HAKTAN BADE İÇEN ŞAİRİMİZİN  “DEDİLER”

ŞİİRİ ÜZERİNE BAZI NOTLAR

 

Öncelikle şunu açıklayalım. Türkmenler Mahtumkulu’ya neden Haktan içen şair diyorlar? Haktan içen şair demek nedir? Yanlış anlaşılmaması için hemen şunu belirtmek gerekiyor ki bu satırda Türkmenler  “bade” sözcüğünü kullanmazdan sadece Haktan içen diyorlar, ama aslına bakarsak, “Haktan bade içen şair” olacaktır. “Bade” sözcüğü  “Fincanı taştan oyarlar, İçine bade koyarlar” denilen Halk Türküsünde de geçmektedir. Bade sözcüğünün buradaki Türkçe ve Türkmence anlamı şarap, içkidir, Türkmence’de şarap, içki konulmak için kullanılan kadehe de bade derler.

Tasavvufi Türk Edebiyatının tarihinde Haktan dokuz kere bade içen bir şair olarak ilk sırada gösterilebileceğiz Türkmen temsilcilerinden Mahtumkulu’nun “Dediler” şiiri 17 beyitten ve toplam 68 satırdan oluşmaktadır.  Hemen ilave edelim ki, sıradan bir şiir değildir “Dediler” şiiri, 18 yerde “dediler” sözcüğünün geçtiği bu şiirde Mahtumkulu’ya ne demişler, ne zaman demişler, kimler demişler, nerede demişler, niçin veya neden demişler?

İşte bunlar hakkında kısaca açıklama yaparak sizlere gücümün yettiği kadar bilgi vermek istiyorum. Bunları açıklığa kavuşturmak sanıldığı kadar kolay da değildir. Açıkçasını söylemek gerekiyorsa, bu şiirin konusu beni aşan bir konudur, fakat az da olsa bazı görüşlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu şiir bir meclisten, bir törenden söz etmektedir, aklımıza ilk gelen de şudur, acaba bu meclis veya bu tören şiir âleminde Mahtumkulu’ya üstün başarı diplomasını verme töreni mi?  Bunu hep beraber göreceğiz:     

Bir gice yaturdım tüning yarında

Bir dört atlı geldi yörgin diydiler.

Habermiz bar sanga fursat cayında,

Şol yerde ärler bar görgin diydiler.

 

Yorumu: şair uyurken bir rüya görür. Rüyasında onun evine dört kişi gelir. Gecenin yarısı, gelen kişiler de atlıdır, sana bizim bir haberimiz var, hadi gidelim derler. Gidecek yer de belli Fırsat cayı (Fırsat evi), orada ärlerin (erenlerin, pirlerin) de bulunduğunu söylerler.

Zamanı: Gece yarısı; Tünün yarı = gecenin yarısı = her şey sakinlik durumda. Erenlerin, pirlerin kapı kapı dolaştığı bir zamandır. Erenler ne isteğin varsa verdiği bir zamandır.

Mekânı: ev ve fırsat cayı; Fırsat evi, tasavvuf inancına göre, insanoğlu maksadının, hedefinin, arzu isteğinin gerçekleştirildiği bir mekândır.

İnsan: şair Mahtumkulu ve dört atlı kişi; (toplam 5 kişidir) bunlardan dördü hakkında kesin bilgi verilmemektedir. Acaba neden dört kişi, dört sayısı hakkında şunu belirtebiliriz. Dört Müslümanlıkta kutsal bir sayıdır.  Acaba neden atlı? Belki at gökyüzüne yolculuktaki ayak ulağıdır. 

Nedeni: haber, erenleri görmek; özel bir haber, erenlerin haberi.

 

Nazarım yetüşgeç şol tört merdana,

Könglüm cuşa geldi başım gerdana.

Şu vaktda bar mıydı iki divane,

Durma oğlan anda barğın diydiler.

 

Yorumu: şair gelen dört atlıyı görüp, heyecanlanır,  gurur duyar. Bu arada iki divane de görünür. Onlar, şaire “durma, git” derler.

  Zamanı: Gece yarısı;

Mekânı: evden fursat cayına (anda);

İnsan: şair; tört merdana ve iki divane;(toplam 7 kişidir), divanelerin kim olduğu da kesin değildir.

Neden: gönlü coşmak, başı gururlanmak.

İşaret:  durma, git. (iki divanenin söylediği söz)

 

Şol iki divane tutdı kolumdın,

Aldılar, gitdiler durgan yerimden.

Bir işaret boldı şol vakt yanımdan,

Sayramda boluban durgın  diydiler.

 

Yorumu: iki divane şairin kolundan tutar ve durduğu yerden Sayram’a götürürler. Bu sırada bir işaret ederler ve Sayramda durmayı isterler. Sayram bir durak olacaktır ki, oraya erenler gelecektir. Acaba, bu Sayram neresi, bizim bildiğimiz Ahmet Yesevi’nin doğduğu Sayram mı? Başka neresi olabilir ki?

