN
327-a IŞIKLI CADDELERDE
1 - Dur kardeş,
Durakla.
Tahran'a bir bak.
Tahran'ın gözü yaşlıdır,
Dedin sen demin.
Tahran'ın derdi, gamı çok dedin,
Yüreği yaralı, bağrı kan dedin...
Bak Şahabat'a:
Düğün günü gibi,
Al, yeşil, mor arabayla dolu.
İstanbul Caddesi boydan boya mağaza,
İnciri, elması, hurması da çok,
En iyi nohut, akide şekeri, noğul;
Zannedersin taş yola dökülen çakıl...
Bak, sen eğlenceli caddelerin biri,
Coşkulu, görkemli, sazlı Naderi.
Şah kızı gibi süslenmiştir Lälezar,
Onda ne kadar çok elmas, altın var.
Çağırıyor inci hazinesi, mercanı,
Şaşırtıcı zenginlik çağırıyor, bak,
seni:
İstedikçe al bizi kendi yarine,
Ver bizi gururla gül bahçene...
Servili bahçelerin neon ışığı
Süslüyor hanımların altınlı
ayakkabısını.
Bak, ne kadar gürültülü kuduran cazlar!
Bahçeye doğru gidiyor zarif kızlar.
Bahçeli köşk, yüksek bina her yanı...
2 - Yeter!
Görmüyorsun sen gerçek Tahran'ı.
Gerçek Tahran'ı görmüyorsun, kardeş.
Yapay parıltı gözünü bağlıyor.
İşittiğin saza katıp sesini,
Garip Tahran kara günde ağlıyor.
3 Garip Tahran'ın derdi var,
Tahran'ın gamı,
Tahran'ın yüreği dağlıdır dağlı.
Acizlerin ahıdır ateşli makamı,
Özgürlük kuşunun gözleri bağlı,
Tahran'ın yüreği dağlıdır dağlı.
4 Tähranıñ gamı baar,
Tähranıñ derdi,
Gocamaan gövresi durşuna yara.
Kim oña şeyle kään cepaalar berdi
Asırlardan garrı
Kömürden gara!
Gocamaan gövresi durşuna yara.
Tähranıñ gamı baar,
Tähranıñ derdi,
Tähranıñ yüreği yaman yaralı.
Aç, gardaş, gözüñi,
Ayaz ağşamı
Tähranıñ perdesiz yüzün göreli.
327-b İİŞSİZ USSA
1 Gulağına iilmään şäheriñ saazı,
Eñeğine yetip somalan dıızı,
Gaabarçak aayası mañlayın sııpaap,
Aak köşğüñ öñünde
Daaş basğançakda
Gurt bolup oturan gaaşlak gocaanı
Göryää miñ?..
Aydayın saña ol hakda:
Yook onuñ öyünde bir dövüm naanı.
2 Gatı sovuk gapıınıñ daaş sekisi,
Sovuk hocayınıñ yüreği yaalı...
Yaanında yatıır oñ palan çekisi,
Giiceden garañkı gara ıkbaalı.
3 Ozal onuñ demir döven bileği
Seret indi, seret, edil çöp yaalı.
Vah, elääpdir onı ıkbaal eleği,
Doğabitdi onuñ bilen çep yaalı.
4 Tanaan däälsiñ, elbetde, sen gocaanı.
Ol şuu acap köşğüñ ulı ussası.
Yook onuñ öyünde bir dövüm naanı.
Baar baaylığı, gursakdaakı gussası.
5 Garaz, gün geçirmek gamını iyip,
"Niireden iiş tapıp bolarkaa?"
diyip,
Otıır saçı yaalı aak gaara bakıp...
Kim oña iiş berer köşükden çıkıp?
6 Belent binaaları döreden ussa
Lağşaapdır.
Garraapdır.
Hırııdaarı yook.
Gaalan goca ömri, gözyaaşlı kıssa.
Doğrudan daa, ussaañ öñki zoorı yook.
