III. DİL VE ÜSLÛP
A.
ATACANOV'UN ŞİİRLERİNDE İMLA VE DİL ÖZELLİKLERİ
1. İmlâ Özellikleri
a. Birleşik Kelimelerin İmlâsı
Metinde birleşik kelimelerin imlâsı iki
türlüdür. Bazen birleşik, bazen de ayrı yazılmışlardır. Bu kelimelerin sözlüklerdeki
imlâsı da düzenli değildir:
başbozar (335-s/16); baş bozar (328/2/17): Ara
bozucu.
garamañlay (252/1); gara mañlay (327-ç/11): Talihsiz.
hoşniyet (86/4); hoş niyet (335-u/16): İyi
niyet.
ömürbaakı (207/1); ömür baakı (43/9): Ömür
boyu, ebediyen.
yoolboyı (118/5); yool boyı (327-e/4/12): Yol
boyu.
b. Uzun Ünlülerin Telâffuzunun İmlâya Tesiri
Uzun ünlülerden "ıı",
"ıy"; "ii",
"iy"; "uu" da
"uv" şeklinde telâffuz edilmektedir. Söyleyiş özelliği imlâya da tesir
etmiş ve bu ünlüleri taşıyan kelimelerin bazısı, yer yer sözlüklerde bulunan
şekillerden farklı yazılmışlardır:
Sözlükler-
Metindeki Metinde
deki
İmlâ Farklı İmlâ Manası
Geçtiği Yer
________
_________
________ __________
gııbat gıybat gıybet (189/9;
268)
gııkuv
gıykuv
gürültü (94/3)
iin-
iyn-
inmek (5/1; 328/3/1)
yuuka yuvka yufka (335-f/14)
2. Uzun Ünlüler
Ana Türkçedeki aslî uzunlukları en iyi koruyan
Türk lehçesi Türkmencedir. Türkmence kelimelerin ilk hecesinde bulunan aslî
uzun ünlüler, mana farkı taşırlar. Söz konusu uzunluklar yazıda
gösterilmediğinden bunları tesbit etmek için sözlüklere baş vurmak gerekmektedir.
Ancak sözlüklerde (HAMZAYEV 1962; BASKAKOV-GARRIYEV-HAMZAYEV 1968) aslî
uzunluklar yönünden bazı farklılıklar bulunmaktadır. Bu farklılıklar açık e (ä)
ünlüsü üzerinde yoğunlaşmaktadır. Sözlüğün birinde uzun, diğerinde kısa
"ä" ünlüsüyle gösterilen kelimelere aşağıdaki örnekleri veriyoruz:
TRS. TDS. Manası
________
________ ________
äädik ädik çizme
äädim ädim adım
bääbek bäbek bebek
bääş bäş beş
dääli däli deli
gäämi gämi gemi
Türkmencede aslî uzunlukların yanı sıra
dolaylı uzunluklar da bulunmaktadır. Dolaylı uzunlukları sözlüklerden bulmak
mümkün değildir. Bunun için değişik gramerlere ve uzun ünlülerle ilgili
araştırmalara baş vurmak gerekir. Dolaylı uzun ünlüler, kelimelerin ikinci ve
daha sonraki hecelerinde bulunurlar. Gerçekte kısa olan ünlüler, değişik
sebeplerden dolayı uzarlar.
İncelediğimiz eserde uzunluklar
gösterilmemiştir. Ancak biz, metni kurarken ünlüleri çift yazarak bu
uzunlukları gösterdik ve yukarıda zikredilen
sözlüklerle birlikte özellikle Yusuf Azmun ile Sapar Kürenov'un çalışmalarından
faydalandık (AZMUN 1983, 1990; KÜRENOV 1971).
3. Ses Bilgisi (Fonetik)
Üzerinde duracağımız ses olaylarının birçoğu,
incelediğimiz esere aittir ve bunlar Türkmen yazı dilinde bulunmamaktadırlar.
a. Ünlüler
Ünlü Uyumu
Büyük Ünlü Uyumu: Türkmencede büyük ünlü uyumu tamdır. Türkmence bir
kelimenin ilk hecesinde kalın ünlü varsa ondan sonraki hecelerde bulunan
ünlüler kalın, ilk hecede ince ünlü varsa diğer hecelerdeki ünlüler incedir:
aaçlıkdan, aaydıñlık, baalalarım, yazıcılar,
bääbecik, gündiizler, günlerimiz, üzümçilik.
Küçük Ünlü Uyumu: Düz ünlüleri düz ünlülerin, yuvarlak ünlüleri ise
düz-geniş veya dar-yuvarlak ünlülerin takip etmesine küçük ünlü uyumu denmektedir.
Bu uyum, Türkmencede tam değildir. Düz ünlülerden sonra genellikle düz ünlüler
gelir. Ancak yuvarlaklaştırıcı özelliğe sahip "v" ünsüzü bulunduran
kelimelerde bu kural bozulmaktadır:
aavunan (291/3): Acı çeken.
çapavullar (301/1/2): Ulaklar, kuryeler,
haberciler.
gäävüşeyäär (327-e/2/17): Gevşiyor, geviş
getiriyor.
garavul (195/2): Bekçi, muhafız, nöbetçi.
yalmavuz (335-e/8): Obur, silip süpüren.
Yuvarlak ünlüyle başlayan kelimelerde daha
değişik bir durum söz konusudur. İlk hecede bulunan yuvarlak ünlüler, konuşma
sırasında sonraki hecelerdeki ünlüleri yuvarlaklaştırırlar. Ancak bunlar imlâda
gösterilmez: "gurak", "kömelek" (mantar),
"turşumtık", "üzümçilik", "yorğan" şeklinde
yazılan kelimeler; "gurok", "kömölök",
"turşumtuk", "üzümçülük", "yorğon" şeklinde
telâffuz edilmektedirler.
Örneklerde de görüldüğü gibi, "u" ve
"ü" ünlüleri ikinci heceden sonra yazıda gösterilmemektedir. Ancak
Atacanov, iki örnekte ikinci heceden sonra da bu ünlüleri kullanmıştır. Bu
kullanımda yuvarlak ünlülerle birlikte dudak ünsüzü "m"nin de tesiri
olduğu kanaatindeyiz:
doyumlık > doyumluk (335-d/5; 335-ğ/7):
Doyumluk.
gülümsire- > gülümsüre- (332/4/2):
Gülümsemek.
Ünlü Değişmeleri
Ünlü Genişlemesi: Kelime içindeki dar ünlülerin değişik sebeplerle
geniş ünlülere dönüşmesine ünlü genişlemesi denilmektedir.
ı > a: Aşağıdaki örneklerde "a" ünlüsü, bir
sonraki hecede bulunan "ı" ünlüsünü kendisine benzetmiştir. Bu, bir
ilerleyici benzeşme örneğidir. Söz konusu ses değişmesi, özellikle
"ç" ve "k" ünsüzleri arasında meydana gelmiştir: gaabarçık
> gaabarçak (327-b/1; 327-e/1): 1. Nasır. 2.Vücudun su toplayan yeri,
kabarcık.
gaabarçıklı > gaabarçaklı (332/1/8;
335-h/4): Nasırlı.
gayrı > gayra (274/2/4): Başka, gayrı.
yaarçık yaarçık > yaarçak yaarçak (67/5):
Yarık yarık, çatlak çatlak.
Ünlü Yuvarlaklaşması: Bir kelimede bulunan düz ünlülerin çeşitli fonetik
sebeplerle yuvarlak ünlüye dönüşmesine ünlü yuvarlaklaşması denir.
a > o: Bir dudak ünsüzü olan "v", aşağıdaki
örneklerde kendisinden önce gelen "a" ünlüsünü yuvarlaklaştırarak
"o"ya çevirmiştir:
alav > alov (332/4/2; 335-s/4): Alev.
palav > palov (332/3/21; 332/3/22): Pilâv.
Üzerinde çalıştığımız metinde birinci kelime,
8 defa "alav" 3 defa "alov" şeklinde yazılmıştır. İkinci
kelime sözlüklerde "palav" şeklinde yazılmakla birlikte metnimizde
iki defa geçmiş ve her ikisinde de "palov" olarak yazılmıştır.
Ünlü Düzleşmesi: Çeşitli fonetik sebeplerle yuvarlak bir ünlünün
düzleşmesine ünlü düzleşmesi denilmektedir.
o > a: Bu tür ünlü düzleşmesine Rusçadan Türkmenceye geçen
kelimelerde rastlanmıştır. Rus yazısında
"o" olarak yazılan bazı ünlüler "a" şeklinde
telâffuz edilmektedir. Aşağıdaki örneklerde görülen değişiklikler, kelimelerin
telâffuz edildiği şekilde yazıya geçirilmesinden kaynaklanmıştır:
Aak Belorus > Aak Belarus (335-z/11): Beyaz
Rusya.
bolşevik > balşevik (335-h/13; 335-ı/8):
Bolşevik.
kontora > kantura (325/1/2): Büro,
yazıhane.
sekundomer > sekundamer (324/2):
Kronometre.
Metinde bu kelimelerden "balşevik" 8
defa, kelimenin aslı olan "bolşevik" ise 23 defa kullanılmıştır.
Diğer kelimelerin sadece birer örneği bulunmaktadır.
Ünlü Düşmesi
Orta Hece Ünlüsünün Düşmesi: Türkçede bazı durumlarda orta hece ünlüsü
vurgusuzluktan dolayı düşer. Türkiye Türkçesinde olduğu gibi Türkmencede de
insan vücuduyla ilgili kelimeler iyelik eki aldığında söz konusu ünlü
düşmektedir:
aalınıñ > aalnıñ (59/4): Alnın.
ağızıma > ağzıma (45): Ağzıma.
garını > garnı (95/5): Karnı.
eğininde > eğninde (332/4/1): Omzunda.
erinime > ernime (113/7): Dudağıma.
Ancak Türkmencede orta hece ünlüsünün diğer
kelimelerde de yaygın bir şekilde düştüğü görülür. Özellikle zayıf telâffuz
edilen akıcı "l", "r", "y" ünsüzleriyle
"ğ" ünsüzünden sonra gelen orta hece ünlüleri düşmektedir:
buluta > bulda (155/1; 157/1): Buluta.
duruşunı > durşunı (265; 318/12): Duruşunu.
geliniñ > gelniñ (232/4): Gelinin.
gerilen > gerlen (335-ğ/16): Gerilen.
geyinen > geynen (310/7): Giyinen.
gılıcını > gılcını (171): Kılıcını.
goyunıñ > goynuñ (335-m/10): Koyunun.
ölümine > ölmüne (335-m/18): Ölümüne.
yağışına > yağşına (284/3; 285/2):
Yağmuruna, yağmuruyla.
yiğidiñ > yiğdiñ (332/1/2; 335-s/34):
Yiğidin.
Ünlü Türemesi İç Seste Ünlü Türemesi: Atacanov'un
şiirlerinde ünlü türemesine iç seslerde rastlanmıştır. Şair, bazen ayrı
hecelere bağlı iki ünsüzün yan yana gelmesi durumunda söyleyiş zorluğunu
gidermek için arada bir ünlü türetmektedir:
birdenkää > birdenikää (329/1/5): Birden,
birdenbire. daatsız > daadısız (277): Tatsız, lezzetsiz. galk- > galık-
(335-f/4): Kalkmak, yükselmek. sıçra- > sıçıra- (329/1/5): Sıçramak. büdre-
> büdüre- (325/1/5): (Ayağı) sürçmek, tökezlemek. goltğı > golutğı
(335-f/31): Destek. güzle- > güzüle- (326/2/6): Çok hızlı gitmek. öyt-
> öyüt- (42/2; 131/14): Sanmak,
zannetmek. üsğür- > üsüğür- (335-u/26): Öksürüp boğazını temizlemek.
Ünlü Birleşmesi: Birincisi ünlüyle biten, ikincisi ünlüyle başlayan
iki kelimenin son ve baştaki ünlülerinin kaynaşarak tek ünlü hâline gelmesine
ünlü birleşmesi denilmektedir. Ünlü birleşmesinin metnimizde sadece bir örneği
bulunmaktadır: nääme üçiin > näämüçiin (87/1; 125/1) : Neden, niçin, niye.
b. Ünsüzler Ünsüz Değişmeleri Sedalılaşma: Sedasız
ünsüzlerin kendi karşılıkları olan sedalı ünsüzlere dönüşmesine sedalılaşma
denir.
k > ğ Değişmesi: Metinde sedalılaşmanın sadece bir tür örneğine
rastlanmıştır. O da k > ğ
değişmesidir: tokar tokar > toğar toğar (332/2/4): İri iri, büyük
büyük. yamak > yamağ (113/2): Yama, yamalık.
Sedasızlaşma: Sedalı ünsüzlerin kendi karşılıkları olan sedasız
ünsüzlere dönüşmesine sedasızlaşma denilmektedir.
d > t değişmesi: Metnimizde sedasızlaşmanın da sadece bir türü
bulunmaktadır: d > t değişmesi. Bir örnekte ön seste, üç örnekte ise iç
seste sedasızlaşma meydana gelmiş; iç seslerdeki sedasızlaşmalar "ş"
ünsüzünün tesiriyle ortaya çıkmıştır: düpıssı > tüp ıssı (334-d/12):
Sımsıcak, yakıcı sıcak. işdää > iştää (301/5/2; 332/2/1): İştah. keşde >
keşte (35/2): Dantel, örgü. periişde > periişte (332/3/14): Melek.
İncelediğimiz metinde "düpıssı" bulunmamaktadır. "tüp ıssı"
örneğine ise bir yerde rastlanmıştır. "işdää" 3, "iştää" 4
defa; "keşde" 3, "keşte" 1 defa; "periişde" 5,
"periişte" 1 defa kullanılmıştır. Sözlüklerde örneklerin yalnız
"d"li şekilleri bulunmaktadır. Bu durumda örnek kelimelerdeki
sedasızlaşma oranı % 50 civarındadır.
Diğer Ünsüz Değişmeleri
l > n değişmesi: "l" ve "n" birer akıcı ünsüzdür.
Diğer Türk lehçelerinde olduğu gibi Türkmencede de zaman zaman akıcı ünsüzlerin
birbirinin yerine geçtiği görülmektedir: hamaala > hamaana (335-h/20;
335-ş/23): Sanki, güya. ölçel- > ölçen- (155/1): Ölçülmek. yıldam >
yındam (316/8; 332/5/14): Hızlı, süratli.
Ünsüz Benzeşmesi
İlerleyici Benzeşme Yoluyla: Kelime içinde yan yana bulunan ünsüzlerden
öncekinin sonra geleni etkileyerek
kısmen veya tamamen kendine benzetmesine ilerleyici benzeşme denilmektedir.