Zamanı: Gece yarısı;

Mekânı: ev ve şairin durduğu yerden Sayram’a kadar yolculuk;

İnsan: şair ve iki divane; (toplam 3 kişi);

Neden: kolundan tutup alıp gitmek.

İşaret:  bir işaret olmak; durgun dediler.

 

Oturıpdık çıkdı iki pirzade,

Gözindin yaş akar ağzı duada.

Hu hak diyip çıkdı altı piyade,

Adem indi gelür durgın diydiler.

 

Yorumu: Orada otururken iki pir zade çıkar. Gözlerinde yaş, dillerinde dua. Bunun ardından “Hu hak” diye altı piyade görünür. Bunlardan sonra ise Hazreti Âdem’in geleceğini söylerler. 

Zamanı: Gece yarısı;

Mekânı: şair ile iki divanenin oturduğu yer;

İnsan: şair, iki divane ve iki pirzade ve altı piyade;

Neden: gözyaşı, dua, hu hak.

İşaret:  Âdem gelecek.

 

Bir tört atlı geldi barı sebze-baz,

Asaları yaşıl atı tebil-baz.

Meclising halkasın böyle kurmang az,

Adem köpdür gingdin kurgın diydiler.

 

Yorumu: Yine oraya dört atlı gelir. Hepsinin üzerinde yeşil giyim bulunmaktadır. Onların ellerindeki asalarının rengi de yeşildir. Onların atları da neşelidir. Bunlar meclis halkasının dar olduğunu, meclise çok insanların katılacağından dolayı geniş yapılmasını söylerler. Yeri gelmişken şunu da açıklayalım. Yeşil, renkler sözlüğünde Tanrı ile doğayı birleştiren bir renk olarak da tanımlanıyor. Ayrıca, sonsuz yaşam ve ruhun yeniden canlanmasını gösteriyor. Yeşil renk İslam’da daha yaygın anlamlar içeriyor. Başta cennetin simgesi, ümit ve murat rengi oluşundan söz edilir. İslam’ın sancağı, Hz. Muhammed’in mantosu yeşildir, kendilerinin simgesel rengi simgesel parlak yeşil olmuştur.   

Zamanı: Gece yarısı;

Mekânı: Sayram, meclis halkası;

İnsan: şair ve tört atlı, insan;

Neden: sebze-baz; asaları yeşil; atları tebil-baz.

İşaret:   halkayı geniş kurmak.

 

 Daşdın çıkdı altmış atlı gördiler,

Muhammed diyp barı karşu bardılar.

Sağlık selametlik bir bir sordılar,

Durmang uluğ caya yörgin diydiler.

Yorumu: Yine oraya at üstünde bulunan altmış kişi gelirler. Bundan sonra da Muhammed peygamber görünür ve orada bulunanların hepsi ona doğru yürürler. Onunla selamlaşırlar ve hal hatır soruşurlar. Ulu caya giderler.  

Zamanı: Gece yarısı;

Mekânı: Sayram, meclis halkası; ulu cay;

İnsan: şair ve tört atlı, iki divane, iki pirzade, altmış atlı, Muhammed peygamber;

Neden: karşı almak, selamlaşmak, haber almak, hal hatır soruşmak;

İşaret:   ulu caya gitmek.

 

Bir atın ardına meni aldılar,

Sayramda şol caya gelüp diydiler.

Tamam, oturdılar, meclis kurdılar,

Oğlan manga ara yakın diydiler.

 

Yorumu:

Zamanı: Gece yarısı;

Mekânı: atın ardı, Sayram’daki cay;

İnsan: şair ve meclis halkasına katılımcılar;

Neden: tamamı oturmak, meclis kurmak.

İşaret:  arayı yakın etmek.

 

Alidür diydiler tutdı destimden,

Borya düşegim bar aldı astımdan.

Men bilmedim bir zat koydı üstümdin,

Yolukgan devrandur sürgin diydiler.

 

Yorumu:

Zamanı: Gece yarısı;

Mekânı: ev ve durgan yeri;

İnsan: şair ve Ali;

Neden: elinden tutmak, hasırdan dokunmuş olan döşeğini almak, üstünden bir şey koymak.

İşaret:  devran sürmek. ( katılımcıların söylediği söz)

 

Haydardın soraşdım barça ad-be-at,

Hazreti pıgamber oldur, bolma yat.

Ol Eslim Hacedür, ol Baba Züryat,

Ol Veysel Karandur bilgil diydiler.

 

Yorumu:

Zamanı: Gece yarısı;

Mekânı: meclis halkasında;

İnsan: şair ve Haydar; Hazreti peygamber, Eslim Hace, Baba Züryat, Veysel Karan

Neden: hepsinin atlarını soruşmak.

İşaret:  bilmek, tanımak (Haydarın söylediği söz)

 

Ol Bahaüddindür ol da bir ärdür,

Ol Zengi Babadur, ol da namdardur.