4 Tahran'ın
gamı var,
Tahran'ın derdi,
Yaşlı gövdesi büsbütün yara.
Kim ona bu kadar işkence etti
Asırlardan yaşlı,
Kömürden kara!
Yaşlı gövdesi büsbütün yara.
Tahran'ın gamı var,
Tahran'ın derdi,
Tahran'ın yüreği fena yaralı.
Aç, kardeş, gözünü,
Ayaz akşamı
Tahran'ın perdesiz yüzünü görelim.
327-b İŞSİZ USTA
1 Kulağına ilişmeden şehrin sazı,
Çenesine erişip dikilen dizi,
Nasırlı ayası alnını sıvazlayıp,
Ak köşkün önünde,
Taş basamakta
Taş kesilip duran kalın kaşlı ihtiyarı
Görüyor musun?..
Anlatayım sana kim olduğunu:
Yok evinde bir dilim ekmeği.
2 Çok soğuk kapının taş sekisi,
Soğuk ev sahibinin yüreği gibi...
Yanında yatıyor onun arkalık ipi,
Geceden karanlık kara bahtı.
3 Önceleri onun demir döven bileği
Bak şimdi, bak, tıpkı çöp gibi.
Vah, elemiştir onu ikbal eleği,
Ebediyen onunla dost değil gibi.
4 Tanımış değilsin elbette sen ihtiyarı.
O, şu görkemli köşkün büyük ustası.
Yok onun evinde bir dilim ekmeği.
Bütün zenginliği, bağrındaki elemi.
5 Kısacası, gün geçirme sıkıntısı duyup,
"Nereden iş bulmak mümkün olur
ki?" deyip,
Oturuyor saçı gibi beyaz kara bakıp...
Kim ona iş verir köşkten çıkıp?
6 Yüksek binaları yapan usta
Yıpranmıştır.
Yaşlanmıştır.
İş yaptıran yok.
Kalan yaşlı ömrü, gözyaşlı kıssa.
Gerçekten de ustanın önceki gücü yok.
327-c AADAM BİLEN İT
1 Kääşir kimiin turbalarıñ tüssesi
Tähranıñ öñ eteğini bürääpdir.
Tüteyään dek garııplarıñ gussası,
Saansız kerpiç küreleri dörääpdir.
2 Ocar yaalı gataan gollar buu yerde
Ocardan daa gatı kerpiç bişiryäär.
Palçığını eylääp gaan bilen derde,
Gayğısını gursağında yaşıryaar.
3 Gum alınan govaklarda gün görüp,
Öliinçää, aaçlıkda edyäärler mıdaar.
Tääze binaa üçiin kään kerpiç berip,
Öözleri yaaşayaar yılı duula zaar...
4 Emin aatlı iişçi enniğne görää,
Güylünipdir gış giicesi govakda.
Govak gabat eken köörükli kürää,
Dem ganıımat öydendir dää sovukda...
5 Onuñ öözi yaalı öysüz, yataksız,
Aacı ayaz iyen ııkmanda it hem
Pasport sooralmayaan, kireysiz, haksız,
Garañkı govağa sümüpdir şo dem.
6 "Gel, dertdeşim,
Gel, çekinme, yaanıma,
Menem seniñ yaalı sepiil, serğezdaan.
Hövür bolsañ iişden iiren caanıma,
Belki aaram tapar, tekge tapar caan.
7 Meniñ saña bermääğe hiiç zaadım yook,
Menem öözüñ yaalı tüys ölermen aaç.
Yılatmaağa demden başğa oodum yook,
Menem, göryääñ, galdırayaan,
yalañaç..."
8 Şeydip itiñ sağrısını sııpalaap,
Yılı yerde gucaklaşıp yatıpdır.
Duyğudaş hoossaarıñ hokgasın yalaap,
Biiçääre köpeğem uukaa batıpdır...
9 Emmaa erbet sırğın sıraap şo giice,
Betbağtlañ ikisinem gömüpdir.
Govak gabır bolup,
Gaar kepen bolup,
Yene bir näämäälim mazaar dömüpdir.