Aşağıdaki örneklerde "l", "n" ve "s" ünsüzleri,
"d" ve "t" ünsüzlerini tamamen kendilerine benzetmişlerdir:
ld > ll: çiğildem > çiğillem (43/2): Lâle. govaldañ
>govallañ (327-e/1/3): Çorapsız. gövşülde- > gövşülle- (327-e/3/9):
Eskimek, pörsümek. hiññildik > hiññillik (205/4): Salıncak.
nd > nn: danda- >
danna- (335-s/22): Seçmek, farketmek. dandav > dannav (94/5): Güçlük, engel.
dandavsız > dannavsız (189/11): Fark gözetmeden, seçmeden. endik > ennik
(327-c/4): Alışkanlık, âdet, huy.
sd/st > ss: basdır > bassır (53/4): Daima, sürekli. destine
> dessine (88; 169/1): Hemen, derhal.
Ünsüz Düşmesi
"g/ğ" Düşmesi: Eski Türkçede bazı eklerin başında bulunan
"g" ünsüzleri Batı Türkçesinde düşmüştür. Aynı durum bazı kelimelerde
birinci heceden sonraki hece başlarında da görülmüştür. Aşağıdaki örneklerde
buna benzer bir gelişme söz konusudur. Bir ünlü bir ünsüz arasında ve hece
başında bulunan "g/ğ"ler düşmüştür:
aaksakgal > aaksakal (61/4): İhtiyar,
yaşlı.
çökgün > çökün (9/5): Çukur, alçak, engin.
iilğençek > iilençek (272/1; 272/3): Toka.
"r" Düşmesi: Türkçede "r", aşınmaya elverişli bir ses
olduğu için kolayca yıpranıp düşebilmektedir. Aşağıdaki örneklerde bir uzun
ünlüyle "m" ünsüzü arasında kalan "r"ler düşmüştür:
bolar mı > boor mı > boo mı (87/1): Olur
mu?
baar mı > baa mı (44/1; 87/1): Var mı?
baarmış > baamış (335-y/1): Varmış.
c. Hece Düşmesi
Bir kelimede birbirine benzer veya aynı
seslerden oluşmuş iki heceden birinin zamanla eriyip kaybolmasına hece düşmesi
denir. Hece düşmelerine "r" ünsüzüyle biten geniş zaman eki almış
fiillerde rastlanmış; düşen heceler, bir telâfî uzunluğunun ortaya çıkmasına
sebep olmuştur: çıkarar > çıkaar (89/6): Çıkarır. durar > duur (3/1;
95/12): Durur. getirer > getiir (27/1; 189/23): Getirir. oturar > otıır
(4/5; 9/4): Durur, oturur. tutaşdırar > tutaşdıır (131/7): Tutuşturur,
yakar. utandırar > utandıır (30/2): Utandırır. yörer > yöör (195/3;
228/7): Durur.
d. Hece Kaynaşması
Bir kelimede yan yana bulunan iki veya daha
fazla hecedeki seslerin birleşip kaynaşmasına hece kaynaşması denir. Yan yana
bulunan iki kelimede de benzer durum söz konusu olabilir. Aşınmaya ve düşmeye
elverişli bir ünsüz olan "y" ile ondan sonra gelen "ı" ve
"i" ünlülerinin düşmesi sonucu bu ses hadisesi ortaya çıkmıştır:
buldurayış > bulduraş (329/6/8): Parlama,
parlayış.
döreyiş > döreş (99/6): Türeyiş.
gözleyiş > gözleş (171/5): Arayış, arama,
bakınma.
okayış > okaş (114/4): Okuma, okuyuş.
Zamirlerde bulunan aşınmaya ve düşmeye
elverişli "n" ünsüzü de aynı şekilde hece kaynaşmasına sebep
olmuştur:
meniñ > meñ (84/1/3; 116/2): Benim. onuñ
> oñ (65/12; 101/18): Onun.
seniñ > señ (34/2; 96/2): Senin.
Sonu "ı/i" ünlüsüyle biten
isimlerden sonra "hem" bağlacı geldiği zaman da hece kaynaşması
meydana gelmektedir:
çaağı hem > çaağam (72/2): Çağı da.
demirçi hem > demirçem (335-n/9): Demirci
de.
goşğı hem > goşğam (28/1; 85/1): Şiir de.
haalı hem > haalam (85/1): Halı da.
ikisi hem > ikisem (77/2 ; 84/4/4): İkisi
de.
şunı hem > şunam (333-a/9): Şunu da.
B. KELİME HAZİNESİ
1. Türkçe ve Alınma Kelimeler
Atacanov, şiirlerinde 52137 kelime
kullanmıştır. Bu miktar, çeşit olarak 4983'tür. Çeşit olarak kelimeleri tespit
ederken aynı köke sahip olduğu hâlde farklı yapım eki almış olan "aat-lı, aat-sız; bil-dir-, bil-i-m,
bil-i-m-li, bil-i-n-, bil-i-ş; ooy-la-,
ooy-la-n-" gibi kelimelerin her birini ayrı ayrı değerlendirdik. Şair,
yekün olarak 973, çeşit olarak da 335 özel isim kullanmıştır. Bunlar genel
toplamlardan çıkarıldıktan sonra geriye kalan
kelimelerin oranları aşağıdadır:
Toplam kelime sayısı: 51164 Çeşit olarak
kelimelerin toplamı: 4648.
4648 kelimenin aslî veya alınma olması
bakımından kendi içindeki oranı şöyledir:
Türkçe kökenli kelimeler: 2907
% 62.54
Alınma kelimeler: 1741 % 37.45
Toplam kelime sayısını dikkate aldığımızda,
kullanım sıklığından dolayı Türkçe kelimelerin oranı artmakta, alınma
kelimelerin oranı düşmektedir:
Türkçe kökenli kelimeler: 34217
% 66.87
Alınma kelimeler: 16947 % 33.12
Bütün bunlar, şiirlerde daha ziyade Türkçe
kelimelerin kullanıldığını gösterir. Şairin kullandığı alınma kelimelerden
sıklığı en yüksek olanlar, Arapça ve Farsça kelimelerdir. Bunların sıklığının
diğer yabancı kelimelere oranla yüksek olmasının bazı sebepleri vardır.
Türkler, İslâmiyeti kabul ettikten sonra ihtiyaç duydukları Arapça kelimeleri
kullanmaya başlamışlar ve zamanla bu
kelimelerin sayısı çoğalmıştır. Öte yandan Türk edebiyatı, uzun yıllar Fars
edebiyatından etkilenmiş; bu etkilenmeler sonucunda birçok Farsça kelime Türk lehçelerine
girmiştir. Türkmence de bu lehçelerden biridir. Ayrıca Türkmenler, zaman zaman
savaştıkları İranlılarla hep yan yana
yaşayagelmişler ve bazı Farsça kelimeler böylelikle Türkmenceye geçmiştir. Bu
gün Türkmenler, söz konusu kelimeleri yabancı saymamaktadırlar. Atacanov'un
yaygın olarak kullandığı diğer alınma kelimeler Rusçadır. Ancak Rusça
kelimelerin sıklık düzeyi, Arapça ve Farsça kelimelere oranla oldukça düşüktür.
Frekansı yüksek alınma kelimeler şunlardır:
aadam (181 defa), gül "çiçek/gül" (131 defa), dünyää (119 defa), caan (106 defa), yaat
"zihin/hatır" (101 defa), baağ "bahçe" (90 defa), galaa
"kale" (90 defa), dert (85 defa), tääze "taze/yeni" (83
defa), arzuv "arzu" (82 defa), ömür (80 defa), pikir
"fikir" (57 defa), hääzir "hâlen" (56 defa), hıyaal
"hayal" (56 defa), asmaan "gök yüzü" (55 defa), şemaal
"rüzgâr" (53 defa), bağt "baht" (51 defa), sähraa
"çöl" (50 defa), vağt "vakit" (48 defa), ovaaz
"ses/melodi" (48 defa), kööne "eski" (48 defa), säher
"seher" (47 defa), haal "durum" (47 defa), kitaap (45
defa), nazar "bakış" (45 defa), belaa (44 defa), saaz
"saz/beste" (43 defa), doost
(41 defa), yaar "sevgili" (41 defa), salaam "selâm" (41
defa), gam (40 defa), çaay (40 defa),
general (40 defa), kalp (38 defa), garııp "fakir" (38 defa), ayaal
"kadın" (37 defa), eziiz "sevgili/aziz" (37 defa), äälem
"âlem" (36 defa), belent "yüksek" (36 defa), deryaa
"ırmak" (36 defa), şäher "şehir" (34 defa), vatan (34
defa), zaar "sızlanma/inleme" (34 defa), duşmaan (33 defa), kenaar
(32 defa), pursat "fırsat/zaman" (32 defa), saaya "gölge"
(32 defa), halk (32 defa), bahar (31 defa),
ıkbaal "talih" (31 defa), bolşevik/balşevik (31 defa), sovaal "soru/problem" (29 defa),
ınsaan (29 defa), maşıın "araba" (28 defa).
4648 kelimeyi esas aldığımızda Türkiye
Türkçesiyle ilgili olarak şu oranlar ortaya çıkmaktadır:
Türkiye Türkçesiyle ortak kelimeler: 3362 %
72.33
Türkiye Türkçesiyle ortak olmayan kelimeler:
1286 % 27.66
Müşterekliği 51164 kelimede aradığımızda bu
oranın yükseldiği görülmektedir:
Türkiye Türkçesiyle ortak kelimeler:
40923 % 79.98
Türkiye Türkçesiyle ortak olmayan kelimeler:
10241 % 20.01
Atacanov'un şiirlerinde kullandığı kelimelerin
% 80'i Türkçe, Arapça ve Farsça ortak kelimelerden meydana gelmektedir. Bu
oran, bize aynı zamanda Türkmen Türkçesiyle Türkiye Türkçesi arasındaki
anlaşılabilirlik derecesini de göstermektedir. Şairin kullandığı ortak
kelimelerden Türkçe olanların sıklığı, alınma kelimelere göre oldukça
yüksektir: gör- (319 defa), göz (308 defa), gün "gün/güneş" (271 defa),
bil- (264 defa), yürek (213 defa), aadam (181 defa), el (181 defa), söz (177
defa), yool (174 defa), gıız (162 defa), baş (138 defa), gara (137 defa), aak
(136 defa), gül "gül/çiçek" (131 defa), dünyää (119 defa), ses (107
defa), caan (106 defa), göök (98 defa), aay (91 defa), aad (90 defa), baağ
"bahçe" (90 defa), dert (85 defa), çöl (83 defa), daağ (83 defa),
tääze "taze/yeni" (83 defa), ömür (80 defa), yiğit (80 defa), bak-
(75 defa), gözel (72 defa), dil (69 defa), yan- (62 defa), saç (61 defa), eşit-
(59 defa), pikir "fikir" (57 defa), görün- (56 defa), hıyaal
"hayal" (56 defa), uzak "uzun/uzak" (56 defa), asmaan
"gök yüzü" (55 defa), guş (55 defa), yaaşa- (54 defa), gül- (52
defa), sähraa "çöl" (50 defa). Türkiye Türkçesiyle ortak kelimeleri
çeşit olarak değerlendirdiğimizde oran şöyledir:
Türkçe kökenli kelimeler: 1898 %
56.45
Alınma kelimeler: 1464 %
43.54
Türkiye Türkçesiyle ortak olmayan 1286
kelimeden aslî olanlar, alınma kelimelerin yaklaşık üç katıdır:
Türkçe kökenli kelimeler: 966 % 75.11
Alınma kelimeler: 320 %
24.88
Türkmencede kullanılan, ancak Türkiye
Türkçesinde bulunmayan Türkçe kökenli
kelimelerden bazıları şunlardır: aaldav "hile", ast "alt",
aylan- "dolan-", başlık "başkan", düşün- "anla-",
düşündir- "açıkla-", gaabav "abluka",
gatık "yoğurt", geñeş- "danış-", iişle- "çalış-",
kıın "zor", köp "çok", köpel- "çoğal-",
ooyla-/oylan- "düşün-", or- "biç-", orun "yer",
ös- "büyü-", öt- "geç-", sayra- "öt-", özğer-
"değiş-", tap-
"bul-", tolkun "dalga", uruş "savaş", yaaş
"genç", yaaşlık "gençlik". Türkmencede kullanılan, ancak
Türkiye Türkçesinde bulunmayan alınma kelimeler, daha ziyade Farsça ve
Rusçadır: aabraay "itibar", çadra "baş örtüsü", çemodan
"valiz", dayhaan "çiftçi", jurnal "dergi", köçe
"sokak", miis "bakır", minut "dakika", polk
"alay", polat "çelik", soldat "asker", tom
"cilt", şenbe "cumartesi", şinel "kaput",
respublika "cumhuriyet".
Atacanov, şiirlerinde aslî ve alınma
kelimelerin eş anlamlılarını yaygın bir şekilde kullanarak hem geniş kültürünü
ortaya koymuş hem de üslûbunu zenginleştirmiştir:
baatır-gahrımaan-gerçek-merdaan-merdaana-merdem-mert-yiğit "yiğit";
ışık-nuur-övşün-övüşğin-şöhle-yağtı-yalkım "ışık"; elmıdaam-elmıdaama-hemiişe-mıdaam-mıdaamaa-ömür
"daima, sürekli"; arzı-arzuv-dileğ-isleğ-matlap-mıraat "istek,
arzu";
garııp-kemmağal-pahıır-pukaraa-sepiil-yooksul "fakir,
yoksul";
ebedii-müdiimilik-ömürbaakı-ömürboyı-ömürlik-soñsuz "ebediyen";
mahal-pursat-salım-vağt-zamaan "zaman, vakit"; binaa-caay-
mesğen-öy-taam "ev, bina"; gam-gayğı-gıınanç-gussa-hesret "e-
lem, keder"; etmiş-garaamat-günää-yaazık "günah, suç"; garrı-
gartañ-goca-yaaşulı "yaşlı"; boy-endaam-kaamat-sudur "boy";
çaadra-gııñaç-öyme-yaağlık "baş örtüsü"; cemaal-görk-gözellik- husn
"güzellik"; gaharlan- gız- gıınan- öykele- "öfkelen-";
çın-doğrı-hak-hakııkat "doğru, gerçek"; emel-iiş-käär-kesp "iş,
meslek"; gahar-gazap-kitüv-öyke "öfke"; caay-mekaan-orun-yer
"yer"; baarada-baarasında-hakda-hakında "hakkında", yaarı-
yaarım-yaarpı-yaartı "yarım", altın-gızıl-tıllaa-zer "altın".
Bu zengin sinonimler, bize ayrıca Türkmencenin
kelime hazinesinin ana kaynaklarını da göstermektedir. Bu kaynaklar, Doğu-Batı
Türkçeleriyle Arapça ve Farsçadır. Türkmencede Rusça kelimeler de kullanılmış
olmasına rağmen bunlar, eş anlamlılar oluşturacak düzeye erişememişlerdir.
