TÜRKMENLERİN RUHİ DÜNYASINDAKİ

MAHTUMKUU

 

Değerli dinleyenler!

 Mahtumkulu, her şeyden önce, “Haktan içen” bir şair olmakla birlikte, Türkmenlerin ruhi dünyasında O bir akıldardır, o bir  mugallımdır, o bir filosofdur, o bir öndengörücüdür, o bir geneşdardır, o bir sufidir, o bir alimdir, o bir ozandır, o bir destancıdır, o bir folklorcudur, o bir dilcidir, o bir kendi zamanının siyasetçisidir. Dolaysıyla O, bir  büyük Türkmen bilgini  olarak yaşamakta ve yaşatılmaktadır.

Bu nedenle  Türkmenler bağımsızlığının ön sırasındaki dönemi Cumhurbaşkanımız sayın Büyük Saparmurat Türkmenbaşı’nın “Türkmeniň Bäş Eyyamınıň Ruhi” adlı kitabında kesin bir şekilde açıkladığı gibi “Türkmen’in Mahtumkulu Eyyamı” olarak adlandırmakta ve Mahtumkulu Dönemi olarak kabul etmektedirler. Bu dönem Köroğlu Döneminin sonrası Bağımsızlık Döneminin ise öncesi bir eyyam olarak bilinmektedir.

Sizin de bildiğiniz gibi Türkmenlerin en bilinen yüksek okulu ve ilmi araştırma merkezi  de Mahtumkulu’nun adını taşımaktadırlar: Mahtumkulu Türkmen Devlet Üniversitesi ve Mahtumkulu Dil ve Edebiyat Enstitüsü.

Bağımsız Türkmenistan Devletinin uluslar arası,  en yüksek ve en kıymetli ödülü de “Halkara Mahtumkulu Bayragı”(Uluslar arası Mahtumkulu ödülü) olarak şairin adını taşımaktadır.

Evet, Türkmenlerin Mahtumkulusu  sıradan bir şair değildir. O, Haktan içendir, bade içendir, hem de dokuz kere. Tasavvuf tarihinde veya İslam mistisizminde böyle bir şair, yani dokuz kere bade içen şair olmuş mu  veya olmamış mı bu ilerde incelenmesi gereken bir konu olarak düşünüyorum.

Haktan içen şair demek nedir?

Mahtumkulu’ya “Haktan içen şair” denilmesi  kendi rüyasında dokuz  kere bade içmesi ile ilişkilidir. Bu duruma Türkmence bir ifade ile, “Dokuzu tam”, Türkçe bir ifade ile de bada içme konusunda dört dörtlüğe sahip olan bir şairdir. Böylece, Mahtumkulu, şiir alemine eli diplomalı gelmiş bir şairdir. Zamanımızın kısıtlı olduğundan dolayı bu dokuz kere bada içmenin sadece  üç tanesini açıklamayı uygun bulduk.

 

İlk Rüyası: “Turgul Diydiler” (c.I,s.14)

Zaman: Gece yarısı (Tünün yarında)

Mekan: fırsat cayı, seyran yeri, yerin damarı, arşın kemeri, Ceberut Alemi...

İnsan:  4 atlı, 2 divane , 2 pir zade, 60 atlı, Hazret-i Peygamber, 124 bin enbiya, Ali, Selim Hoca, Baba Züryat, Veysel Kara, Bahaveddin, Zengi Baba, Dört Çarıyar.

Sonuç: Fırsat cayına götürürler, üzerinden bir şey koyarlar, bade içirirler, okuyup üflerler, pata verirler (Fatiha anlamında), sonunda da Peygamberin söylemesiyle onu (Mahtumkulu’yu) dört atlı uğurlar, yolcu eder.

 

İkinci Rüyası: “Uçtum Yaranlar”(c.I, s.30)

Zaman:  Cuma gecesi (Anna akşamı).

Mekan:  Dünya, Kehkeşan, Kara bağlık yer, özge Alem.

İnsan: Çiltenler

Sonuç: Dünyaya gezi yapar, çiltenlerin elini öper, onların meclisine katılır, özge alemden bir ses duyar, cam ile sunulan şarabı içer, gönlünü aşktan, dilini sözden doldurur.