10 Kerpiç kökün guyup ooduñ içinde,
Müñlerçe ınsaanı yılıdan ınsaan
Bir gezek hem yılnıp bilmään ömründe,
Doñupdır,
Duymaandır duyğusız Tähran. 327-c İNSAN İLE KÖPEK
1 Havuç gibi boruların dumanı
Tahran'ın önce eteğini bürümüştür.
Tütmüş
gibi garipların kaygısı,
Sayısız tuğla fırını türemiştir.
2 Ocar gibi sertleşen kollar burada
Ocardan da iyi tuğla pişiriyor.
Çamurunu karıp kan ile terde,
Kaygısını sinesinde gizliyor.
3 Kum alınan kovuklarda gün görüp,
Ölene dek açlıkla ediyorlar idare.
Yeni bina için çok tuğla verip,
Kendileri yaşıyor sıcak yere muhtaç...
4 Emin adlı işçi âdeti üzere,
Kıvrılıp yatmıştır kış gecesi kovukta.
Kovuk bakıyormuş körüklü tuğla fırınına,
Nefes faydalı sanmıştır da soğukta...
5 Onun kendi gibi evsiz, yataksız,
Acı ayaz yiyen avare köpek de
Kimlik sorulmayan, kirasız, parasız,
Karanlık kovuğa girmiştir o anda.
6 "Gel, dert ortağım,
Gel çekinme, yanıma,
Ben de senin gibi sefil, avareyim.
Yoldaş olursan işten bıkan canıma,
Belki huzur bulur, destek bulur canım.
7 Benim sana vermek için hiçbir şeyim yok,
Ben de senin gibi aynen ölümcül açım.
Isıtmaya nefesimden başka ateşim yok,
Ben de görüyorsun titriyorum
çıplak..."
8 Böyle deyip köpeğin sırtını okşayıp,
Sıcak yerde kucaklaşıp yatmıştır.
Duygudaş hısımın ağzını yalayıp,
Çaresiz köpek de uykuya dalmıştır...
9 Ama fena kar fırtınası kopup o gece,
Bedbahtların ikisini de gömmüştür.
Kovuk kabir olup,
Kar kefen olup,
Yine bir meçhul mezar türemiştir.
10 Tuğla kökünü döküp ateşin içinde,
Binlerce insanı ısıtan insan
Bir kez olsun ısınmadan ömründe,
Donmuştur,
Duymamıştır duygusuz Tahran. 11
Diñe garrı köpek başuucın alıp,
Dañ atıınçaa zaarıın zaarıın uvlaapdır.
Säherem gaar sıraap,
Yaas heñin çalıp,
Gaar sıraap, gaar sıraap, şemaal
şuuvlaapdır...
12 Tähranıñ derdi baar,
Tähranıñ gamı.
Gamı, gardaş, saanaap gutarardan kään.
Ağzından oot çıkyaar alanda demi,
Sen mazaalı seret şol kürää bakaan.
327-ç ŞAREZAN GÖZELİ
1 Gööyää gömcek bolyaan yaalı baada baat
Buu äälemiñ ähli karaam kaşını,
Gaar bürääpdir buu şäheri buu giice,
Gaar basıpdır mönberiñ de başını.
2 Gaardan yası yassık alan pencire
Yağtıldı daa yañı yanan çıradan,
Añırsında gara sudur göründi.
Gel, ikiimiz sıın edeli gıradan.
3 Kim ol naaçaar?
Uukusını terk edip,
Yeke öözi yüreğini yakıp duur.
Balkıldayaan gara gözler delmurıp,
Aak kepenli, sus meydaana bakıp duur.
4 Gamlı gözler meydaana dääl, meydaana,
Mönbere de yaa bize de bakmayaar.
Aaynasını deprekleyään şemaal daa
Yööne yerden gııza çavuş çakmayaar...
5 Kövsaarlayaan gaarı bövsüp buu mahal,
Göz öñüne gelyää garııp oobası:
Çıkabilmään kööne yorğan astından,
Umııt edyäär külbesinde kääbesi.