2. Kelime Türleri ve Sıklıkları
Atacanov'un, şiirlerinde miktar olarak 51164,
çeşit olarak da 4648 kelime kullandığını daha önce ifade etmiştik. Bunlardan
bazısı doğrudan doğruya üslûba tesir etmemektedir. Üslûbu etkileyen kelime
türlerinden olan isim, fiil, niteleme sıfatı, zamir ve zarfları dikkate
aldığımızda ise kelimelerin toplamı 45961'dir. Bunların tür olarak sayı ve
oranları şöyledir:
İsimler ve zamirler: 22006 %
47.87
Fiiller: 15183 % 33.03
Niteleme sıfatları ve zarflar: 8772 %
19.08
a. İsimler
Atacanov, isimleri diğer kelime türlerinden
fazla kullanmış, özellikle bazı şiirlerinde onlara geniş yer vermiştir.
"İkindiinaara" (237) da bunlardan biridir:
İki dıızıñı dayaap yumşak kenaara,
Goşavuçlaap suv içyääñ
ikindiinaara.
Elvaan şapak övşüni yüzüñe
düşyäär.
Kirpikleriñ saayası gözüñe
düşyäär.
Elvaan şapak çaayılyaar mermer bedene...
Gurbaan beyle gudratı binaa
edene!
Suvuñ aaynasında daa
ıranyaar şekliñ.
Öözümem onuñ bilen bile ıranyaan.
Gövrääm suvuñ içinde bolsa
daa hääzir,
Ooduñ içinde yaalı, armaanlı
yanyaan.
Beyle tääsiin gözellik göremook
şindi!..
Bövet bolar öydüp sen diycek sözüme,
Goşavuçlaap, yene de alan suvuñı
Birden serpip goyberdiñ meniñ yüzüme.
Atacanov'un, şiirlerinde kullandığı sıklığı
yüksek isimler ve bunların frekansları ise şu şekildedir: göz (308 defa), gün
"gün/güneş" (271 defa), yer (248 defa), yürek (213 defa), aadam (181
defa), el (181 defa), söz (177 defa), yool (174 defa), gıız (162 defa), baş
(138 defa), oot "ateş" (137 defa), gül "gül/çiçek" (131
defa), dünyää (119 defa), iil "halk/millet" (119 defa), ene
"anne/nine" (117 defa), suv (112 defa), ses (107 defa), caan (106
defa), gövün "gönül" (104 defa), iiş (104 defa), öy (104 defa), göök
"gök yüzü" (98 defa), aay (91 defa), yüz (91 defa), aad (90 defa),
baağ "bahçe" (90 defa), galaa
"kale" (90 defa), oğul (89 defa), dert (85 defa), çöl (83 defa), daağ
(83 defa), arzuv (82 defa), ömür (80 defa), yiğit (80 defa), ıız (77 defa),
aydım "türkü" (76 defa), giice (76 defa), söyği (76 defa), dil (69
defa), yıl (69 defa), gaanat (62 defa), saç (61 defa), pikir (57 defa), hıyaal
(56 defa), asmaan (55 defa), ece "anne" (55 defa), guş (55 defa), oğlan (53 defa), şemaal
"rüzgâr" (53 defa), dañ (52 defa), toy (51 defa), sähraa (50 defa).
Şairin en çok kullandığı isim "göz"dür. "Göz", hem insanın
dünyaya açılan penceresi hem de birinci derecede güzellik unsuru olduğu için
sıklığı bu kadar yüksektir. Uygur şairi Abdurrahim Ötkür de şiirlerinde en
fazla bu ismi kullanmıştır (KASAPOĞLU-ÇENGEL 1994: 185). Abdülhamit
Süleymanoğlu Çolpan'ın şiirleri üzerinde stilistik çalışması yapan Hüseyin
Özbay, şairin en çok kullandığı kelime türleri üzerinde dururken
"köz" kelimesinin üçüncü sırada geldiğini belirtir (ÖZBAY 1994: 179).
Çolpan'ın en çok kullandığı ilk iki kelime ise sırasıyla "men" ve
"sen"dir. Bunların ikisi de zamirdir. Dolayısıyla Çolpan da en çok
"köz" ismini kullanmıştır. Öte yandan Atacanov'un en çok kullandığı
ilk yirmi beş isimden on ikisini Ötkür de ilk yirmi beş isim içerisinde
kullanmıştır. Atacanov'unkilerden ufak fonetik farkları olan bu isimler
aşağıdadır: "ana", "baş", "can", "el",
"gül", "iş", "köñül", "köz",
"kün", "su", "yol", "yüz". Diğer
şairlerin eserleri de bu açıdan incelendiğinde günümüz Türkistan şiirinde en
çok kullanılan isimler tespit edilmiş olacak ve büyük bir ihtimalle yukarıda
sıralanan kelimeler bunlar içerisinde yer alacaktır. Çolpan'ın şiirlerindeki
sıklığı yüksek isimlerin yaklaşık yüzde ellisinin de Atacanov'un en çok
kullandığı yirmi beş isim arasında yer alması, fikrimizi kuvvetlendirmektedir:
"ay", "gül", "kız", "kök",
"köñil", "köz", "kün", "ot", "suv", "yol". Üstelik
Atacanov'un kullandığı sıklığı yüksek isimlerle Çolpan'ınkiler sıklık sırası
bakımından birbirine çok yakındır:
Atacanov'un Kullandığı Çolpan'ın Kullandığı
İsimler İsimler
____________________ ____________________
göz
(1. sırada) köz (1. sırada
)
gün
(2. " ) kün
(3. " )
yool
(8. " ) yol
(6. " )
gıız
(9. " ) kız (12. "
)
oot
(11. " ) ot
(11. " )
gül
(13. " ) gül
(7. " )
suv
(17. " ) suv
(13. " )
gövün
(20. " ) köñil
(2. " )
göök
(23. " ) kök
(5. " )
aay
(24. " ) ay
(16. " )
Söz konusu kelimeler, daha ziyade şiirin
kelimeleridir. Bu tür incelemeler arttıkça Türk nesri ile Türk şiiri arasında
kelime seçimi yönünden ne gibi farkların bulunduğu da ortaya çıkmış olacaktır.
Atacanov'un en çok kullandığı isimler, tabiatla alâkalıdır:
"asmaan", "aay", "baağ", "çöl",
"daağ", "dañ", "giice", "göök",
"guş", "gül", "sähraa", "suv",
"şemaal".
Bazı şairlerin, sevgisini güçlü ifade etmek ve
sevgilisini güzelleştirmek için tabiat
unsurlarından faydalandığı bilinmektedir. Atacanov da bu yolu izleyerek şiirine
zenginlik katmıştır.
Şairin ikinci derecede en çok kullandığı
isimlerse aşk ve sevgiliyle ilgilidir: "aydım", "gıız",
"gövün", "oot", "saç", "söyği",
"yürek".
b. Zamirler
Atacanov, şiirlerinde şahıs zamirlerini de çok
kullanmıştır. Bazı şahıs zamirlerinin sıklık düzeyi oldukça yüksektir.
"men", zamirler içerisinde birinci sıradadır. Onu, "ol/o",
"sen" ve "biz" izler. Bunların bütün kelimeler içerisindeki
sırası şöyledir: "men", ikinci; "ol/o", üçüncü; "sen",
beşinci; "biz" ise on dokuzuncu sıradadır.
Atacanov'un kullandığı şahıs zamirlerinin
sıklıkları aşağıdadır:
men (555 defa), ol/o (537 defa), sen (466
defa), biz (219 defa), siz (98 defa), olar (69 defa).
Şair, şiirlerinde teklik şahıs zamirlerine
daha fazla yer vermiştir. Atacanov'un kullandığı "ben", daha ziyade
kendisidir ve o "ben" merkezli bir şairdir. En çok kullanılan şahıs
zamirlerinden "ol/o"; bazen uzaktaki sevgiliyi, bazen
"rakip"i, bazen de başka bir kimseyi temsil edecek şekilde
kullanılmış; "sen" ile çok defa sevgili kastedilmiştir.
Atacanov'un bazı şiirlerinde şahıs
zamirlerine çokça yer verdiği görülür. Buna örnek olmak üzere aşağıdaki iki
benti veriyoruz:
"Men-ää turcak" diydiñ,
Gızarıp çala,
Gumrı uçdı pencireden şo baada...
Men näämüçiin gumrı kimiin
uçmadım
Seniñ bilen gaanat goşup hovaada?
Men näämüçiin oturdım daar
otağda?
Düşünmedim.
Pursat geçdi yel bolup.
Ööz bolşuma öözüm erbet utandım.
Taam çolardı gaaldı, caansız çöl bolup,
Gumrı görsem, niirede de indi men,
Şol pääkiize lääle gumrı
Sen. Sen. Sen...
Uukusız otıırın giicääniñ yaarı,
Niiredendir gelyäär gıcağıñ zaarı.
Sen örään uzakda,
Örään uzakda.
Göremook gözüñi ençe yıl bääri.
Emmaa uzakdan daa yüreğim duyyaar,
Buu giiñ dünyäämiziñ bir bööleğinde
Neğaada meni de yaada salyaan
baar.
Bilyään, ol gussalı
gülümsireyäär,
Yañağında bir çukurcık döreyäär...
Gıcağıñ zaarına gövün beryään men,
Şol hesretli ovaazam
Sen. Sen. Sen...
(241/5/1-2)
c. Fiiller
Atacanov'un şiirlerinde 15183 fiil
bulunmaktadır. Şair, çeşit olarak 1397 fiil kullanmıştır. Bunları tespit
ederken fiillerin sıfat-fiil, zarf-fiil ve çekimli şekillerini dikkate aldık.
Ayrıca fiil köklerinin yapım eki almış şekillerini de bu sayıya dahil ettik:
"aaş-ır-, aç-ı-l-, çık-ar-, ed-i-n-" gibi.
Şairin en çok kullandığı fiiller ve bunların
frekansları aşağıdadır:
bol- (712 defa), gel- (493 defa), diy- (435
defa), et- (431 defa), ber- (330 defa), gör- (319 defa), al- (308 defa), git-
(286 defa), bil- (264 defa), dur- (194 defa), bar- (189 defa), geç- (187 defa),
çık- (170 defa), sal- (154 defa), yet- (130 defa), aç- (126 defa), ayt- (112
defa), tap- "bul-" (100 defa), gaal- "kal-" (99 defa), düş-
"inmek/düşmek" (96 defa), at- (89 defa), goy- (89 defa), otur- (88
defa), bak- (75 defa), getir- (62 defa), yan- (62 defa), yat- (62 defa), çek-
(61 defa), eşit- (59 defa), seret- (59 defa), görün- (56 defa), gaç- (55 defa),
yaaşa- (54 defa), gül- (52 defa), iç- (50 defa).
Atacanov, en fazla "bol-" fiilini
kullanmıştır. Şiirlerde biri 73, diğeri 20 kez tekrarlanan "bolsa" ve
"bolmasa" edatları; bu sayının dışında tutulmuştur. Söz konusu
fiilin sayısının yüksek çıkmasında yardımcı fiil olarak kullanılmasının da
etkisi vardır. Bu fiilin, tarihî devirdeki metinlerde de sık geçmesi, dikkat
çekici bir husutur. Uygur şairi Ötkür de şiirlerinde en fazla "bol-"
fiilini kullanmıştır (KASAPOĞLU-ÇENGEL 1994: 188). Çolpan'ın, şiirlerinde yer
verdiği fiiller üzerinde ayrıntılı olarak durulmadığı için onları
Atacanov'unkilerle karşılaştırma imkânına sahip değiliz. Aynı durum, Ötkür için
söz konusu değildir. Atacanov ve Ötkür'ün en çok kullandıkları ilk yirmi
fiilden on biri ortaktır ve bunların sıklık dereceleri birbirine yakındır:
Atacanov'un Kullandığı Ötkür'ün Kullandığı
Fiiller Fiiller
____________________
___________________
bol-
(1. sırada) bol- (1. sırada )
gel-
(2. " ) kel- (4.
" )
diy-
(3. " ) de- (2.
" )
ber-
(5. " ) ber- (5.
" )
gör-
(6. " ) kör- (8. " )
git-
(8. " ) ket- (10.
" )
bil-
(9. " ) bil- (14. " )
dur-
(10. " ) tur- (12.
" )
çık-
(13. " )
çik-
(9. " )
yet-
(15. " ) yet- (13.
" )
aç-
(16. " ) aç- (19.
" )
Atacanov'un en çok kullandığı fiiller;
"aç-", "al-",
"ayt-", "bar-", "ber-",
"bil-", "bol-",
"çık-", "diy-",
"dur-", "et-", "gaal-" (kal-),
"geç-", "gel-",
"git-", "gör-
", "sal-", "tap-" (bul-) ve "yet-"tir.
Bunlardan "ber-", "bol-", "dur-",
"et-", "gaal-" (kal-), "gel-", "gör-", "sal-"; Türkmencede
yardımcı fiil olarak da kullanılmaktadır. Diğerleri, Atacanov'un üslûbunu
doğrudan etkileyen fiillerdir:
"aç-", "al-", "ayt-", "bar-",
"bil-", "çık-", "diy-", "geç-",
"git-", "tap-" (bul-), "yet-" (ulaş-). Bu
fiiller, daha ziyade dışa dönük hareketleri temsil etmektedirler. Gazetecilik
de yapan ve mücadeleci bir kimse olan Atacanov'un kişiliği, üslûbuna da yansır.
Sanatçı ve üslûp arasındaki bu paralelliği sezen Yahya Kemal, "Üslûb-ı
beyan aynıyla insandır." demiştir.
Atacanov, bazı şiirlerinde fiilleri çok sık
kullanır. "Alma Yene Gülleyäär (9)"de bunu görüyoruz:
Yaadımda, bir yoola okopdan çıkıp,
Yer bağırtlaap, süyşe süyşe gidenmiz.
Yaap boyuna yetemizde yapırlıp,
Alma ağacına tağzıım edenmiz.
Omurıpdır onı bomba bööleği,
Sıınasını parçalaapdır, büküpdir.
Ağacından ayra düşen şahalar
Güllerini gözyaaş deyin döküpdir.
Aak gülleri goşavuçlaap, ıısğaşıp,
Ol ağaca ulı kasam etdik biz.
Onuñ ooda köyen aarın almaağa
Yaarı giice yene ceñe gitdik
biz...
Yoolum düşüp, ençe yıllar
geçensoñ,
Yene bardım şo kenaara aylanıp.
Yovuz günde yara düşen yaaş alma
Otıır eken aak güllere şaylanıp.
Duşmaan okı omursa daa almaanı,
Men beğendim, käär etmäändir köküne.
Buu ahvaaldan çıkardım men bir
maanı:
Zandı merdaan düşmez eken çöküne.
d. Sıfatlar
Sıfatlar, isimleri niteleyen kelimelerdir.