Evc söyenşip dura ol çehar-yardur,

Maksadıng ne bolsa algıl diydiler.

 

Yorumu:

Zamanı: Gece yarısı;

Mekânı: meclis halkasında;

İnsan: şair ve Haydar; pir Bahaüddin, ünlü Baba Zengi; çehar-yarlar.

Neden: atlarını sorumak.

İşaret:  maksadını almak (Hadarın söylediği söz)

 

Şol vaktda biyr iki duran şeyh ü şab,

Bu oğlana fata bering diydi Sab.

Ol otuz enbiya, ol otuz ashab,

Barısı şolardur bilgin diydier.

Yorumu:

Zamanı: Gece yarısı;

Mekânı: meclis halkasında;

İnsan: şair ve iki şeyh ü şab, Sab, otuz enbiya, otuz ashab.

Neden: atlarını soruşmak.

İşaret:  fata (fatiha) vermek; bilmek, tanımak (meclise katılımcıların söylediği söz)

 

Resul çagır aydar ya şah-ı merdan,

Eya Eslim Hace, ya Baba Selman.

Ebu Bekir Sıddık ya Ömer Osman,

Kulıng maksadını bergin diydiler.

 

Yorumu:

Zamanı: Gece yarısı;

Mekânı: meclis halkasında;

İnsan: şair ve Resul, Şah-ı Merdan; Eslim Hace, Baba Selman, Ebu Bekir Sıddık Ömer, Osman.

Neden: çağırmak, söylemek.

İşaret: kulun maksadını vermek ( Resul’ün söylediği söz)

 

Eslim Baba Selman buyrıldı merde,

Piyaleni tutup saldılar derde.

Gitdi aklım-huşum, yatdım şol yerde,

Arşda ferşde ne bar görgin diydiler.

 

Yorumu:

Zamanı: Gece yarısı;

Mekânı: meclis halkasında; şol yerde, arşda, ferşde.

İnsan: şair ve Eslim Hace, Baba Selman

Neden: piyaleyi tutmak, akıl huştan gitmek, kendini kaybetmek.

İşaret:  görmek, bilmek, tanımak.

 

Yel boldım yügürdim yering damarna,

Nazarım tokundı arşıng kemerne.

Cebrut aleminde celiling sırna,

Cezr sen özüng güle kargın diydiler.

 

Yorumu: Bundan sonra şair yeryüzünde rüzgâr gibi koşabilmektedir, baktığı tarafta da her şeyi görebilmektedir. Hatta tasavvufta Allah’a kavuşmanın üçüncü basamağı olarak bilinen Ceberut âlemine ulaşıp, büyüklük sırrının kökünü öğrenebilme imkânını, kendini olgunlaştırma fırsatını elde eder.     

Zamanı: Gece yarısı;

Mekânı: yerin damarı, arşın kemeri, cebrut âlemi;

İnsan: şairin kendisi, Celil.

Neden: yel bolmak, yüğürmek, koşmak,

İşaret:  kendini olgunlaştırmak, Cebrut âleminde Celil’in sırrını bilmek, güle karmak.

 

Nege hıyal etsem ele getürdim,

Nege baksam anga nazar yetürdim.

Bu hal ile men feragat yaturdım,

Yüzime tükürip kalgın diydiler.

 

Yorumu:

Zamanı: Gece yarısı;

Mekânı: meclis halkasında;

İnsan: şairin kendisi ve yüzüne tükürenler.

Neden:  İstediği şeyi elde etmek, nereye baktıysa her şeyi görmek.

İşaret:  yüzüne tükürmek (nazardan korumak amacıyla), kalkmak, kendine gelmek.

 

Resul çagır aydar ashablar sürüng,

Oğlanı uzadıng bir fata bering.

Buyurdı tört atla eltüng tapşırıng,

Getürgen cayında koygın diydiler.

Yorumu:

Zamanı: Gece yarısı;

Mekânı: meclis halkasından getirilen cay;

İnsan: şair ve Resul; ashaplar, dört atlı.

Neden: oğlanı (uzatmak) yolcu etmek, yolun açık olsun anlamında ak fatiha vermek, dört atlıyı görevlendirmek; adrese (eltüng) iletmek veya getirdiği yere (tapşırıng) teslim etmek.

İşaret: çağırmak, buyurmak. 

 

Turıp Mahdumkulı gözin açupdur,

Serine ne küyler gelüp geçipdür.

Hire ner dik ak köfükler saçıpdur,

Oğlan Allah yaring bolsun diydiler.

 

Sonuç:

Zamanı: Gece yarısı;

Mekânı: ev; şairin kendi evi;

İnsan: şairin kendisi, Mahtumkulu;

Neden: gözünü açmak, uykudan uyanmak, kendine gelmek ve hıyre ner dek seçilmiş olmak, örnek alınacak kadar durum almak.

İşaret:  bu durumda da hayırlılık dileğine sahip olmak.

 

Doç. Dr. Berdi Sarıyev, Ankara Üniversitesinin Türkmen Dili Öğretmeni