6 Umııt edyäär iiğli oğlun hüvdülääp,
Naan yerine aacı tüsse yuvudyaar.
Oocağına tezek taşlaap yene de,
Külden çıkan kel mekgääni sovadyaar:
7 "Lay, lay, baalaam, lay, baalaam,
Aağlama, bes, goy, baalaam.
Uyañ gaydıp gelende
Tutcak ulı toy, baalaam..."
8 Ecesiniñ hüvdüsini aak şemaal
Gulağına getirip duur, getirip.
Kapasadan uçsam diyip elenyäär,
Hıyaalında gövni gaanat bitirip... 11
Yalnız yaşlı köpek başucunu alıp,
Tan atıncaya kadar sızlayıp ulumuştur.
Sabah da kar savrulup,
Yas nağmesini çalıp,
Kar savrulup, kar savrulup, rüzgâr uğuldamıştır...
12 Tahran'ın derdi var,
Tahran'ın gamı.
Gamı, kardeş, sayılamayacak kadar çok.
Ağzından ateş çıkıyor alınca soluk,
Sen iyi
bak şu tuğla fırınına doğru.
327-ç ŞAREZAN GÜZELİ
1 Sanki gömecekmiş gibi birden
Bu âlemin bütün hileli düşmanlarını,
Kar bürümüştür bu şehri bu gece,
Kar kaplamıştır ambarın da başını.
2 Kardan yassı yastık alan pencere
Aydınlandı da yeni yanan lâmbadan,
Ötesinde kara bir gölge göründü.
Gel, ikimiz dikkatle bakalım kenardan.
3 Kim o çaresiz?
Uykusunu terk edip,
Yalnız kendisi yüreğini yakmakta.
Parlayan kara gözler hasret çekip,
Ak kefenli, durgun meydana bakmakta.
4 Gamlı gözler meydana değil, meydana,
Ambara da, bize de bakmıyor.
Penceresini davul gibi çalan rüzgâr da
Boş yere kıza fısıldamıyor...
5 Püsküren karı yarıp o anda,
Göz önüne geliyor garip köyü:
Çıkamayıp eski yorgan altından,
Umut ediyor evceğizinde sevgili annesi.
6 Umut ediyor marazlı oğlunu ninnileyip,
Ekmek yerine acı duman yutuyor.
Ocağına tezek atarak yine,
Külden çıkan kel mısırı soğutuyor:
7 "Ninni, ninni yavrum, ninni yavrum,
Ağlama yeter, koy yavrum.
Kız kardeşin dönüp gelince
Edeceğiz büyük toy, yavrum..."
8 Annesinin ninnisini beyaz rüzgâr
Kulağına getirip durur, getirip.
Kafesten uçsam diye titriyor,
Hayalinde gönlü kanatlanıp...
9 Toy niirede, gazanç niirde, iiş niirde?
Ol pidaası boldı yene yenääniñ.
Habarı yook, habarı yook, caana caan
Gıızınıñ şum ıkbaalından enääniñ.
10 Yaarım yılam iişlemäänkää, elinden
Aldı aağa onuñ dokma darağnı.
İişsiz gaalıp, öysüz gaalıp, gapıda
Gısımladı görğüli gıız yüreğni.
11 Garııp gıızı gara güne sataşdı.
Gözel görki ganıım boldı öözüne.
İndi gaalan diñe aahlı aataşdı
Şarezanıñ gara mañlay gıızına.
12 Daşda gaaldı, daşda gaaldı Şarezan.
Gızıl gıraan çökerdi, vah, dıızına...
Tapmadı ol ciğilerne dövüm naan,
Ne de öözi gaydıp geldi ıızına.
13 Gıızı gözden gizlemääğe çalışyaan
Gaaram hääzir gara geyip, yağıp duur.
Ecesiniñ hüvdüsini getiryään
Şemaal onı bööri bolup, boğup duur...