Ancak bütün sıfatlar üslûba tesir etmezler. Bu sebeple biz, üslûbun belirlenmesinde
önemli rolü olan niteleme sıfatları üzerinde duracağız. Atacanov'un şiirlerinde
kullandığı sıklığı yüksek niteleme sıfatları şunlardır: gara (137 defa), aak
(136 defa), tääze "taze/yeni"
(83 defa), ulı (71 defa), göök "gök/yeşil" (56 defa), uzak
"uzak/uzun" (56 defa), kööne "eski" (48 defa), gızıl (41
defa), belent "yüksek/yüce" (36 defa), yaaşıl (35 defa), govı
"iyi" (34 defa), beyik (30
defa), aal (27 defa), yaaş
"genç" (27 defa), aacı (27 defa), yağtı "parlak" (25 defa),
aala (24 defa), eziiz (23 defa), garııp (23 defa), yañı (22 defa), giiñ
"geniş" (22 defa), aaydıñ (20 defa). Şair, daha çok varlıkların
rengiyle alâkalı sıfatları tercih etmiştir. Bu da onun eşyanın rengini birinci
plânda tuttuğunu gösterir. Ayrıca bu sıfatların sıklık düzeyi diğerlerine göre
oldukça yüksektir: "aak", "aal", "aala",
"aaydıñ", "gara", "gızıl", "göök",
"yaaşıl", "yağtı" (aydınlık, parlak). Şiirlerin muhtevasını
incelerken, Atacanov'un birçok şiirine tablo havasını verdiğini belirtmiştik.
Tablonun, renklerin birleşiminden meydana geldiğini unutmamak gerekir. Şairin,
bir şiirini "ak" kelimesi üzerine yazması da onun varlıkların rengine
verdiği önemi gösterir:
Aslında aak sözüniñ
Öözi aaydıñ akımlı.
Aydañda daa ovaazı
Yañlanıp duur yakımlı.
Elmıdaama aak sözi
Oñatlık alaamatı.
İnkäär edyäär ol mıdaam
Garaanı, garaamatı.
Oñat arzuv edilse,
Aak sözünden başlanyaar.
Aak buğdayda gara baş
Duuşsa, yolnup taşlanyaar.
Aak guş göökden geçende
Yaaşıl otlı yaaz gelyäär.
"Birim müñ bolsun!" diylip,
Yere tohum sepilyäär.
"Aalnıña aak gün
doğsun!"
Diyyäär aadam aadama.
Aak yool arzuv edilyäär:
"Yiğit yoolda yaadama!"
Yooldan yaadaap gelende
Aak aağaran içilyäär.
Diiş çıkanda çaağaaña
Patrak noğul seçilyäär.
Aak paataa berip gidyäär
Şääğirdine ussaadı.
Aak sözünden başlanyaar
Ene süydüniñ aadı.
Oğlı aylava gitse,
Gıır atını sääpcedip,
Atınıñ mañlayına
Aak uun çalar ecesi.
Elmıdaama aak sözi
Oñatlık alaamatı.
İnkäär edyäär ol mıdaam
Garaanı, garaamatı.
Aak kepderää äälemde
Dıınçlık guşı diyilyäär.
Atbaşçı gidilende
Şempaa telpek geyilyäär.
Aak duuz atılyaar hökmaan
Nahara daa, naana daa.
Aak pağta aat getiryäär
Dövletli dayhaana daa.
"Hemraa bolsun hemiişe
Aak sözi aadam bilen!"
Diyen dileğimi de
Aak kaağıza yazdım men.
(216/1-12)
Atacanov'un ikinci derecede önem verdiği
niteleme sıfatları; varlıkların genişlik, büyüklük gibi durumlarıyla ilgilidir:
"belent" (yüksek, yüce), "beyik" (büyük), "giiñ" (geniş), "ulı",
"uzak" (uzun, uzak). Şair, bazı şiirlerinde niteleme sıfatlarına
geniş yer vermiştir. Bunlara bir örnek olmak üzere "Gün Günorta Çaağı"
(195) adlı şiiri aşağıya alıyoruz:
Aak bulutlar gaayıp
baryaar baatbörek yaalı.
Aak bulutlar,
Bir seretseñ,
Meñzeyää guva.
Erkini elden gideren göçğünli
gövnüm:
"Bulutlara goşul senem" diydi
arzuva.
Giiñ sähraanıñ göök gözüne
övrülen köölüñ
Yakasında yaaşayaar bir garrı
garavul.
Onuñ çola çatmacığı çaağıryaa
yene:
"Bağtıñ mende.
Bağtıñ mende.
Baatırğay sovul!"
Aak çatmaanıñ ilersinde
atız içinde
Bir gara gıız güne yanıp,
Yığıp yöör gaavun...
Güle aaşık,
Çöle aaşık aavçı hıyaalı
Gözlemez mi giice gündiiz arzılı
aavun!
Serğin,
Sahıı bulut bolup,
Saayavaan bolup,
Saaya salyaar gara gııza hääzir
hıyaalım.
Gara gııza sovaal beryään uzak
menzilden:
"Gorküyzede baa mı yene şol içen
çaalım?"
e. Zarflar
Zarflar, fiilleri niteleyen kelimelerdir.
Ancak bütün zarflar üslûba tesir etmezler. Bunun için biz, fiillerin zarf-fiil
şekillerini hareket unsuru olarak değerlendirdik ve bunları üslûbu etkileyen
zarfların dışında tuttuk. Atacanov'un kullandığı zarflar ve bunların sıklıkları
şöyledir: yene "yine" (179 defa), indi "şimdi/artık" (110
defa), birden (83 defa), buu gün "gün/güneş" (62 defa), hääzir
"şu anda/hâlen" (56 defa), kääte "bazen" (52 defa), ağşam
(40 defa), günde "her gün" (27 defa), baakı "daima, sürekli"
(26 defa), hiiç haçan "aslâ, hiçbir zaman" (25 defa), iir
"erken" (21 defa). Görüldüğü gibi şair, en fazla zaman zarflarını
kullanmıştır. Bunlardan sıklığı en yüksek olanlar, "indi", "buu
gün" ve "hääzir"dir. Bu da şairin daha ziyade içinde bulunduğu
anla meşgûl olduğunu gösterir.
f. Edatlar
Şiirlerinde benzetme sanatına geniş yer veren
Atacanov'un üslûbuna birinci derecede tesir eden edatlar; "yaalı",
"dek" ve "kimiin"dir. Şair, diğer edatları da üslûbunu
etkileyecek sıklıkta kullanmıştır: bilen "ile" (244 defa), daa (213
defa), de (213 defa), yaalı "gibi" (191 defa), emmaa (92 defa), üçiin
(79 defa), bolsa "ise" (73 defa), dek "gibi" (69 defa), hem
(69 defa), belki (62 defa), yööne "ancak" (58 defa), yaa (36 defa),
kimiin "gibi" (34 defa), eğer (32 defa), yaa daa (29 defa), veli
"fakat" (29 defa), bolmasa "aksi hâlde" (20 defa).
3. Kelimelerin Sıklığı
Atacanov'un, şiirlerinde en çok kullandığı kelime "bol-"
fiilidir. Şair, bu kelimeyi 712 kez tekrarlamıştır. Frekansının bu kadar yüksek
olması, "bol-" fiilinin hem yardımcı hem de esas fiil olarak kullanılmasından
kaynaklanmıştır. İkinci ve üçüncü sırada "men" ve "ol/o"
zamirleri gelmektedir. Atacanov'un kullandığı "men", daha ziyade
kendisidir. Şairin "men"i bu kadar çok kullanması, bencilliğinden
kaynaklanmaz. Onun, varlığını bütünüyle ortaya koymaya çalışan bir şahsiyet
olması, bunda birinci derecede rol oynamıştır. Şahıs zamiri "ol/o",
daha ziyade sevgiliyi ve "rakip"i temsil etmektedir. Sıklığının
yüksek olmasının sebebi budur. Şiirlerin muhtevası üzerinde dururken
Atacanov'un en fazla aşk ve sevgiliyle ilgili temaları işlediğini belirtmiştik.
Çok defa sevgiliyi temsil edecek şekilde kullanılan "sen" zamirinin
beşinci sırada gelmesi ve sıklığının yüksek olması da buna bağlıdır. Dördüncü
sırada bulunan "gel-" fiilinin sık kullanılması, "bol-"
gibi onun da aynı zamanda yardımcı fiil
olarak kullanılmasındandır. Atacanov'un şiirlerinde kullandığı sıklığı yüksek
kelimeler şunlardır:
bol- "ol-" 712 bir 293
men "ben" 555 git- 286
ol/o 537 gün "gün/güneş" 271
gel- 493 buu "bu" 271
sen 466 bil- 264
diy- "de-" 435 yer 248
et-
431 bilen "ile" 244
ber- "ver-" 330 biz 219
gör- 319 yürek 213
al- 308 dur- 194
göz 308 yaalı "gibi" 191
bar- "var-, git-" 189 indi "şimdi/artık" 110
geç- 187 ses 107
aadam "insan" 181 caan "can" 106
el 181 gövün "gönül" 104
yene "yine" 179 iiş "iş" 104
söz 177 öy "ev" 104
yool "yol" 174 zaat "şey" 100
çık- 170 tap- "bul-" 100
gıız "kız" 162 gaal- "kal-" 99
sal- 154 siz 98
baar "bütün/var" 154 göök "gök yüzü" 98
baş 138 düş- "inmek/düşmek" 96
oot "ateş" 137 baarı "hepsi" 93
gara "kara" 137 emmaa "ama" 92
aak "ak" 136 aay "ay"
91
gül "gül/çiçek" 131 yüz "yüz, çehre" 91
yet- "yetiş-" 130 baağ "bahçe" 90
aç- 126 aat "ad, isim" 90
şol/şo "şu" 123 galaa "kale" 90
dünyää "dünya" 119 nääme "ne/nasıl" 89
iil "halk/millet" 119 oğul 89
dääl "değil" 119 at- 89
ene "anne/nine" 117 goy- "koy-" 89
suv "su" 112 kään "çok" 88
ayt- "söyle-" 112 otur- 88
dert 85 olar "onlar" 69
tääze "taze/yeni" 83 dek "gibi" 69
birden 83 hem 69
çöl 83 şuu "şu" 67
daağ "dağ" 83 yaan "yan, taraf" 65
arzuv "istek, arzu" 82 niire "nere" 63
ömür 80 iki 64
kim "kim/kimisi" 80 belki 62
yiğit 80 getir- 62
üçiin "için" 79 yan- 62
gerek 79 yat- 62
iç 78 gaanat "kanat" 62
ıız "iz" 77 çek- 61
bile "ile/birlikte" 77 saç 61
aydım "türkü" 76 beyle "böyle" 60
söyği "sevgi" 76 eşit- "işit-" 59
giice "gece" 76 seret- "bak-" 59
bak- 75 vah 59
bolsa "ise" 73 armaan "emel" 58
gözel "güzel" 72 yööne "ancak" 58
ulı "büyük" 71 pikir "fikir" 57
gatı "katı/çok" 71 uzak "uzak/uzun" 56
dil 69 hıyaal "hayal" 56
yıl 69 göök "gök/yeşil" 56
hääzir "hâlen" 56 uç- 48
görün- 56 goca "yaşlı" 48
ähli "bütün, hep" 55 vağt "vakit" 48
gaç- "kaç-, düş-" 55 ovaaz "ses/melodi" 48
garaş- "bekle-" 55 kööne "eski" 48
asmaan "gök yüzü" 55 säher "sabah" 47
guş "kuş" 55 yıldız 47
ece "anne" 55 daaş "taş" 47
yaaşa- "yaşa-" 54 haal "durum" 47
gulak "kulak" 54 yör- "yürü-" 46
oğlan 53 ooba "köy" 46
biiri "birisi" 53 gapı "kapı" 45
şemaal "rüzgâr" 53 kitaap "kitap" 45
dañ "tan" 52 ur- "vur-" 45
kääte "bazen" 52 nazar "bakış" 45
her 52 yak- 45
gül- 52 şeyle "şöyle, böyle" 45
bağt "baht" 51 erk "irade, azim" 45
toy 51 gözle- "bak-, ara-" 45
iç- 50 gum "kum" 45
sähraa "çöl" 50 bulut 44
diñe "ancak" 50 belaa "belâ" 44
yaz- 49 bas- 44
at 49 saaz "saz/beste" 43
gayt- "geri dön-" 48 döön- "dön-" 43
yel 43 gaar "kar" 40
nääçe "nasıl/kaç" 42 süyt "süt" 40
çaağ "zaman, çağ" 42 bääri "beri" 40
govı "iyi, güzel" 42 örään "çok" 40
ınan- "inan-" 42 unut- 39
gayğı "kaygı" 41 duyğı "duygu" 39
yaaz "bahar" 41 yeke "tek" 39
durmuş "hayat" 41 iy- "ye-" 38
gızıl "kırmızı" 41 kalp 38
yaar "sevgili" 41 akıl 38
öl- 41 aağla- "ağla-" 38
salaam "selâm" 41 garııp "fakir" 38
doost "dost" 41 öyt- "san-" 38
ak- 41 gaan "kan" 38
gam 40 döre- "türe-" 37
çaay "çay" (içilen) 40 eziiz "sevgili/aziz" 37
ek- "ek-/dağıt-" 40 ayaal "kadın, hanım" 37
general 40 aylan- "dolan-" 37
söy- "sev-" 40 oka- "oku-" 37
aaşık "âşık" 40 alma "elma" 37
ağşam "akşam" 40 garşı "karşı/ters" 37
köçe "sokak" 40 äälem "âlem" 36
ayak 40 belent "yüksek" 36
güyç "güç, kuvvet" 40 daş "dış/dışarı" 36
gol "el/kol" 40 goşğı "şiir" 36
soora- "sor-" 36 düşün- "anla-" 35
deryaa "ırmak" 36 kıın "zor, çetin" 35
göter- "kaldır-" 36 soñkı "son" 35
eken "imiş" 36 yağşı "iyi, güzel" 35
üst 36 yaaşıl "yeşil" 35
yaa "ya" 36 yağış "yağmur" 35
der "ter" 35
Şairin kullandığı sıklığı yüksek yirmi beş
kelimenin on ikisi fiil, beşi isim, dördü zamir, ikisi sıfat, ikisi de edattır.
İlk on sırada bulunan kelimelerin yedisi fiil, üçü zamirdir. Fiillerin sıklık
düzeyinin bu kadar yüksek olması, Atacanov'un hareketli bir üslûba sahip
olduğunu gösterir.
Atacanov'un şiirlerinde en çok kullandığı
kelimeler zaman, mevsim ve tabiatla alâkalıdır. Bunlar içerisinde tabiatla
ilgili olanlar birinci sırada yer alır. Şairin tabiatla alâkalı kelimeleri zaman zaman mecazî manada kullanması,
sayılarını yükseltmiştir. Ancak bu, daha ziyade bir seçme işidir. Atacanov,
değişik konuları işlerken sık sık tabiat unsurlarından da faydalanmış ve
şiirine canlılık kazandırmıştır.