 

Üçüncü Rüyası: “Boldum Giryana”(c.I,s.61-62)

Zaman:  Sabah erken, ertir (sabah) namazından sonra.

Mekan:  Gök yüzü =Asman

İnsan: Hızır, İsa, Şahımerdan.

Sonuç: Üç eri görür, onlardan “dilinin açılmasına” yardım ister, onlardan biri şairin göğsüne vurur, ikincisi ise bıçakla yüreğini yarar, üçüncüsü de ağzına nefes koyar. Mahtumkulu’nun dili açılır, kana kana şarap içer, yedi çeşit sual-cevap alışırlar. En sonunda da “Biz üç kişi olarak senin üstadın olduk, Alemde adın daima destan olarak yaşasın” derler ve gözden kaybolurlar.

 

Şairin yazmalarındaki şiirlerinden,

 şiirlerindeki satırlarından,

 satırlarındaki sözcüklerinden (30.224 sözcük) yola çıkarak 

Türk Dünyası Edebiyatı için önemli olabileceğini sandığımız bazı görüşlerimizle konuşmamı bitirmek istiyorum:

1. O, destancı bir şairdir. Mahtumkulu kendi eserinde, el yazmasında, Şiirsel Destan Antolojisini hazırlamış ve 11 tane destan adına yer vermiş, bu destan kahramanlarının adını da (36 kere) pek çok şiirlerinde kullanmıştır.

Şairin Destan Antolojisi “İbrahim Sara” destanından başlar, “Aşık Garip” destanıyla da biter. Fakat, rivayet, hikaye gibi türlerini de buraya eklersek yüzün üstünde bir rakamla karşılaşabiliriz.

 

2.Şair Mahtumkulu eski zamanda, kendi zamanında tarihi belgelere dair bilgileri incelemeye çalışmış ve bu belgelerini önemli olduğunun farkına varmış, iyi anlamıştır. Kendinden sonrakilere ders olsun diye bir nüsha şiiri örnek vermiştir. İşte, şiiri.

Adı: “Aleme Belgilidir”. Bu şiirde şairimiz kendi kimliğini kendi eliyle ve şiirsel bir yöntemi kullanarak belirtmiştir:

 

 

 

“Bilmeyen soranlara aydıň bu garip adımız,

Aslı- Gerkez, yurdu - Etrek, adı- Magtımguludır.”

 

3. Doğum yeri olan Etrek’ten başlayıp Fransa’da biten bir coğrafya adlarının sözlüğüyle karşı karşıyız.

Rumistan ,Hindistan, Şam, Yunan, Irak, Bağdat, Çin, Maçin, Kengan, Mekke, Medine, Yemen, Habeş gibi yer-yurt, ülkelerin adlarını kullanan Mahtumkulu’nun şiirsel coğrafyasındaki isimlerin sayısını elimizdeki belgelere göre 258 tane olarak belirledik.

 

4. Mahtumkulu’nun “Bu Dünya” adlı şiiri bir şiirsel yöntemle çizilmiş Dünya Coğrafyası Haritasıdır.

Şiirde 15 devlete ait topraklar ve bunların yüz ölçümü hakkında bilgi verilmektedir.

 

5.Ahmet Yesevi’yi koruma hakkındaki ilk görüş Mahtumkulu’ya aittir, yani Hoca Ahmet Yesevi’nin adını yitirmemek, onun mektebini, ekolünü kurmak hakkındaki fikri Türkmenler ilk kez XVIII yy.’da Mahtumkulu’dan duymuşturlar:

 

“Çektigimdir gaygı-hasret,

Bu ne hadis, bu ne ummat,

Türkistan’da Hoca Ahmet-

Onun adı yitip barmış.

 

“Hiç kes tutmaz söze kulak,

Haksız yere boldum helak”...

 

Maalesef, adı dünyaya destan olması gereken şairimizi ancak yeni-yeni tanıtmaya başlıyoruz. Eksikliğimizi kabul ederek, atalarımızın sözüyle bitireyim : “Hiçten geç yagşı”.

 

Beni sabırla dinlediğiniz için teşekkür ederim.  

Doç. Dr. Berdi Sarıyev, Ankara Üniversitesinin Türkmen Dili Öğretmeni