327-d AÇ, GARDAŞ, GÖZÜÑİ
1 Gövnüñe gelmesin yañkı sekide
Endaam, caanı ovulan dek sokuda,
Aaç oturan ussa yekedir öydüp.
Yaa daa yaat otağıñ içinde beydip,
Çörek üçiin naamısından geçen gıız,
Ömrizaaya yıldız kimiin öçen gıız,
Yaa daa gış giicesi gaara gömülen,
Oocaksız öyünde armaanlı ölen
Örään aazdır diyip pikir hem etme,
Aç, gardaş, gözüñi,
Şova seretme!
Şonda* sen Tähranıñ gızıl
çaayılan,
Elvaan övüşğini köçää yaayılan
Ziibaa zerli genci gövherini dääl,
Dertli yüreğini görersiñ ayaan...
2 Şemiranat tarap äkidyäär buu yool...
Yör gideli, ıızın edeyin beyaan.
----------------------------
*.
Metinde, "Øîíäà - şoñda" şeklinde yazılmıştır.
9 Düğün nerde, kazanç nerde, iş nerde?
O, kurbanı oldu bazı kimselerin.
Haberi yok, haberi yok, sevgili
Kızının kötü ikbalinden ananın.
10 Daha altı ay çalışmamışken, elinden
Aldı ağa onun dokuma tarağını.
İşsiz kalıp, evsiz kalıp, kapıda
Avuçladı çilekeş kız yüreğini.
11 Garip kızı kara güne rastladı.
Güzelliği düşman oldu kendine.
Artık kalan yalnız ahlı ateşti
Şarezan'ın talihsiz kızına.
12 Uzakta kaldı, uzakta kaldı Şarezan.
Altın gıran, vah, diz çökerdi...
Bulamadı kardeşlerine bir lokma ekmek,
Kendisi de dönüp gelmedi geri.
13 Kızı gözden gizlemeye çalışan
Kar da şimdi kara giyip, yağıyor.
Annesinin ninnisini getirmekte olan
Rüzgâr kurt olup onu boğuyor...
327-d AÇ KARDEŞ GÖZÜNÜ
1 Sakın öfkelenme deminki sekide
Vücudu, canı dövülmüş gibi havanda,
Aç oturan usta tektir diye düşünüp.
Ya da yabancı odanın içinde öyle yapıp,
Ekmek için namusundan geçen kız,
Zühre yıldızı gibi sönen kız,
Ya da kış gecesi kara gömülen,
Ocaksız evinde muradına eremeden ölen
Çok azdır diye düşünme,
Aç kardeş gözünü,
Dar açıdan bakma!
O zaman sen Tahran'ın altın sürülmüş,
Açık kırmızı ışığı caddeye yayılan
Bezenmiş altınlı inci hazinesini değil,
Dertli yüreğini görürsün apaçık...
2 Şemiranat tarafına götürür bu yol...
Yürü gidelim, gerisini anlatayım.
327-e BİR GOLÇA SÜYT
1
1 Şemiranat tarap äkidyäär buu yool...
Eyranda şuñ yaalı nääçe yoollar baar,
Nääçe aaşırımlar, nääçe goollar baar!
Gaan gaabarçak bolyaar gör nääçe ayak,
Ağır yoolda aadam baarı soom sayak.
Aayna yool äkidyäär Şemiranada.
Yör, inim, ıızını edeyin beyaan...
Hol, añırdan gelyää biiri pıyaada.
Göryää miñ,
Gırmıldaap gelyää bir zenaan?
Gööyää giiñ cahanda caanlı cemende,
Caanlı bir gıımıldı, durmuş yook yaalı,
Ähli yer gumguukluk...
2 Diñe bir bende
Gelyäär ırañ atıp,
Ağır ahvaalı.
Ähli yer gumguukluk.
Töverek çola.
Ol bolsa şol gelyäär gırmıldaap çala...
3 Kimkää buu sovukda, onda daa çıplañ,
İirden yoola çıkan yalñıız yoolağçı?