Şair, gök yüzünün bir yanını bulutlu, bir
yanını açık olarak tasvir edip ümit ve ümitsizliğini dile getirmiştir. Bulutu,
genellikle bir sıkıntının sembolü olarak kullanmıştır. Siyah bulutlar, şairin
duyduğu kederi yansıtan bir fondur. Bulutun ay ışığını gizlemesiyle şairin
sevgilisinden ayrı olması, bir bütünlük oluşturmaktadır. Şiirlerde, yaprakların
rüzgârda titremesi ve dökülmesiyle ayrılık rüzgârının önünde sürüklenen şairin
trajedisi arasında paralellik kurulmuştur. Sevgilisinden ayrı olan şairin
hüzünlü duyguları, dallardan ayrılan yapraklar ve tozutan kar taneleri
aracılığıyla; ayrılığın vermiş olduğu ürkütücü psikoloji ise, "siyah
fırtınalı dalga" imajıyla verilmiştir. Atacanov'un, sevgilisiyle mutlu
olduğu anları konu edindiği şiirlerinde mevsim olarak bahar; aşktan kaynaklanan
hüznü dile getirdiği şiirlerinde ise güz hâkimdir. Şiirlerde güzle yaşlılık
arasında bağlantı kurulmuştur. Kartal, uğursuzluk ve huzursuzluğun; çayır
kuşuysa huzur ve sükûnetin sembolü olarak kullanılmıştır.
Zaman, mevsim ve tabiatla ilgili kelimelerin
sıklıkları şu şekildedir: gül "gül/çiçek" (131 defa), suv (112 defa),
göök "gök yüzü" (98 defa), aay (91 defa), baağ "bahçe" (90 defa), çöl (83 defa), daağ (83 defa),
giice (76 defa), asmaan (55 defa), guş (55 defa), şemaal "rüzgâr" (53
defa), dañ "şafak" (52 defa), sähraa (50 defa), säher (47 defa),
yıldız (47 defa), daaş "taş" (47 defa), bulut (44 defa), yel (43
defa), yaaz "bahar" (41 defa), gaar "kar" (40 defa), ağşam
"akşam" (40 defa), deryaa "ırmak" (36 defa), yağış
"yağmur" (35 defa), bahar (32 defa), saaya "gölge" (32
defa), deñiz (31 defa), tolkun "dalga" (29 defa), garañkı
"karanlık" (28 defa), çınaar (28 defa), güyz "güz" (26
defa), ağaç (25 defa), yaprak (25 defa), şapak "şafak" (24 defa),
çaay "dere" (23 defa), gış (23 defa), aaydıñ "aydınlık" (20
defa), bääğül "gül" (20 defa).
Atacanov, ikinci olarak dikkatini insanın
fizikî ve ruhî yönleri üzerinde yoğunlaştırmış ve bunlarla ilgili kelimelere
ağırlık vermiştir. En çok tabiatla
alâkalı kelimeleri kullanan şairin
bu yaklaşımı, oldukça manalıdır. Çünkü kâinat, insanla anlam
kazanmaktadır. Bir şiirinde o, bunu şöyle dile getirir:
Äälemde, gör, nääçe planeta
baar!
Ählisinden akıllısam Yerimiz.
Çünki ene Yerde ınsaan yaaşayaar.
Yerde yaarış bilen yaaşayaarıs biz!
(311/2)
İnsanın fizikî yönünü anlatan kelimelerin
sıklığı, daha yüksektir. Ruhî yönünü ifade eden kelimeler, sıklık düzeyi
bakımından ikinci sırada yer almışlardır: göz (308 defa), el (181 defa), yüz
(91 defa), gulak (54 defa), gül- (52 defa), goca "yaşlı" (48 defa),
erk "irade, azim" (45 defa), gayğı (41 defa), güyç "güç,
kuvvet" (40 defa), gol (40 defa), ayak (40 defa), gam (40 defa), unut- (39
defa), duyğı (39 defa), aağla- (38 defa), düşün- (35 defa), baat "güç,
kuvvet" (34 defa), duy- "hisset-" (32 defa), haala-
"beğen-" (29 defa), gövre "gövde" (27 defa), yaaş
"genç" (27 defa), yaaşulı "yaşlı" (26 defa), gahar
"öfke" (25 defa), bağır (24 defa), mañlay "alın" (20 defa).
Atacanov, şiirlerinde aşk ve sevgiliyle ilgili kelimelere de çokça yer vermiştir.
Bunlar içerisinde frekansı en yüksek olan "yürek"tir. Şair, kalp
kelimesini de kullanmakla birlikte aşk şiirlerinde daha çok "yürek"i
tercih etmiştir. "Yürek", sevginin yansıdığı yerdir. Şairin, daha çok
sitem ettiği anlarda sevgili için kullandığı "gıız" kelimesi, ikinci
sırada yer almıştır. Aşağıdaki örnekte bu iki kelimenin kullanılış şekli
görülmektedir:
Sen neneñsi dääli gıız,
Aay parçası yaalı gıız,
Aaşık kalbım aadıña
Aydımlardan doolı, gıız.
Hiy, seniñ doñ yüreğiñ
Duymaz mı buu haalı, gıız?!
(158/2)
Üçüncü sırada "oot" (ateş)
gelmektedir. Bu ateş, kâh sevgilinin dudağında, kâh aşığın gönlündedir. Aşk ve
sevgiliyle ilgili kelimelerin sıklıkları ise şöyledir: yürek (213 defa), gıız
(162 defa), oot "ateş" (137 defa), gövün "gönül" (104
defa), aydım "türkü" (76 defa), söyği "sevgi" (76 defa),
saç (61 defa), yaar (41 defa), söy- "sev-" (40 defa), aaşık (40 defa),
görk "güzellik" (25 defa), gözellik (24 defa), nääz "naz"
(21 defa).
Atacanov, aileyle ilgili kelimeleri de sık
kullanmıştır. Bunlar içerisinde frekansı en yüksek olan üç kelime;
"ene", "oğul" ve "ece"dir. İlk kelimenin
"nine" anlamı da bulunmakla birlikte şiirlerde daha çok "anne"
anlamına kullanılmıştır. Üçüncü kelimenin anlamı da "anne"dir.
"ene", "oğul" ve "ece" kelimelerinin bu kadar çok
kullanılması, şairle annesi arasında bulunan kuvvetli sevgi bağından
kaynaklanmaktadır. Şair, "Ecem" (64) adlı şiirinde bu bağı şöyle dile
getirir:
Pencirääniñ çep taayınıñ,
Sıırılğıdır aak perdesi.
Iısı geler göök çaayınıñ,
Eşdiler üncüli sesi.
İsle giice, isle gündiiz,
Geler vağtım biler ecem.
Ähli iişin unudıp tiiz,
Şol pencirää geler ecem.
Bellidir gözüniñ yerem,
Şol nokatdan cııklaar durar.
Mensiz nahar iymez birem,
Yoola garaap, yooklaar durar.
Gııñacınıñ uucı bilen
Aaynaamızdan sıılar çañı.
Eğer öye gelmesem men,
Dik durup atırar dañı.
Aileyle ilgili kelimeler ve bunların sıklık düzeyi şu şekildedir:
ene "anne/nine" (117 defa), oğul (89 defa), ece "anne" (55
defa), ayaal "kadın, hanım" (37 defa), ata "baba, ata" (29
defa), baala "çocuk, yavru" (28 defa), aağa (25 defa), gelin (21 defa),
kaaka "baba" (21 defa), doğan "kardeş" (20 defa).
4. Kelime Grupları
Üslûbun belirlenmesinde kelime gruplarının
önemi büyüktür. Atacanov, kelime gruplarından en fazla isim ve sıfat tamlamalarını kullandığı için biz, bunlar
üzerinde duracağız:
a. İsim Tamlamaları
Şairin imaj dünyasını ve ifade gücünü tespit
etmede, isim tamlamaları önemlidir. Söz konusu tamlamalarda, iki veya daha
fazla varlık arasındaki ilişkilerin sanatçı tarafından nasıl algılandığını ve
onun varlıklara hangi gözle baktığını görmek mümkündür. Şiirlerinde çok değişik
isim tamlamalarını kullanan Atacanov, varlıklar arası ilişkileri hem objektif
hem de sübjektif açıdan değerlendirmiş; konuya sübjektif açıdan yaklaştığında
mecazlar kullanmıştır.
Şair, "erkinliğiñ aaşığı (214/4)",
"kirpikleriñ saayası (237/1)", "altın oocağı (246/8)",
"adaalat aaşığı (247/5)", "yaaz güli (267/7)",
"behiişt baağı (268)", "baharıñ tağamı (270/2)",
"cahan baağı (270/6)", "yağış sesi (274/5/2)", "şemaal
sesi (274/7/2)", "garağacıñ şahaları (275/2)", "bääğüliñ
açılışı (286/1)", "gülüñ yaprağı (286/4)" gibi tek başına
stilistiği etkilemeyecek durumda olan tamlamaların yanı sıra maddî (somut) ve
manevî (soyut) varlıklar arasında bağlantılar kurmuş; manevî varlıkları
müşahhas hâle getirmiştir. Bu tamlamalarda manevî varlıklar tamlayan, maddî
varlıklarsa tamlanan unsurdur: "aar naamıs oodı (2/1)", "hıyaal
guşı (37/2)", "söyğiiniñ güni (58/3)", "hicraan oodı
(77/1)", "söyği yıldızı (77/3)", "goşğııñ gaanatı
(92/5)", "hicraan yeli (94/4)", "gam kerveni (128/1)",
"kalbımıñ kääbesi (129/4)", "durmuş duzakları (131/14)",
"gam depderi (149/4)", "söyği oodı (165/5)",
"gövünleriñ köşği (170/11)", "yürek hatı (174/11)",
"okgunlı yıllarıñ ootlusı (246/13)", "durmuş ootlusı
(261/2)", "doñaklık daağı (256/2)", "arzuv guşı
(267/6)", "gövnümiñ gaanatı (270/4)", "gayğı gapısı
(280)", "ıkbaalıñ atı (161/8)". Atacanov, bazı isim
tamlamalarını teşhis yoluyla ortaya koymuştur. Bunların sayısı çok değildir:
"duyğularıñ dili (241/3)", "aydım aydıp beren çeşmääniñ sesi
(296/3)", "garağacıñ telpeği (274/3/5)". Atacanov'un
şiirlerinde, bünyesinde sıfat tamlaması bulunduran isim tamlamaları yaygındır.
Bunların bazısında tamlanan unsur, bir sıfat tamlamasıdır: "yüreğiniñ
nääzik taarı (132/1)", "biiçäärääniñ şum derdi (163/4)",
"başımıñ başağay belaası (187/1)", "yağışıñ yakımlı pışırdısı
(274/7/2)", "yaaz paslınıñ yağtı yağşı (294/4)", "öy
töörüniñ ömürlik aaydıñ nağşı (294/4)".
Bazı isim tamlamalarında tamlayan unsur, bir
sıfat tamlamasıdır: "dumaanlı daağ başı (94/2)", "yaaşıl yaprakları
pışırdaan aaylı ağşamlarıñ yalkımları (262/3)", "telim gat taamlarıñ
pencireleri (263/2)", "elvaan şapak övşüni (237/1)", "aal
övüsyään gülleriñ atırı (270/2)", "çaal ümürli çıığlı güyzüñ şemaalı
(274/1/1)", "yelli yağış saazı (274/3/1)", "şuuvlayaan
şemaalıñ baadı (274/7/3)", "aak çınaarıñ arslanı (163/3)". Bazı
isim tamlamalarındaysa hem tamlayan hem de tamlanan sıfat tamlamasıdır:
"aasuda asmaanıñ altın camı (148/2)", "tääze dünyäämiziñ ilki
dañı (161/7)", "söyğüsiz yüreğiñ tukaat boşluğı (166/6)",
"aak çınaarıñ aacı mukaamı (163/4)", "mähribaan vatanıñ mahmal
şemaalı (279-c/1)", "goca dünyääniñ baakı dovaamı (294/5)",
"yaaşıl Pövrizääñ saayası sapaalı salkın cülğesi (296/3)".
Bu isim tamlamalarından özellikle "yaaşıl
yaprakları pışırdaan aaylı ağşamlarıñ yalkımları", "öy töörüniñ
ömürlik aaydıñ nağşı", "çaal ümürli çıığlı güyzüñ şemaalı",
"yaaşıl Pövrizääñ saayası sapaalı salkın cülğesi"nde sıfatların
yoğunluğu dikkati çekmektedir. İsim tamlamaları içinde bile sıfat
tamlamalarının bu kadar çok olması, bize, şairin tamlama seçimiyle ilgili
tavrını göstermektedir. Atacanov, şiirlerinde sıfat tamlamalarını yoğun bir
şekilde kullanmış ve varlıkların nitelikleriyle derinlemesine meşgûl olmuştur.
b. Sıfat Tamlamaları
Üslûbu belirlemek için, şair tarafından
kullanılmış olan sıfat tamlamalarının da mutlaka incelenmesi gerekir. Çünkü
her sanatçı, varlıkları kendi dünyasına göre vasıflandırmaktadır.
Atacanov'un kullandığı sıfat tamlamalarının
bir kısmı, varlıkların reel durumunu yansıtan objektif tamlamalardır:
"salkın saaya (214/2)", "elvaan şapak (237/1)",
"serğin şemaal (241/2)", "giiñ dünyää (241/5/2)",
"süyci suv (246/9)", "ikirciñli gözel (265)",
"tolkunlı deñizler (268)", "aak gül (268)", "gara daş
(269/1)", "saarı suvlı kersen (274/1/4)", "aak yıldırım
(274/4/3)", "şuvvuldayaan şemaal (274/4/4)", "yağışlı giice
(275/1)", "böölek büçek bulutlar (275/2)", "bulaklı daağlar
(279-c/3)", "yaldıraan damca (286/4)", "aal yañak
(286/4)".
Bazı sıfat tamlamalarıysa, sübjektif
unsurların kullanılmasıyla ortaya çıkmış ve bunlarda mecazlara yer
verilmiştir: "yalınlı yool
(171/1)", "gamlı gara gövre (131/6)", "gaanatlı goşğı
(214/6)", "gunçalı görk (246/2)", "gaarlı garañkı (263/3)",
"biimahal ösen yel (273/2)", "yalınlı ışk (273/6)",
"yalta yağış (274/1/3)", "göök şemaal (274/2/1)",
"saarı giice (275/5)", "gayraatlı gaanat (279-c/5)",
"guşlañ gaanat açyaan ovaazı (284/1)", "aapatlı aabanan tolkun
(295/4)", "gara altın (334-c/4)", "gara der (334-c/2)",
"aak altın (334-ç/4)". Şair, sıfat tamlamalarını oluştururken zaman
zaman teşhisten faydalanmıştır. Aşağıdaki örneklerde cansız varlıkların, insana
ait sıfatlarla vasıflandırıldığını görmekteyiz: "duyğusız demir
(150/12)", "gamsız şemaal (155/2)", "gadırdaan gumrular
(164/5)", "erkin gumrular (164/5)", "yakımsız şemaal
(181/1/43)", "sahıı bulut (195/4)", "gartaşan gün
(270/6)", "gara geyen göök yüzi (273/3)", "yağış bilen
yaarış edyään aydım (274/2/2)", "erkin şemaal (274/4/3)",
"sahıı toprak (274/7/3)", "sabırlı saaralan käädi (275/3)".
