SÖZLÜK
-A-
aban- (aaban-): Abanmak, üzerine eğilmek.
abray (aabray): 1.İtibar, nüfuz. 2.Şan, şöhret, ün, tanınma.
aca- (aaca-): Acılaşmak, acımak.
acal: Ecel, ölüm.
acap: bk. acayıp.
acayıp (acaayıp): 1.Görkemli, muh- teşem, debdebeli. 2.Mükemmel, şahane, enfes, çok iyi, çok güzel.
acı (aacı): Acı.
aç (aaç): Aç.
aç-: 1.Açmak. 2.Keşfetmek. 3.Yazmak, sermek (sofra vb.).
açar: Anahtar.
açgöz (aaçgöz): Aç gözlü.
açık: 1.Açık. 2.Temiz, saf, duru.
açıklık: Açıklık.
açıl-: 1.Açılmak. 2.Parlamak, aydınlanmak.
açlık (aaçlık): Açlık.
adağlı (aadağlı): Nişanlı, sözlü.
adalat (adaalat): Adalet, doğruluk, hak.
adam (aadam): Adam, insan.
a. bol-: 1.Büyümek, yetişmek,
adam olmak. 2.Akıllanmak.
a. et-: Besleyip büyütmek, yetiştirmek,
adam etmek.
adamı (aadamıı): İnsanoğlu, insan.
adat (aadat): 1.Gelenek, âdet. 2.Alışkanlık, huy.
adatça (aadatça): Âdet olduğu üzere, genellikle.
adıl: Adaletli, adil, insaflı.
adıllık: Adaletlilik, adillik, insaflılık.
adyutant: Yaver.
agent: 1.Acenta. 2.Ajan, casus.
agronom: Tarım uzmanı.
ağ- (aağ-): 1.Aşmak. 2.Yükselmek, ağmak.
ağa (aağa): 1.Ağabey. 2.Amca. 3. Ağa, bey.
ağaç: 1.Ağaç. 2.Tahta.
ağar- (aağar-): 1.Ağarmak. 2.Solmak.
ağdar- (aağdar-): 1.Döndürmek, çevirmek. 2.Devirmek, yıkmak. 3.Düşürmek...4.Dökmek.
5.Boşaltmak. 6.Karıştırmak.
ağı (aağı): Ağlama, ağlayış, ağıt.
ağıçı (aağıçı): Ağıtçı; yas törenlerinde yüksek sesle bir şeyler söyleyerek
ağlayan kişi.
ağıl (aağıl): Ağıl.
ağın: 1.Bütün, hep. 2.Baştan başa, baştan aşağı.
ağır: 1.Ağır. 2.Zor, güç, sıkıntılı.
ağır- (aağır-): Ağrımak.
ağırlık: Ağırlık.
ağız: Ağız.
ağla- (aağla-): Ağlamak.
ağlan- (aağlan-): Ağlanmak.
ağlaş- (aağlaş-): Ağlaşmak.
ağlat- (aağlat-): Ağlatmak.
ağram: Ağırlık.
ağşam: Akşam.
ağşamara (ağşamaara): Gün batımı, akşamleyin, akşam üzeri.
ağtar-: 1.Aramak. 2.Yoklamak, karıştırmak.
ağtık: Torun.
ağza (ağzaa): 1.Organ, aza. 2.Öge. 3.Üye, aza.
ağza-: Anmak, bahsetmek, zikretmek, söz etmek, ima etmek.
ağzıbirlik (ağzıbiirlik): Uyum, yekvücut olma, söz birliği.
ah (aah): İnleme, sızlama.
ah: Ah, vah, aman, heyhat, yazık!
ahır (aahır): Nihayet, sonunda, artık.
ahırı (aahırı): 1.Artık, nihayet, sonunda. 2.Daha.
ahırın
(aahırıın): bk.
ahır
ahırsoñı (aahırsoñı): En sonunda, nihayet.
ahlak: Ahlâk.
ahmır: Ham hayal, gerçekleşmesi zor amaç.
ahval (ahvaal): Durum, hâl.
ajdarha (ajdarhaa): Ejderha, büyük yılan.
ak (aak): Ak, beyaz.
ak-: Akmak.
akademik: Akademi üyesi.
akgınlı: Akıcı.
akıl: Akıl.
akıl ber-: Akıl vermek, öğüt vermek, yol göstermek.
akıldar (akıldaar): Mütefekkir, fikir adamı, düşünür.
akım: 1.Akıntı, akım. 2.Yol, yöntem, metot.
aklık (aaklık): 1.Aklık, beyazlık. 2.Ücret.
akmak: Budala, ahmak, aptal.
aksakgal
(aaksakgal): Yaşlı, ihtiyar.
al-I (aal): Al, kırmızı.
al-II (aal): 1.Hile. 2.Cin, peri.
al-: 1.Almak. 2.(Yol) almak. 3.Kabul etmek. 4.Alıp gitmek.
ala (aala): 1.Ala, alacalı. 2.Elâ. 3.Değişik, türlü, çeşitli.
alaç (alaaç): Çare, kurtuluş, çıkış yolu.
alada: Tasa, kaygı, sıkıntı, endişe.
alamat (alaamat): 1.Alâmet, işaret, iz, eser, nişan, belirti. 2.Alâmet, vasıf.
ala-mula (aala-muula): Ala bula.
alañ: Küçük tepe, tümsek.