Çerimden kövşüni geyip govallañ,
Gaardan gaara basyaan...
Belki, dileğçi?..
Kim ol başı gara çaadralı zenaan?
Entek uukudadır aahırı Tähran?
4 Oña nääme?
Bolsa bolsun uukuda.
Onuñ hääzir uuklamaağa hakı yook.
Kesse kessin aacı ayaz pääki de,
Yöremese, çıkalğası, çakı yook.
Tanışdı buu yoollar, oña tanışdı,
Oña döört pasıl daa booraanlı gışdı.
5 Gışda çıplañ çıkmağı daa meydaana
Ol yoolağçı yañı görmeli dääldi.
Çalşıırlığı bolmasa daa, ol ene,
Gazansa daa geyme bermeli dääldi.
6 Seret, onuñ çöpe döönen eliniñ
Damarları tayak kimiin çıkıp duur.
Yañı otuz bääşe yeten geliniñ
Saçı sekil atıp, çiğni çöküp duur.
7 Seret, mañlayınıñ gasınlarına,
Her gasını müñ belaanıñ ıızıdır.
Düşün yürek hasratınıñ sırına,
Garııp ene määtääçliğiñ gıızıdır.
327-e BİR BAKRAÇ SÜT
1
1 Şemiranat tarafına götürür bu yol...
İran'da bunun gibi nice yollar var,
Nice geçitler, nice vadiler var!
Kan, kabarcık oluyor gör nice ayaklar,
Ağır yolda bütün insanlar dağınık.
Ayna yol götürür Şemiranat'a.
Yürü kardeşim, gerisini anlatayım...
İşte, öteden geliyor biri yaya.
Görüyor musun,
Kıpırdayıp geliyor bir kadın?
Sanki geniş dünyada canlı yaratık,
Canlı bir kıpırtı, hayat yok gibi,
Her taraf çok sessiz...
2 Yalnız bir kul
Geliyor sallanıp,
Ağır hâlde.
Her taraf çok sessiz.
Etraf ıssız.
O ise işte geliyor kımıldayıp
hafiften...
3 Kim ki bu soğukta, bu vakitte ince
giyimli,
Erkenden yola çıkan yalnız yolcu?
Deriden ayakkabısını giyip çorapsız,
Kardan kara basan...
Belki dilenci?..
Kim o başı kara çarşaflı kadın?
Henüz daha uykudadır Tahran?
4 Ona ne?
Olursa olsun uykuda.
Onun şu anda uyumaya hakkı yok.
Keserse kessin acı ayazın usturası,
Yürümezse, çaresi, seçeneği yok.
Aşinaydı bu yollar, ona aşinaydı,
Ona dört mevsim de boranlı kıştı.
5 Kışın ince giyimli çıkmayı da dışarı
O yolcu yeni görmemiş olmalıydı.
Yeni elbisesi olmasa da o ana,
Kazandığını giyime vermemeliydi.
6 Bak, onun çöpe dönen elinin
Damarları sopa gibi çıkıp durur.
Yeni otuz beşe erişen gelinin
Saçı beyazlaşıp, omzu çöküp durur.
7 Bak, alnının kırışıklarına,
Her kırışık bin belânın izidir.
Anla yürek acısının sırrını,
Garip ana yoksulluğun kızıdır.
8 Yalañaç iinciği topuğna çenli
Gaara batyaar.
Kövşüne de giiryäär gaar.
Kebzesinde kendir bilen çekilen
Suv käädisi kimiin süyt golçası baar.
9 Sähelçe saağınmaan dayhaan ayaalı,
Gaardan gaara basyaar, ileri yöryäär.
Gööyää küyzesinde caanı baar yaalı,
Kääte usuul bilen sııpalaap göryäär.
2
1 Novbahar, Novbahar, naaçaar Novbahar,
Bolduñ ne günlere duuçaar, Novbahar!
Ataañ saña bahar aadın dakanda,
Beyle gara mañlay bolarsıñ öydüp,
Biiçäärääniñ gövnüne de gelmäändi.