Atacanov'un şiirlerinde teşbihlerin
kullanılmasıyla ortaya çıkan sıfat tamlamaları da bulunmaktadır: "bal suv
(150/8)", "mercen damcalar (155/1)", "gara gözden gaçan
mercen mooncuklar (163/5)", "naaçaar nazar salyaan mooncuk gözler
(164/1)", "kümüş der (178/2/3)", "tıllaa baalık (214/3)",
"mermer beden (237/1)", "yıldırım yıllar (246/13)",
"durna gözli bulak (269/2)", "gaavun dilimine meñzeyään aay
(275/3)", "servi boylı sonalar (284/4)", "göökden iinen
periişde (286/2)", "mahmal ses (290/2)".
Şair, bazı sıfat tamlamalarında isim unsurunun
önünde birden fazla sıfata yer vermiş; bunlarda geniş zaman sıfat fiil eklerini
kullanarak üslûbuna hareketlilik kazandırmıştır: "belent başın eğen
armaanlı çınaar (163/5)", "naalayaan heserli mukaam (166/2)",
"aak kebelek kovalaap yören gayğısız gıız (166/4)", "hayal
akyaan bulanık suvlar (168/1)", "erkini elden gideren göçğünli gövnüm
(195/1)", "şemaalı şuvlayaan garañkı giice (263/2)",
"hısırdılı geçen gıısğacık gündiiz (275/1)", "solan saarı güyz
(290/2)", "gaayıp bolan aak saalğım (292)", "beyhuuş eden
benevşeli atır (292)".
Sıfat tamlamalarında isim unsurundan önce
birden fazla sıfat almış başka örnekler de bulunmaktadır: "yaaşıl
gurbaağalı yaaşıl kerepler (168/2)", "salkın suvlı güzer
(179/1)", "aak çıralı caay (181/1)", "caadılı serğin şemaal
(241/2/1)", "bir petde aak kaağız (272/1)", "goñur gülli
keçe (274/1/1)", "garamtıl cähekli nağışlı giice (275/1)".
5. Deyimler ve Ata Sözleri
Deyimler ve ata sözleri, bir milletin
kültüründen derin izler taşır.
Deyimler, gerçek manalarını az çok kaybederek
yeni anlamlar kazanan kelimelerden meydana gelmişlerdir.Bunların taşıdığı
derin mana bilinmedikçe bir metnin tam olarak anlaşılması mümkün değildir.
Atacanov'un şiirlerinde kullandığı deyimlerin bir kısmı Türkiye Türkçesinde
kullanılanlardan farksızdır. Bazı deyimlerse Türkmen Türkçesine hastır. Aşağıda
şairin kullandığı deyimlerden örnekler veriyoruz:
ağzı tağam tap-: Tadına varmak.
"Ağzı
tağam tapan yeri bolmasa" (328/2/11).
biil baağla-: Bel bağlamak.
"Diñe
saña biil baağlayaan, kepderi" (335-k/12).
boyun eğ-: Boyun eğmek.
"Yürek
boyun eğmeyäär" (136/1).
bövrüni diñle-: Düşünceye dalmak.
"Kääte
sen bövrüñi diñlääp" (97/3).
dil bit-: Dile gelmek.
"Asmaana
dil bitse eğer" (279-d/1).
dil yetir-: Dil uzatmak.
"Dil
yetirse biiri sağatlığıma" (104/1).
durmuşa çık-: Ere varmak.
"Durmuşa
çıkanda gıız bukcasında" (86/2).
el çek-: El çekmek.
"El
çek eciiz yakaamdan" (293/9).
goncuna goor guyul-: Huzuru kaçmak.
"Goor
guyuldı Zıkovıñ daa goncuna" (335-u/29).
göökden düşen yaalı bol-: Apışıp kalmak.
"Göökden
düşen yaalı boldum" (330/5/1).
gövün yık-: Gönül yıkmak.
"Gövün
yıkmak añsaat" (212/2).
iki yaana elevre-: Şaşkına dönmek.
"Zıkov
indi iki yaana elevrääp" (335-ü/5).
ooda kööze düş-: Telâşa kapılmak.
"Ooda kööze düşdi kütüvli
duşmaan" (335-ş/19).
ööz gününi öözi gör-: Geçimini kendisi
sağlamak.
"Ööz
günüñi öözüñ görcek bol indi" (204/1).
pikir yöret-: Fikir yürütmek.
"Ol
baarada yağşı pikir yöredyään" (95/16).
suv señrikden aağ-: İş işten geçmek.
"Suv
señrikden aağdı.Bövsüldi bövet" (335-i/13).
yaka yırt-: Yaka yırtmak.
"Yaka
yırtıp, aağlaan eziiz eneler" (335-z/7).
Ata sözleri, halk muhayyilesinin süzgecinden
geçerek belirli bir mana ve ifade zenginliğine ulaşmış özlü sözlerdir. Türk ata
sözlerinde, milletimizin hayat felsefesi kısa bir cümleye sığdırılabilmiştir.
Ata Atacanov, ata sözlerini konu edindiği bir
şiirinde "Halkıñ yakan
ışıklaram/Ömürbaakı öçmeyäär." (207/1) -Halkın yaktığı ışıklar da/Ebediyen
sönmüyor- demektedir. Bu ifade, onun ata sözlerine verdiği önemi gösterir.
Şair, bunlardaki ifade gücünü ve etkileyiciliği farkettiği için şiirlerinde ata
sözlerini kullanmaktan kaçınmamıştır. Özellikle öğüt verici ve öğretici
nitelikteki şiirlerde bunu görmek mümkündür. "Ata bilen Oğul (306)"
adlı şiir de bunlardan biridir:
"Çekseñ çek veli, üzme.
Boş sözi çiişe düzme.
Uruşsañ, sööğüşseñem,
Yaraşmaağa yer goyğun.
Hak söz üçiin hemiişe
Gerek bolsa, ser goyğun.
Bular daanaañ akılı,
Asırlarıñ nakılı.
Eğer samsık sözlese,
Hovlama, yakma yürek.
Sözleyään samsık bolsa,
Diñleyci daana gerek"
Diyip, ata oğluna
Övüt berdi yatanda.
Oğlı bolsa övüdi
Unutdı dañ atanda.
(306)
Atacanov'un şiirlerinde yer verdiği ata
sözlerinin bazısı bizimkilerden farklıdır. Bazı ata sözleriyse ortaktır:
"Aaç tovuk düyşünde görermiş darı"
(335-ğ/21): Aç tavuk, düşünde darı görürmüş.
"Ağacı ekmedik, saayada yatmaz"
(189/13): Ağaç dikmeyen gölgede yatmaz.
"Akıllı övrener, akmak övreder"
(189/7): Akıllı öğrenir, ahmak öğretir.
"Atı at ediinçää, eyesi it boor"
(15/5): Atı at edinceye kadar sahibi it olur.
"Bir ağaçdan baağ bolmaz" (316/13):
Bir ağaçtan bahçe olmaz.
"Bir gülden bahar bolmaz" (316/22):
Bir gülden bahar olmaz.
"Dama dama kööl bolar" (316/11):
Damlaya damlaya göl olur.
"Dil bilen orak orsañ, biiliñ
aağırmaz" (252/2): Dil ile ekin biçersen belin ağrımaz.
"Özğe ata münen örään tiiz düşer"
(204/3): El atına binen çok tez iner.
"Piis piisi tapar, suv pesi"
(207/1): Pis pisi bulur, su pesi (engini).
"Sakgal ezen dääldir soñkı tüykülik"
(335-r/9): Son tükürük, sakal ıslatmış değildir.
"Suv akar, daaş gaalar" (168/1): Su
akar, taş kalır.
"Suv görmään, balağıñ kemerni çöşme"
(335-e/19): Suyu görmeden pantolonun kemerini çözme.
"Yağşı niyet, yaarım dövlet"
(327-e/2/1): İyi niyet, yarım devlet.
6. Taklidî Kelimeler
Atacanov, şiirlerinde 61 taklidî kelimeye yer
vermiştir. Bunlardan 12'si insan, 7'si kuş, 5'i su, 4'ü yağmur, 4'ü ağaç, 3'ü
rüzgâr ve diğerleri de başka varlıklarla ilgilidir. Şair, daha ziyade insan,
kuş ve suyla alâkalı taklidî seslerle meşgûl olmuştur. Taklidî kelimelerin
53'ünde kalın, 8'inde ise ince ünlüler kullanılmıştır. Bu da şairin, tok
sesleri tercih ettiğini gösterir. Atacanov'un şiirlerindeki taklidî kelimelerin
56'sı ünsüzle, 5'i de ünlüyle başlamaktadır. Taklidî seslerin başlangıç
noktalarının, çok defa kapanmalı olduğu anlaşılmaktadır. Kelime başında en
fazla kullanılan ünsüz "ş"dir. 26 kelime bununla başlamaktadır.
Aşağıdaki frekans sıralamasından da anlaşılacağı gibi "ş", taklidî
sesleri yansıtmada çok büyük önemi olan bir ünsüzdür. "ş"den sonra kelime
başında en çok "g" (9 kelimede) ve "p" (8 kelimede)
ünsüzleri kullanılmıştır. Bunları sırasıyla "c" (5 kelimede),
"h" (5 kelimede), "b" (1 kelimede), "ç" (1 kelimede)
ve "t" (1 kelimede) izler. Ünlülerden "ı" ile 3,
"u" ve "ü" ile de 1'er kelime başlamaktadır.
Taklidî kelimelerde kullanılan bütün sesler,
sıklık derecelerine göre şu şekildedir: "ı" (80 defa), "a"
(59 defa), "ş" (53 defa), "r" (50 defa), "d" (32
defa), "l" (30 defa), "ğ" (25 defa), "t" (23
defa), "b" (17 defa), "p" (12 defa), "g" (11
defa), "k" (11 defa), "ü" (11 defa), "u" (10 defa), "c" (8
defa), "e" (7 defa),
"h" (5 defa), "i" (5 defa), "v" (5 defa),
"oo" (4 defa), "aa" (3 defa), "ç" (3 defa),
"o" (3 defa), "s" (3 defa), "m" (2 defa),
"n" (2 defa), "y" (2 defa), "f" (1 defa), "uu"
(1 defa). Taklidî kelimelerde, uzun ünlülerden sadece "aa",
"oo" ve "uu"ya yer verilirken "ö" ünlüsü ve
"z" ünsüzü hiç kullanılmamıştır.
"ı" ve "a" ünlüleriyle
"ş", "r" ünsüzlerinin, taklidî kelimeleri oluşturmada en
uygun sesler oldukları anlaşılmaktadır. Bunları sırasıyla "d",
"l", "ğ", "t", "b", "p",
"g", "k" ünsüzleri ve "ü", "u" ünlüleri
izler. Ünsüzlerden "d", "t"nin; "b",
"p"nin; "g" ve "ğ" ise "k"nin sedalı
karşılığıdır. Taklidî kelimeleri, taklidî isimler ve taklidî fiiller olmak
üzere iki grupta ele aldık:
a. Taklidî İsimler
Atacanov'un şiirlerinde yer verdiği 61 taklidî
kelimenin 24'ü isimdir. Bunların 16'sı ikileme şeklindedir. Şair, "Köçe
Süpüryään Ayaal (230)" adlı şiirinde, taklidî ikilemeler aracılığıyla,
değişik varlıkların seslerini yansıtmıştır. Söz konusu ikilemeler, sözlüklerde
yoktur. Sözlüklerde bile bulunmayan taklidî kelimeler kullanması, Atacanov'un
taklidî seslere verdiği önemi gösterir. Şairin kullandığı taklidî isimler
aşağıdadır:
bığır bığır: Fokur fokur.
Gara gaazan bığır bığır gaynayaar
(33/5)
cañk cuñk: Çank çunk.
Cañk cuñkı yatmazdı alçak ussaanıñ.
335/c/21)
gaağıldı: Gaklama, "gak" sesi.
Garğalarıñ
gaağıldısı bövüsyäär
Buu
ümürli ümsümliği yañ bilen.
(274/1/2)
gooğur gooğur: Kuğur kuğur; kumru sesi.
Gooğur gooğur gooğurdadı mılaayım,
Naharlaayın diydim gövündeş guşı.
(29/1-2)
gürsüldi: Gürültü, patırtı, kütürtü.
Niiredendir, ağaçlardan añırdan
Gulağıma
geldi güñleç gürsüldi.
(12/9)
Gurşun guyulan dek otağıñ içi.
Yürekleriñ gürsüldisi eşdilyäär.
(131/11)
horkuldı: Hırıltı.
Yene de sedaasız horkuldı bilen
Gamlı gara gövre çökdi dıızına.
(131/6)
hüñürdi: Homurtu.
Eyvaana çıkanda yene ayaalı
Güñleç hüñürdisi gulağna yetdi
(335-ğ/6)
ığşıldı: Hışırtı.
Değre daşıñ ığşıldı.
Sana,
övşüni, saana!
(329/2/7)
pağşıldı: Çağıltı.
pağşıl pağşıl: Çağıl çağıl.
Pağşıl pağşıl pağşıldı.
Ilğayaas
iki yaana.
(329/2/7)
pışırdı: Şıpırtı.
Yağışıñ yakımlı pışırdısına
Hem şemaal sesine gulak asdım men.
(274/7/2)
şabır şabır: Şıpır şıpır.
Şabır şabır
Şabırdadı şaadıyaan çabğa.
(155/1)
şabırt şabırt: Şapırt şapırt.
şabırt şağırt: Şapırt şakırt.
şabırt şığırt: Şapırt şıkırt.
şağırt şabırt: Şakırt şapırt.
şağırt şıbırt: Şakırt şıpırt.
şıbırt şabırt: Şıpırt şapırt.
şıbırt şıbırt: Şıpırt şıpırt.
şığırt şıbırt: Şıkırt, şıpırt.
şığırt şığırt: Şıkırt, şıkırt.
Dañdaanlar
çıkyaan köçää
Geçyäär gara sudurlar.
Saağadına garaşyaan
Maşıınlar hatar duurlar.
Gaharlı güyzüñ yeli
Şahaları darayaar.
Dañ yıldızı asmaandan
Soñkı sapar garayaar.
Şabırt şabırt.
Şıbırt şıbırt.
Şıbırt şıbırt...
Sıza sübseli ene
Dañdaan köçe süpüryäär.
Gööyää ööz içersinde
Gülli keçe süpüryäär.
Şığırt şıbırt.
Şağırt şıbırt.
Şabırt şabırt...
Ene köçe süpüryäär.
Kääte biiri geçip duur.