173
alasman
(aalasmaan): Gök yüzü, gök.
alav: Alev, meşale, şule.
alcıra-: Şaşırmak.
alça: Kızıl erik.
alçak: 1.Nazik, nezaketli. 2.Müşfik, şefkatli.
alda- (aalda-): Aldatmak, yalan söylemek.
aldan- (aaldan-): Aldanmak.
aldavçılık (aaldavçılık): Aldatıcılık, hilekârlık.
aldır-: 1.Aldırmak, kaptırmak. 2.Harap ettirmek, yok ettirmek.
alım (aalım): Alim, bilgili, bilgi sahibi.
alın (aalın): 1.Alın. 2.Ön, öndeki.
alın-: 1.Alınmak, edinmek. 2.Ele geçirilmek, elde edilmek.
alıp bar-: Çok etkilemek, iliğine işlemek.
alıp çık-: Kurtarmak.
alış-: 1.Değişmek. 2.Karşılıklı almak.
alkım: 1.Çene, gerdan. 2.Birinin yanı, yakını.
alkış: Minnettarlık, minnet, şükran, teşekkür.
a. et-: Teşekkür etmek, şükretmek.
Alla (Allaa): Allah.
Allatağala (Allaatağaalaa): Allahü Tealâ.
alma: Elma.
almaz: Elmas.
174
alñasa-:
Acele etmek, telâşlanmak.
alp:
Alp, yiğit, kahraman.
altı: Altı
altın: Altın.
amal: Tarz, usul, yol, yöntem.
a. et-: Gerçekleştirmek, yerine getirmek, hayata geçirmek, tahakkuk ettirmek.
aman (amaan): 1.Sağ salim, sağ. 2.Sağlam, sıhhatli. 3.Yardım, imdat.
amana gel- (amaana gel-): Dize gelmek, baş eğmek, boyun eğ-mek.
amanat: Emanet.
amatlı (aamatlı): Elverişli, uygun, müsait, münasip.
ammar: Ambar, depo.
anbar: Amber.
anık: 1.Açık, aydın, belli, anlaşılır. 2.Tam, eksiksiz. 3.Doğru.
anna (aanna): Cuma.
ant iç-: Yemin etmek, ant içmek.
añ (aañ): 1.Fikir, düşünce, mantık. 2.İdrak, kavrama, sezme. 3.Akıl, zekâ.
añ- (aañ-): 1.Anlamak, kavramak. 2.İdrak etmek, şuuruna varmak.
añlat- (aañlat-): Anlatmak, ifade etmek.
añlı (aañlı): Anlayışlı, ferasetli, zeki.
añrı: 1.Öte, arka. 2.Aşkın, fazla.
añsat (añsaat): Kolay, basit, hafif.
añzak: Şiddetli soğuk, ayaz.
apat (aapat): 1.Dert, belâ. 2.Felâket, afet. 3.Kötü şey.
apbası (apbaası): Kadın elbisesinin önüne takılan, yaprak gibi yassı, gümüşten yapılmış süs, ziynet.
apı-tupan (aapı-tupaan): 1.Kasırga, fırtına, deprem. 2.Kavga, hırgür.
ar (aar): 1.Öç, intikâm. 2.Ar.
ar- (aar-): Yorulmak.
ara (aara): Ara, aralık, mesafe.
ara- (aara-): 1.Aramak. 2.Özen göstermek, titiz davranmak.
araba: (Motorsuz) araba, kağnı.
arada (aarada): 1.Arada sırada, bazen. 2.Son günlerde, yakında, yakın zamanlarda. 3.Arada, ortada.
aralaş- (aaralaş-): 1.Girmek, gelmek. 2.Karışmak, müdahale etmek.
aralık (aaralık): 1.Aralık, mesafe. 2.Herkese âit, umumî.
aram tap- (aaram tap-): Sakinleşmek, yatışmak, rahatlamak, huzur bulmak.
aranı aç- (aaraanı aç-): 1.Uzaklaşmak. 2.Ayrılmak.
Arap:
Arap.
arassa: Temiz, saf.
arassalan-: 1.Temizlenmek. 2.Ayıklanmak.
arça: Çam.
ardın-: Öksürmek, öksürüp gırtlağını/boğazını temizlemek.
ardıncıra-: Sallanmak.
arğın (aarğın): Yorgun, bitkin.
arğınlık (aarğınlık): Yorgunluk, bitkinlik.
arı: Arı.
arka: Sırt, arka.
arkadağ (arkadaağ): Himaye eden, koruyucu, koruyan, gözeten.
arka dur-: Himaye etmek, korumak, kayırmak.
arkalı: Aracılığıyla, vasıtasıyla, sayesinde, yoluyla.
arkayın: Rahat, sakin, sessiz, telâşsız.
a. bol-: Rahat olmak, sakin olmak.
arla-: 1.Bağırmak. 2.Kükremek.
arman (armaan): 1.Gerçekleşmemiş arzu, emel. 2.Ham hayal. 3.Kin, öfke, gazap. 4.Heyhat, yazık, eyvah!
175
armanlı
(armaanlı): 1.İstediğini elde edemeyen, amacına ulaşamayan, muradına
eremeyen. 2.Üzgün, üzüntülü, acılı.
armaveri (aarmaaveri): Kolay gelsin!
armıt: Armut.
ar-namıs (aar-naamıs): Şeref, onur, yüz akı, namus, itibar.
arpa: Arpa.
arslan: Arslan.
arş: Arş; göğün en üst tabakası.
art-: Artmak, geriye kalmak.
artık: Fazla, fazlalık, artık, geriye kalan.
artıkmaç: 1.Fazla, gereğinden fazla. 2.İyi, güzel, mükemmel.
aruz:
Aruz.