Nääme, ayaz iyyääñ yoollarda beydip?
Seniñ beyle bolcağıñı bilmäändi.
Gara gözleriñe gülüp bakanda:
"Yağşı niyet, yaarım dövlet"
diyipdi,
Tääze bahar gelceğine uyupdı.
2 "İnşallaasa, Novbahar caan ulalar.
Erte mañlaymızdan diiräär gıızımız.
Biziñ de yerimiz, çöreğmiz bolar,
Belki, geler bir gün bağt
yaazımız..."
Diyip, dakıpdı ol Novbahar aadı,
Hanı ol pahıırıñ arzılaan zaadı?
3 Ataañ ölüp gitdi...
Tövrizden gelen,
Yeke çıkan yaaş yiğide sataşdıñ.
Dokuz aay gövreli haalıña daa sen
Sürüşdiñ, oruşdıñ, otağ otaşdıñ.
4 Öyüñ içi yaalı amanat mellek
Gara daağdan gısık, daaşdan daa gatı...
Arlı yıl çıkmadı eliñiz pelden,
Eşretiñ ornuna berdi hupbatı.
Gadak galla üçiin sütünñiz süyndi.
Berği daaşı bolsa gerdene iyndi.
5 Haydar boldı öyüñ ilki guvancı,
Onuñ ıızısüre Şäfiğe boldı.
Bövrüñde döredi tääze bir sancı:
Bääşinci bokurdak buu dünyää geldi.
Nakıllarda aydılşı dek bolmadı:
Rısğalı öözleri bilen gelmedi.
8 Çıplak bacağı topuğuna kadar
Kara batıyor.
Ayakkabısına da giriyor kar.
Sırtında kendirle asılmış
Su kabağı gibi süt testisi var.
9 Birazcık kendine sağmayan çiftçi karısı,
Kardan kara basıyor, ilerliyor.
Sanki testisinde canı var gibi,
Bazen yavaşça okşayıp bakıyor.
2
1 Novbahar, Novbahar, çaresiz Novbahar,
Ne günlere kaldın, Novbahar!
Baban sana bahar adını verdiğinde,
Böyle talihsiz olursun diye,
Zavallının aklına bile gelmemişti.
Neden üşüyorsun yollarda böyle davranıp?
Senin böyle olacağını bilmemişti.
Kara gözlerine gülüp baktığında:
"İyi niyet, yarım devlet"
demişti,
Yeni baharın geleceğine inanmıştı.
2 "İnşallah, Novbahar'cığım büyür.
Yarın alnımızdan direr kızımız.
Bizim de yerimiz, ekmeğimiz olur,
Belki gelir bir gün bahtımızın
baharı..."
Diye vermişti o Novbahar adını,
Hani o rahmetlinin arzuladığı şey?
3 Baban ölüp gitti...
Tebriz'den gelen,
Başı bozuk bir gence rastladın.
Dokuz ay gebe hâlinle de sen
Birlikte çift sürdün, biçtin, çapaladın.
4 Ev içi kadar emanet tarla
Kara dağdan cimri, taştan da katı...
Bütün bir yıl çıkmadı eliniz tarladan,
Mutluluk yerine verdi sıkıntı.
Yarım kilo tahıl için haşatınız çıktı.
Borç taşı ise omza indi.
5 Haydar oldu evin ilk kıvancı,
Onun ardından Şäfiğe oldu.
Böğründe türedi yeni bir sancı:
Beşinci boğaz* bu dünyaya
geldi.
Ata sözlerinde söylendiği gibi olmadı:
Rızıkları kendileriyle beraber gelmedi.
--------------------------------
*.
"Yiyici" anlamına.
6 Yer naanını berip körpeleriñe,
Şol gara güne de ederdiñ şükür.
Gatı boyra düşääp yatcak yeriñe,
Vah, haalı hakında ederdiñ pikir.
Armaan, burnuñ suvı damdı gözüñe,
Zaalım durmuş bakmadı hak sözüñe.