Yañı süpürlen yere
Yene yaprak gaçıp duur.
Ööl yapraklar asfalta
Yelim yaalı yelmeşyäär.
İişe geçcek aadamlar
Enääñ yaadına düşyäär.
Olarıñ iiş yoolunı
Aayna yaalı eder ol.
Soñkı süplüği sıırıp,
Ööz öyüne gider ol.
Şabırt şağırt.
Şıbırt şabırt.
Şabırt şığırt...
İner oğlam öyünde
Hääzir hor çekip yatıır.
Basım süytçi dayza da
Gaymaklıca süyt getiir.
İner oğlı turıınçaa
Bişirer süydi ene.
Ol guşlukda oyansa,
Taayındır gaymak yene.
Şıbırt şabırt.
Şığırt şığırt.
Şağırt şabırt.
(230/1-12)
şırk şırk: Şırak şırak.
Geñsi apparadıñ şırk şırkı bilen
Zamana
geñ çavuş çakıp otıırdı...
(335-r/8)
şıtırdı: Çıtırtı.
Diñe peciñ şıtırdısı diymeseñ,
Gumguuklukdır,
Bilyään,
İçeriñ, ece
(113/3)
tamtam: Tamtam; davul sesi.
Depreğiñ tamtamı yaalı setirler.
(94/3)
b. Taklidî Fiiller
Yukarıda Atacanov'un 61 taklidî kelime
kullandığını ifade etmiştik.Bunların 37'si fiildir.Şair, taklidî fiillere, isimlere
oranla daha fazla yer vermiştir:
cak cak ur- : Cik cik ötmek.
Dumlı duuşda cak cak urup,
Sayradı bilbil.
(154/2)
cakgılda- : Kahkaha atmak, kahkahayla gülmek.
Cakgıldaap güldi kään garağool doostı
(335-ç/11)
cüypülde- : Cıvıldamak, ötmek.
Cüypüldeyäär bir bedene.
(330/4/2)
cüypüldeş- : Cıvıldaşmak, ötüşmek.
Torğaylaram cüypüldeşip,
Göökde gaanat geryäädiler...
(105/1)
çat aç- : Çatlamak.
Eysem ol çat açan, çöken yüreğni
Niçik seyiklesin,
Näädip yelmesin?
(129/4)
gaağılda- : Gaklamak, "gak" diye ses
çıkarmak.
Gaağıldaap galsa daa garğa,
Garğadan gaaz bolaayaanook.
(299/2)
gaağıldaş- : Gaklaşmak, karşılıklı
"gak" demek.
Gaağıldaşyaan garğalar daa gövnüme
Göz gıpışıp, laak atmakda hıyaalı.
(136/2)
Gaçyaa gaağıldaşıp yoolundan gaazlar.
(335-ğ/17)
gıcırda- : Gıcırdamak.
Diişleriñ elmıdaam gıcırdar durar.
(326/2/2)
gooğurda- : Kuğurdamak; kumru ötmek.
Gooğur gooğur gooğurdadı mılaayım,
Naharlaayın diydim gövündeş guşı.
(29/1-2)
gooğurdaş- : Kuğurdaşmak; kumrular ötüşmek.
Gooğurdaşıp gumrular
Gaanatların gerdiler.
(100/7)
gürsülde- : Yürek "küt küt" atmak.
- Niirää hovluğyaañ, yürek,
Gürsüldeyääñ ne beyle?
(53/1)
Elinde de altın reñk, altın reñk gülaabı...
Gürsüldedi,
Gürsüldedi yürek küysääp coğaabı.
(60/3)
Yürek urdı gürsüldääp,
Düşdi birden hovsalaa:
(134/5)
haşla- : Hırıltılı ses çıkarmak, hırıldamak.
Kimse otuzında yoolda haşlayaar,
Iızına övrülyää, alañdan ötmään.
(318/5)
Yaaşulı bir haşladı.
(329/4/5)
hiñlen- : Mırıldanmak.
Kää aydıma hiñlenyään,
Kääte atyaan sııkılık
(57/3)
Golı gaaba portfelli oğlancık
Mekdebinden gaydıp gelyäär hiñlenip.
(274/2/2)
Kaakasınıñ kesbin yaadına salıp,
Çalardı pessaayca hiñlenmek bile.
(335-c/13)
hor çek- : Horuldamak.
İner oğlam öyünde
Hääzir hor çekip yatıır.
(230/10)
ığşılda- : Hışırdamak.
Ukrain çölünde, yaapıñ üstünde
Aak şelpeli derek ığşıldaap otıır.
(6/1)
Yağış yuvan otlar ığşıldaap yele
(16/1)
Onuñ ayağınıñ gaalan yerinde
Enaayı ığşıldaap,
Boy aldı buğday.
(171/4)
ığşıldaş- : Hışırdaşmak.
Usuul bilen oña başın eğyääler
Iğşıldaşıp,
Irañ atyaan gamışlar.
(101/4)
Iğşıldaşyaan buğdaylığıñ
İçi bilen baryaadım men.
(105/1)
pağşılda- : Kükremek.
Aava zıñcak arslan kimiin kitüvli
Pağşıldayaar...
(99/5)
pasırda- : Hışırdamak.
Baydak bolup pasırdadı aak gııñaç.
(175/4)
Baydak bolup pasırdayaar gııñacı.
(175/8)
pırla- : "Fır fır" döndürmek.
Çaykandı ol yüzyään yaalı gayıkda,
Gözel gıızı gucağında pırladı...
(335-v/12)
pırlan- : "Fır fır/fırıl fırıl"
dönmek.
Gaayıp boldı gözden ışık,
Pırlandı, aylandı başım.
(181/2/2)
pışırda- : Hışırdamak.
Yaa
daa yaaşıl yaprakları pışırdaan
Aaylı ağşamlarıñ yalkımlarında?
(262/3)
şabırda- : Şıpırdamak.
Alaaç yook.Asmaana buyrup bolanook.
Şabırdaap guyup duur içiñi yakıp
(36/2)
şağla- : Çağıldamak.
Yağış suvam sıırığıp,
Şağlayaar aşaak akıp.
(100/2)
Oobaamızda şağlayaar
Soñkı bendi Murğabıñ.
(329/1/3)
şañla- : Çınlamak.
Eğer bir gün şañlamasa gulağıñ,
Buu dünyääden ötendiğmi bilğiniñ.
(147/5)
şapırda- : Şapırdamak.
Yaapda şapırdadı teññeli baalık.
(333-ç/1)
şarkılda- : Şangırdamak.
Şarkıldaap yeñseden açılan iişik
Goca generalıñ bööldi pikirni.
(335-e/15)
şatırda- : Çıtırdamak.
Şatırdayaan demir pece
Oodun saldı usuul bile.
(181/3/2)
şıbırda- : Şıpırdamak.
Maşıın geçyää kääte çala şıbırdaap.
Yoolağçı yook köçede buu mahallar.
(271/1)
Yağış bolsa çavuş çakdı şıbırdaap
(274/1/5)
şığırdaş- : Birlikte hışırdamak, hışırdaşmak.
Tukaat yağış cıbaarlayaar siññitli.
Yuvaş yele şığırdaşyaa şahalar.
(271/1)
şıññırdaş- : Birbirine değerek şıngırdamak,
şıngırdaşmak.
Garañkıda şıññırdaşyaa şelpeler.
(3/5)
şırkılda- : Tıklamak, "tık" sesi
çıkarmak.
İrkilip baryaarkaam, linotip sesi
Şırkıldaap gulağma geler durardı
(38/4)
şildire- : Şırıldamak.
Oklav yaalı keşlerden
Şildirääp suv akanda
(178/3/15)
şovla- : Uğuldamak.
Aak çınaarım, senem indi şovlama!
(323/3)
şuuvla- : Uğuldamak.
Örään
uzaklarda şuuvlayaan oklañ
Ayılğanç sesine gulak asyaar ol.
(10/5)
Kerkaavlarıñ başlarında
Yakımsız şemaal şuuvladı.
(181/1/3)
şuvvulda- : Uğuldamak.
Şuvvuldayaan şemaal bolsa düzümli
Daraap geçip akatsiya, arçasın,
Gaaydırıp
yöör hatarlardan hatara
Bildirişdir biletleriñ parçasın.
(274/4/4)
uvla- : Ulumak.
Yıldızlar daa yitdi gözden.
Alkımda şağal uvladı.
(181/1/3)
Uvlaap duran şağal boldı,
Mööcek boldı değre daşım.
(181/2/2)
üfle- : Üflemek.
Üşääpdir ol aayasına üfleyäär,
Gövresi de garşı ırañ atıp duur.
(274/3/5)
7. Özel İsimler
Atacanov, şiirlerinde özel isim olarak şahıs,
ülke, yer ve topluluk adlarını kullanmıştır. Şairin özel isimleri fazla
kullanması, onun üslûbunun bir özelliğidir. Özel isimlerin birçoğu, tarihî
olayların konu edildiği "Guşğı Galası" (335/a-z) adlı uzun şiirde
geçmektedir. Yakın tarihte yaşanan olayların başını çekenler şiirde
zikredilince, ister istemez özel isimlerin sayısı artmıştır. Biz, özellikle
Atacanov'un sanatının beslendiği kaynakları ve kültürünün sınırlarını tespit
etmeye yardımcı olacak özel isimler üzerinde durmak istiyoruz.
a. Şahıs İsimleri Atacanov'un kullandığı şahıs isimleri ve bunların
sıklıkları şu şekildedir: Lenin (20 defa), Mağtımğulı/Pırağı (10 defa),
Lukman/Lukman Hekim (4 defa), Puşkin (3 defa), Karun (3 defa), Kemine (2 defa),
Çehov (1 defa), Don Kihot (1 defa),
Samed Vurğun (1 defa), Ataköpek Merğen (1 defa), N. Sarıhanov (1 defa),
Göroğlı (1 defa), Meñli Han (1 defa),
Hatamtay (1 defa), Mecnun (1 defa), Gitler (1 defa), Kolumb (1 defa).
Yukarıda adları anılanlardan Mağtımğulı,
Lukman Hekim, Karun, Don Kihot,
Göroğlı, Meñli Han, Hatamtay,
Mecnun ve Kolumb tarihî/efsanevî şahsiyetlerdir. Lenin, Puşkin, Kemine, Çehov,
Samed Vurğun, Ataköpek Merğen, N. Sarıhanov ve Gitler ise yakın zamanlarda
yaşamış kimselerdir.
Atacanov'un Lenin'in ismini fazla kullanması,
onun tarihî temaya yönelmesinden kaynaklanmıştır. Şair, bu ismi "Şaatlan
Yürek Şaatlanmaağa Hakıñ Baar" (39/1), "Giiceler" (89),
"Mecnuun" (152) ve "Aal Şapak Aydımları" (279/a,e) adlı
şiirlerde beş kez; "Guşğı Galası (335/a-z)"ndaysa on beş kez
kullanmıştır. "Guşğı Galası"nda, bolşeviklerle onların karşısında yer
alanların mücadelesi işlendiği için, Lenin'in adının çok geçmesi normaldir. 18.
yüzyılda yaşamış olan büyük Türkmen şairi Mahtumkulu'nun adı, özellikle
Türkmen hayatının söz konusu edildiği şiirlerde geçmektedir. Atacanov,
Mahtumkulu'nun adını bir şiirinde başlık olarak kullanmıştır:
"Mağtımğulı" (37). Bu şiirde hayalen Mahtumkulu'yla konuşan şair,
onun birkaç dörtlüğünü de kendi şiirinin içine yerleştirmiştir:
Halkıñ öçmez çıraağı,
Ulı ussaat Pırağı,
Gör,
neneñ guvanardıñ
Gören
bolsañ buu çaağı!
Men
hıyaal guşumı uçurıp gööğe,
Baramda
çınaarı saayalı baağa,
Yene
elimdedi onuñ kitaabı,
Gaana
gaana okayaardım her baabı.
Açıldıkça
galıñ kitaabıñ gatı,
Goçak
halııpaanıñ saada suuratı
Setirleriñ
aarasından bakyaardı,
Gözünde
gam baardı hem söyği baardı.
Yene
hıyaalımda caanlanıp daana,
Saansız
sovaal beryää biziñ zamaana:
"Gayğı
gamda eziiz ömrüm soldurıp,
Şum
pelek azaabım reyğaan eyledi;
Yazan
kitaaplarım siile aldırıp,
Gözlerim
ıızında giryaan eyledi.
Gaapıllıkda
duşmaan aldı daşımız,
Darğatdı
her yaana deñi duuşumız,
Bääş
yılda bir kitaap eden iişimiz,
Gızılbaşlar
alıp, veyraan eyledi..."
Bağrım
berç bolupdı gussadan yañaa,
Sözle
sen, kööşeğim, habar ber maña.
Niirden,
näädip düşdi kitaabım saña?
Buu
ahvaal aklımı hayraan eyledi?
Diyip, Mağtımğulı gövnüme meniñ,
Yene
gadırdaana soorayaan yaalı.
Ölemen
aaşığı her setiriniñ,
Arzuvı;
halkımıñ arzuv, hıyaalı...
Yaabıñ
yakasında heykelin göryään.
Beyik
halııpaama hasaabat beryään:
Aadını
iidili yazıp bilmedik,
Çaphaanası,
eliipbiysi bolmadık,
Aayı
güni tayak kertip hasaaplaan,
Gaanlı
göreşlerde erkini taaplaan,
Seniñ
söver halkıñ seniñ sözüñi,
Seniñ
yüreğiñi, seniñ gözüñi
İillerden
iillere,
Yıldan
yıllara,
Dillerden
dillere,
Gülden
güllere
Belent
aydım edip, alıp gelipdir,
Yanğınlı
yüreğne salıp gelipdir...
Pövrize
Çayınıñ boyundan baryaan,
Akıl
hazıınası kitaaba garyaan.
Yene
hıyaal guşun uçuryaan gööğe,
Sırımı
sözleyään saayalı baağa:
Halkıñ
yağtı çıraağı,
Ulı
ussaat Pırağı
Gör,
neneñ guvanardı
Gören
bolsa buu çaağı!
Mahtumkulu'nun mahlâsı olan "Pırağı"
da aynı şiirde geçer. "Şaatlan Yürek Şaatlanmaağa Hakıñ Baar" (39/1),
"Gara Daağlar Gılıç Bolup Aarada" (95), "Soñlanmadık
Saazım" (111), "Yekelik" (114), "Sallançağım Sähraa
Meniñ" (330/6) ve "Harsıdünyää" (331/1-2); Mahtumkulu'nun
adının zikredildiği diğer şiirlerdir.
Lukman/Lukman Hekim (Lokman Hekim), önemli
hastalıkları iyi etmesiyle meşhur bir kimsedir. Peygamber olduğu söylenmekle
birlikte bu, kesin olarak bilinmemektedir. Lokman Hekim'in adı, dert ve derman
konularının işlendiği iki şiirde zikredilmiştir: "Namanğan Gatığı"
(301/2) ve "Lokmanıñ Yaaşı" (302).