7 Şum ölüm äkitdi pahıır Gulamı.
Mellek elden gitdi...
Daağadı baar zaat.
Alkış aydıp, kään övürdiñ kelaamı,
Allaadan yetmedi size delaalat.
8 Şol iki öküzi göleli sığra
Çalışdıñız çıkcak bolup berğiden.
Määtääçlik hancarı sancıldı bağra,
Dıınmadıñız onsoñ gara görğüden.
9 İki yıldır şol sığırıñ süydüni
Sağyaasıñ sandıraap, tenekaar yaalı.
Golçaanıñ ağzını dañyaasıñ puğta.
Öözüñem olardan sırıñ baar yaalı,
Esedyääñ oğrıınça cüyceleriñe...
"Näälet bolsun ene
biicelerine!"
10 Sığır sağanıñda günde iir bilen
Altı gözüñ balkıldaşın duyyaarsıñ.
Şonda daa görmedik bolan bolup sen,
Süydi usuul bilen golçaa
guyyaarsıñ.
11 Gultunsa daa, ağızları tamşanıp,
Yook, olara berip bileñook süydi.
Örtenseñ de, ene, yüreğiñ yanıp,
Imsınan işdääler armaanlı köydi.
12 Süyt içse, çöreksiz oñmalı olar.
Süyt içse, sovukda doñmalı olar.
Bir sağım süyt maşğalaanı ekleyäär.
Bir sağım süyt sığırñızı saklayaar.
13 Aak
golçaa guyulyaan birce sağım süyt
Siziñ eklenç çeşmääñiziñ gözbaşı...
"Sabır ediñ, erte gaymak
iyeris".
"Sabır ediñ" her söhbetiñ
sözbaşı.
14 Şol pessecik kürsää ayağı sokup,
Arkaañıza kööne letde yapyaañız.
Uzak giicelerde bolsadı ekip,
Sıınık gövünlere sırdaş tapyaañız.
6 Yer ekmeğini verip körpelerine,
O kara güne de ederdin şükür.
Sert hasır serip yatacağın yere,
Vah, halı hakkında düşünürdün.
Yazık, burnunun suyu damladı gözüne,
Zalim hayat bakmadı doğru sözüne.
7 Kötü ölüm götürdü rahmetli Gulam'ı.
Tarla elden gitti...
Dağıldı her şey.
Şükredip, evirip çevirdin sözü,
Allah'tan ulaşmadı size yardım.
8 O iki öküzü buzağılı ineğe
Değiştiniz kurtulmak için borçtan.
Yoksulluk hançeri saplandı bağrınıza,
Kurtulamadınız sonra da kara cefadan.
9 İki yıldır o ineğin sütünü
Sağıyorsun titreyip, boraks gibi.
Bakracın ağzını bağlıyorsun sağlam.
Onlardan bir sakladığın var gibi,
Bakıyorsun çaktırmadan civcivlerine...
"Lânet olsun ana talihlerine!"
10 İnek sağarken her gün erkenden
Altı gözün parıldayışını duyuyorsun.
O zaman da görmezden gelip sen,
Sütü yavaşça bakraca koyuyorsun.
11
Bekleseler de yalanıp durarak,
Hayır, onlara veremiyorsun sütü,
Kavrulsan da ana, yüreğin yanıp.
Ümitlenen iştahlar acıyla yandı.
12 Süt içerse, ekmeksiz etmeli onlar.
Süt içerse, soğukta donmalı onlar.
Bir sağımlık süt aileyi besliyor.
Bir sağımlık süt ineğinizi koruyor
13 Ak bakraca dökülen bir sağımlık sütceğiz
Sizin geçim pınarınızın kaynağı...
"Sabredin, yarın kaymak
yeriz".
"Sabredin" her konuşmanın söz
başı.
14 O alçağırak koltuğa ayağınızı uzatıp,
Sırtınıza eski elbise parçası
örtüyorsunuz.
Uzun gecelerde boş hayal kurup,
Kırık gönüllere sırdaş buluyorsunuz.