Puşkin'in ismi, "Mihaylovskoye Obasında
Okalan Goşğı" (214) adlı şiirde geçer. Aleksandr Puşkin (1799-1837), 19.
yüzyılın en büyük Rus şairidir. Puşkin, aynı zamanda modern Rus edebiyatının
kurucusudur. Daha hayattayken çağdaşları üzerinde derin tesirleri olmuş;
kendinden sonra gelen birçok şair ve yazarı da etkilemiştir.
Atacanov'un da Puşkin'den etkilendiği
anlaşılmaktadır:
Kaakam maña bir sapar salkın saayada
Bir
enaayı erteki okaap beripdi.
Ağzın
açan oğlunıñ tolğunışını
Şonda
çala yılğıryaan kaakam görüpdi...
"Puşkin yazıpdır" diydi buu
poemaanı.
Şonda
eşitdim ilki Puşkin aadını.
Şondan
bääri yürekde yer aldı şaahıır.
Şondan
bääri okayaan yazan zaadını.
Okadıkça, şaahıırıñ dürli dünyääsi
Ovadandan ovadan nağışlar açyaar.
Gaanatlı goşğusından galkınyaan gövün
Ulı arzuvlar bilen asmaana
uçyaar...
(214/2,5-6)
Karun, Hz. Musa'nın peygamberliği sırasında
yaşamış ve malı ile gururlanarak haddini aştığı için çok kötü dururma düşmüş
bir kimsedir. Karun'un ismi, açgözlülük ve cömertlik gibi konuların işlendiği
"Harsıdünyää" (331/1-2) adlı şiirde zikredilmiştir.
Kemîne, XIX. yüzyılda yaşamış ve hiciv türünde
yazdığı şiirlerle meşhur olmuş bir Türkmen şairidir. Kemîne'nin ismi,
"Şaatlan Yürek Şaatlanmaağa Hakıñ Baar" (39/2) ve "Mele Şlyapalı"
(90) adlı şiirlerde geçer. Çehov'un adı, "Guşğı Galası (335-ğ)"nda
zikredilmiştir. Anton Pavloviç Çehov (1860-1904), modern hikâye ve dramın ilk
önemli temsilcilerinden biri olarak bilinen Rus yazarıdır. Onun asıl başarısı,
insanların ortak yönlerini yakalamak ve bunları eserlerine yansıtmak olmuştur.
Ona göre insan, hangi sosyal sınıftan olursa olsun, her şeyden önce insandır.
Don Kihot (Don Kişot), İspanyol romancısı Miguel de Cervantes (1547-1616)'in
roman kahramanıdır. O, kendisinin seyyar silâhşörlerin sonuncusu olduğuna
inanır. Döner kollu devler sandığı yel değirmenlerine saldırmasıyla meşhurdur.
Don Kişot'un adı, kendini sanata vererek gündelik işlerle ilgilenmeyen ve günlük
hayatın dışında kalan bir insanın konu edildiği "Mecnuun" (152)
isimli şiirde zikredilmiştir.
Samed Vurgun (1906-1956), meşhur Azerbaycan
şairidir. Vurgun'un adı, "Sallançağım Sähraa Meniñ" (330/2) adlı
şiirde geçer. Ataköpek Merğen, yirminci
yüzyıl Türkmen halk şairidir. Atacanov'un babasının yakın arkadaşı olan
Ataköpek Merğen'in adı, "Ataamıñ Aayası" (65) adlı şiirde geçer.
Şair, babasının Merğen'i davet ettiğinde ona bir bent söylettirerek teselli
bulduğunu ifade eder:
Öymüze
gelende iişçi, student,
Görerdi
yamalı, yırtık yorğanı...
Teselli
tapardı aytdırıp bir bent,
Çaağıranda
Ataköpek Merğeni.
(65/8)
N. Sarıhanov (Nurmırat Sarıhanov), yirminci
yüzyıl Türkmen hikâyecisidir. Atacanov'un babasının ahbabı ve asker arkadaşı
olan yazarın ismi, "Gün bilen
Ballada" (149) adlı şiirin ithaf kısmında geçmektedir: "Kaakam bilen
bile söveşe giden yazıcı N. Sarıhanovıñ hatıırasına". Göroğlı, Türk dünyasının
birçok yerinde bilinen bir destan kahramanıdır. Köroğlu'nun adı, "Guşğı
Galası (335-h)"nda anılır. Meñli Han, büyük Türkmen şairi Mahtumkulu'nun
sevgilisidir. Meñli Han'ın adı, "Yekelik (114)"te zikredilmiştir.
Asıl adı "Ebû Adî bin Abdullah bin
Said" olan Hatamtay (Hâtem-i Tâî), Arap kabilelerinin büyük şahsiyetlerinden
ve şairlerindendir. Cömertliği ile meşhurdur. Hâtem-i Tâî'nin ismi, açgözlülük
ve cömertlik gibi konuların işlendiği "Harsıdünyää" (331/1) adlı
şiirde zikredilmiştir. Asıl adı "Kays" olan Mecnun, "Leylâ ile
Mecnun" hikâyesinin erkek kahramanıdır. Mecnun'un ismi, "İndibiir
Aağlatma" (183) adlı şiirde geçer. Gitler (Adolf Hitler), İkinci Dünya
Savaşı'nın çıkmasına sebep olan Alman
başbakanıdır. Hitler'in ismi, "Ataamıñ Aayası" (65) adlı şiirin
İkinci Dünya Savaşı'yla ilgili bir dörtlüğünde anılmıştır. Kolumb (Christopher
Colombus), 1492 yılında Amerika'yı keşfeden kişidir. Kristof Kolomb'un ismi,
"Yazlııñ Köprüsi" (56) adlı şiirde geçer.
b. Ülke, Yer ve Topluluk İsimleri Ülke İsimleri: Atacanov'un şiirlerinde
yer verdiği ülke isimleri ve bunların sıklıkları aşağıdadır: Russiya/Orusyet
(17 defa), Türkmenistan (11 defa), Ukrain/Ukraina (4 defa), Eyran (3 defa), Ovğanıstan (3 defa), Gürcüstan (1 defa), Hıtay "Çin" (1 defa), Moldaviya (1
defa), Özbeğistan (1 defa), Vyetnam (1 defa). Yukarıda, özel isimlerin
birçoğunun, tarihî olayların konu edildiği "Guşğı Galası" (335/a-z)
adlı uzun şiirde geçtiğini belirtmiştik. Bu şiirde "Russiya" kelimesi
on dört defa, "Orusyet" ise iki defa
kullanılmıştır. "Orusyet", ayrıca bir defa da "Aal Şapak
Aydımları (279-a)"nda geçmiştir. "Russiya" kelimesiyle çok defa
"Çarlık Rusyası" kastedilmiştir.
Şairin doğup büyüdüğü ve havasını teneffüs
ettiği Türkmenistan ise, birçok şiirde geçmektedir. Bu şiirler şunlardır:
"Şaatlan Yürek Şaatlanmaağa Hakıñ Baar" (39/1-2), "Gülaabı"
(60), "Yaroslavl Meydanında" (115), "Türkmenistanım Meniñ"
(248), "Dilber bilen Dildara" (300), "Çöl Işıkları"
(328/3), "Guşğı Galası" (335-s). Atacanov'un şiirlerinde adları geçen
diğer ülkelerden Ukrayna, Gürcistan, Moldavya ve Özbekistan; eski Sovyetler Birliği üyeleridir. Ancak bu gün hepsi
bağımsızdır. Şiirlerde adları anılan öbür ülkeler Orta ve Uzak Doğu'da
bulunmaktadır: İran, Afganistan, Çin ve Vietnam. Şairin dünyası Avrupa, Amerika
ve Afrika gibi kıtalarda bulunan ülkelere
kapalı kalmıştır.
Yer İsimleri: Atacanov'un kullandığı yer isimleri şunlardır:
Aşğabat (30 defa), Guşğı (28 defa), Garağum (20 defa), Murğap (15 defa), Tähran
(14 defa), Marı (12 defa), Amı/Amıderya (10 defa), Daşkent (9 defa), Moskva (8
defa), Türküstan (7 defa), Ceyhun (6 defa), Çärcev (6 defa), Hazar/Kaspi/Bahrı
Hazar (7 defa), Pövrize (6 defa), Namanğan (4 defa), Sumbar (3 defa), Yediöküz
(3 defa), Volga (3 defa), Berlin (3 defa), Aladağ (2 defa), Daşhovuz (2 defa), Aziya/Orta Aziya (2
defa), Almaata (1 defa), Andican (1 defa), Badhız (1 defa), Bağdat (1 defa),
Bakcasaray "Bahçesaray" (1 defa), Baku (1 defa), Baltika
"Baltık" (1 defa), Baykonur (1 defa), Buhara (1 defa), Çınma Çın
"Çin ü Maçin" (1 defa), Dnyepr (1 defa), Don (1 defa), Ferğana (1
defa), Hıva (1 defa), Issık Köl (1 defa), Kavkaz "Kafkasya" (1 defa),
Köpetdağ (1 defa), Lebap (1 defa), Leningrad (1 defa), Tyanşan (1 defa), Maşat
"Meşhed" (1 defa), Mekge (1 defa), Nebitdağ (1 defa), Tövriz
"Tebriz" (1 defa), Yalta (1 defa).
Bu yer adlarının birçoğu, Türklerin yoğun
olarak yaşadığı bölgelere aittir: Aşğabat, Guşğı, Garağum, Murğap, Marı,
Amı/Amıderya, Daşkent, Türküstan, Ceyhun, Çärcev, Hazar/Kaspi/Bahrı Hazar,
Pövrize, Namanğan, Sumbar, Yediöküz, Aladağ, Daşhovuz, Aziya/Orta Aziya,
Almaata, Andican, Badhız, Bakcasaray, Baku, Baykonur, Buhara, Ferğana, Hıva,
Issık Köl, Kavkaz, Köpetdağ, Lebap, Tyanşan, Volga, Nebitdağ.
Şairin zihni, daha ziyade Türklerin yaşadığı
bölgelerle meşgûl olmuştur. Türklere ait yer adlarından sıklığı en yüksek
olanlar ise, Türkmenistan coğrafyasıyla ilgilidir.
Eski Sovyet sınırları içerisinde Türklerin
yaşamadığı bölgelere ait yer adlarının sayısı ise oldukça azdır: Moskva,
Baltika, Dnyepr, Don, Leningrad, Yalta.
Eski Sovyet sınırlarının dışında kalan yerlere
ait isimler şunlardır: Tähran, Berlin, Bağdat, Çınma Çın, Maşat, Mekge, Tövriz.
Bu isimlerden üçü, Türkmenistan'a komşu olan
İran'la ilgilidir. Batı dünyasına ait tek yer adı olan "Berlin",
İkinci Dünya Savaşı'yla alâkalı bir şiirde geçer: "Saklan Uçup Baryaan Aakca
Kepderi" (7/3).
Topluluk İsimleri: Atacanov'un şiirlerinde kullandığı topluluk adları
aşağıdadır:
Türkmen (44 defa), İñlis "İngiliz"
(20 defa), Orus/Rus (11 defa), Gırğız (4 defa), Özbek (2 defa), Arap (2 defa),
Täcik (2 defa), Gazak (1 defa), Grek "Yunan" (1 defa), Gürci (1
defa).
Atacanov, diğer topluluk adlarına göre
"Türkmen" kelimesini oldukça
yüksek bir sıklıkla kullanmıştır. Şairin kullandığı topluluk adlarından dördü
Türk boylarına aittir: Türkmen, Gırğız, Özbek, Gazak. İki topluluk adı, Batı
dünyasıyla ilgilidir: İñlis, Grek. Bunlardan "İñlis", bolşeviklerin
ve onlara karşı savaşanların mücadelelerinin konu edildiği "Guşğı
Galası" (335/a-z) adlı şiirde; "Grek" ise, eski Yunanların ölüm
düşüncesinin eleştirildiği "Aadam Gaytalanmayaar" (278) adlı şiirde
geçmiştir. Bolşeviklere karşı savaşanlara yardımda bulunan İngilizlerin adı,
"Guşğı Galası"nda sık sık zikredilmiştir. Atacanov'un şiirlerinde
geçen diğer topluluk adları şunlardır: Orus/Rus, Arap, Täcik, Gürci. Bunlardan
üçü, eski Sovyet sınırları içerisinde yaşayan ve Türk olmayan milletlere
aittir. Şairin kullandığı özel isimlerden şu sonuçları çıkarabiliriz:
Atacanov, şiirlerini Batı dünyasına kapalı bir düzlemde yazmıştır. Kullandığı
özel isimlerin birçoğu, eski Sovyet sınırları içerisinde bulunan yerler ve
buralarda yaşamış olan kişilerle alâkalıdır. Şair, eski Sovyet sınırları
içerisinde Türklerin yoğun olarak yaşadığı yerlerle ilgili özel isimlere
oldukça fazla yer vermiştir. Şiirlerde eski Sovyet sınırlarının dışında kalan
yerler ve buralarda yaşayan milletlerle
ilgili özel isimler de bulunmaktadır. Bunlar, İslâm ülkeleri ve Uzak Doğu'yla
alâkalıdır.
C. CÜMLE
Cümle; bir duygu, düşünce veya olayı tam
olarak ifade eden dil ögesidir. Bu sebeple, bir şairin üslûbunu tesbit etmek
için mutlaka onun kullandığı cümlelerin incelenmesi ve kendine özgü seçimin
tespit edilmesi gerekir. Şairlerin kelime seçiminde gösterdiği titizlik ve
kelime seçiş biçimi üzerinde bu güne kadar çok durulmuştur. Ancak onların ne
tür cümleleri tercih ettikleri, pek incelenmemiştir. Oysa her şair, seçtiği
kelimeleri cümleye farklı şekilde yerleştirmekte ve onlara kendine özgü bir
ruh kazandırmaktadır.
Atacanov'un şiirlerinde mana genellikle
kesintiye uğramamaktadır. Ancak şair, aşağıdaki örneklerde eksik/kesik
cümleler kullanmıştır. Bu cümlelerin kullanılmasında heyecan, kişinin
muhatabına açılamaması, anlatılan konunun gizliliği ve dikkati dağıtan dış
şartlar etkili olmuştur:
Belki,
ece...Belki, menem şuu giice...
Emmaa oğluñ garaamata gol goymaz.
.................................
(89/6)
..................
- Gazı gutardı mı?
- Gutaar niirede!
- Gaydıp gelääyipsiñ... Biziñ tiirede...
- Esek miiraap bilen çaknışdık, ece.
- Tooba, tağsıır, tooba! Eyğilik bolsun!
- Bövet bascak boldı meniñ baadıma.
Goy, öözem yaaşlığnı yaadına salsın.
(326/1/2)
-
Oğlum, yene yeke goycak mı meni?..
Garağızam göz dikipdi yooluña...
Gepleşipdik: gazı gutaran güni